12. Yılında Hrant Dink Davası | Yargılama Sürecinin Analizi

(Fotoğraf: Berge Arabian / AGOS)

19 Ocak 2007 tarihinde Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin yargılama 12. yılında 4’ü tutuklu, 10’u firari 85 sanıkla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Dink ailesi vekili Av. Hakan Bakırcıoğlu tarafından yargılama dosyasına sunulan dilekçelerden yararlanılarak hazırlanan aşağıdaki hukuki analiz, cinayetin öncesi süreçte Dink’in giderek hedef haline getirildiği atmosferi ve sonrası hukuki mücadeleyi özetliyor.

İçindekiler

I. Hrant Dink Cinayeti Öncesi Yaşananlar
II. Hrant Dink Cinayeti İşlenmeden Önce Devlet Görevlilerinin Sahip Olduğu Bilgiler
III. Soruşturma ve İncelemelerde Açığa Çıkan Belgeler
IV. İnceleme ve Soruşturmalarda Beyan Edilen Hususlar
V. Tetikçi Ogün Samast ve İlişkide Olduğu ‘Sivil’ Kişiler Hakkında Açılan Dava
VI. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı Görevlileri İle İlgili Yapılan İncelemeler ve Açılan Davalar
VII. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararına Dayanılarak Devlet Görevlileri Hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yapılan Suç Duyuruları ve Sonraki Gelişmeler Hakkında
1. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararı Uyarınca Devlet Görevlileri Hakkındaki 17.01.2011 Tarihli Suç Duyurusu
2. Devlet Görevlileri Hakkındaki 01.07.2013 Tarihli Suç Duyurusu
3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yetkisizlik, Görevsizlik Kararları İle Ergun Güngör ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Görevlilerinin Soruşturulması İçin İstanbul Valiliği’nin Soruşturma İzni Kararı Vermesinin Beklenmesi Kararı
4. İstanbul Valilik, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı İle Anayasa Mahkemesi Kararı
5. Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü İle Trabzon İl Jandarma Komutanlığı Görevlileri Hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Kararı ile HSYK 3. Daire Kararı
VIII. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Tarafından Yürütülen Soruşturma ve Soruşturmaların Birleştirilmesi
IX. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Tarafından Düzenlenen 04.12.2015 Tarihli İddianame, İddianamenin Kabulü Kararı, Davaların Birleştirilmesi, Dink Cinayetini Organize ve İcra Eden Örgüte Dair Soruşturmanın Ayrılması
X. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.10.2015 Tarihli ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ Kararı, Bu Karara Yönelik İtiraz ve İtirazın Reddine Dair Karar İle Anayasa Mahkemesi’ne Yapılan Başvuru
XI. Muammer Güler Hakkında 25.12.2015 Tarihli İçişleri Bakanlığı’nın ‘İhbar ve Şikayetin İşleme Konulmaması’ Kararı İle Danıştay Kararı
XII. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından Hrant Dink Cinayetini Organize ve İcra Eden Örgüte Yönelik Sürdürülen Soruşturma, Trabzon ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Görevlilerinin Tutuklanması


I. Hrant Dink Cinayeti Öncesi Yaşananlar

Hrant Dink, 5 Nisan 1996 yılında yayın hayatına başlayan Agos gazetesinin kurucularından olup, bu gazetenin aynı zamanda başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini de üstlenmiştir.

Agos gazetesinin 6 Şubat 2004 tarihli nüshasında Sabiha Gökçen’in yetimhaneden alınmış bir Ermeni olduğuna ilişkin iddiayı içeren bir haber yapılmıştır. Bu haber ilk başta olumlu veya olumsuz herhangi bir tepkiye neden olmamıştır.

21 Şubat 2004 tarihinde ulusal çapta yayın yapan bir gazete tarafından Agos gazetesinde yapılan bu habere atıfla “Sabiha Gökçen mi Hatun Sebilciyan mı” diye manşet atılmış ve haberde “Atatürk’ün manevi kızı ve ilk Türk kadın pilot Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu iddia edildi. Ermeni cemaatinin yayın organı Agos gazetesinde yer alan habere göre, Sabiha Gökçen 1915 olaylarında ailesini kaybettikten sonra bir yetimhaneye verildi ve ardından Atatürk tarafından evlat edinildi” denilmiştir.

Ulusal çapta yayın yapan bu gazetede haberin yapılmasından bir gün sonra 22 Şubat 2004 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından bu haberden hareketle Hrant Dink’e yönelik oldukça ağır ifadeler içeren bir basın açıklaması yapılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı tarafından bu basın açıklamasının yanı sıra MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile görüşülmüş ve Hrant Dink ile görüşmesi istenmiştir. Genelkurmay Başkanlığının bu isteği üzerine MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, MİT İstanbul Bölge Başkanı Hüseyin Kubilay Günay’ı arayarak Hrant Dink ile görüşülmesi talimatını vermiş, H.Kubilay Günay da İstanbul Valisi Muammer Güler’i aramış, taraflar bu görüşmenin İstanbul Valiliği’nde yapılmasını karara bağlamışlardır.

İstanbul Valisi Muammer Güler bu görüşme ile ilgili yardımcısı Ergun Güngör’ü ve MİT İstanbul Bölge Başkanı H.Kubilay Günay da Terörden Sorumlu Daire Başkanı Özel Yılmaz’ı ve memur Handan Selçuk’u görevlendirmiştir.

24 Şubat 2004 tarihinde de İstanbul Valiliğinde Ergun Güngör, Özel Yılmaz ve Handan Selçuk tarafından Hrant Dink ile [Hrant Dink’in “had bildirme” olarak tarif ettiği] görüşme gerçekleşmiştir. Bu görüşmede MİT görevlilerinin kimliklerinin deşifre olmaması talebine uygun olarak kimlikleri beyan edilmemiş, gizlenmiş ve MİT görevlileri Hrant Dink’e Ergun Güngör’ün yakınları olarak tanıtılmıştır.

Hrant Dink’in Agos gazetesinin 13 Şubat 2004 tarihli nüshasında yayımlanan [ulusal veya yerel gazetelerde ve televizyonlarda haber yapılmamış olan] yazısındaki  “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur” ifadesi, bağlamından koparılmak sureti ile 25 Şubat 2004 tarihinde Mehmet Soykan ve Recep Taner isimli kişiler tarafından suç duyurusuna konu edilmiştir. Mehmet Soykan tarafından Şişli C. Başsavcılığı nezdinde yapılan suç duyurusunda Hrant Dink ve Agos gazetesi Yazı İşleri Müdürü Karin Karakaşlı’ya yönelik “Türklüğe ve Aziz Türk Milletine Hakaret, İsyana ve Teröre Teşvik, Kışkırtma ve Bölücülük” suçlaması yöneltilmiştir.

Türk Ortodoks Kilisesi tarafından da Hrant Dink hakkında “Ermeni Kimliği Üzerine – Türk’ten Kurtulmak”  ve “Ermeni Kimliği Üzerine – Ermenistan’la Tanışmak” başlıklı yazıları nedeni ile İstanbul C. Başsavcılığı nezdinde ayrıca suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bu gelişmeleri takiben birtakım kişi ve kuruluşlar tek tip dilekçelerle Hrant Dink hakkında suç duyurusunda bulunmuş, bu suç duyurularının yanı sıra İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de Güvenlik Şube Müdürü imzası ile 2 Mart 2004 tarihinde Hrant Dink hakkında 13 Şubat 2004 tarihli yazısı nedeni ile suç duyurusunda bulunmuştur.

26 Şubat 2004 tarihinde Levent Temiz adlı kişi önderliğinde bir grup tarafından Agos gazetesi önünde eylem yapılmış, “Ya Sev Ya Terk Et”, “Bir Gece Ansızın Gelebiliriz” sloganları atılmış, basın açıklaması yapılmış, bu açıklamada “Hrant Dink, bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir” denilmek sureti ile Agos gazetesi önüne siyah çelenk bırakılmıştır.

3 Mart 2004 tarihinde de bu kez kendilerini “Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Federasyonu” olarak adlandıran bir grup tarafından Agos gazetesi önünde eylem yapılmıştır.

16 Nisan 2004 tarihinde Hrant Dink ve Karin Karakaşlı hakkında “Türklüğü Aşağılama” suçlaması ile iddianame düzenlenmiştir.

Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 7 Ekim 2005 tarihinde Hrant Dink hakkında ‘mahkumiyet’ kararı oluşturulmuştur. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu tarafından kararın bozulması yönünde talepte bulunulmasına rağmen Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından ‘mahkumiyet’ kararı 1 Mayıs 2006 tarihinde onanmıştır. Onama kararına Yargıtay C. Savcısı Eminağaoğlu tarafından 6 Haziran 2006 tarihinde itiraz edilmiş fakat Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11 Temmuz 2006 tarihinde oy çokluğu ile itirazı reddetmiştir.

Hrant Dink hakkında 2005 yılında “Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs Suçlaması” ile 14.10.2005 tarihinde dava açılmış ve bu davanın ilk duruşması da 16 Mayıs 2006 tarihinde görülmüştür.

Hrant Dink 14 Temmuz 2006 tarihinde Reuters Haber Ajansına: “‘Elbette bu bir soykırımdır’ diyorum, çünkü sonuç kendisini tanımlıyor ve adını koyuyor. 4 bin yıldır bu topraklarda yaşayan halkın bu olanlar ile birlikte artık ortadan yok olduğunu görüyoruz” şeklinde görüş vermiş ve bu görüş Agos gazetesinde de haberleştirilmiştir. Şişli C. Başsavcılığı tarafından bu beyan ve bu beyana dair haber nedeni ile Hrant Dink ve beraberinde Arat Dink ve Sarkis Seropyan hakkında 2006 yılı Eylül ayında “Türklüğü Aşağılama” suçlaması ile bir yeni dava daha açılmıştır.

Açılan davalarda adliye binası önünde Hrant Dink’e yönelik eylemler yapılmış, pankartlar açılmış, adliye binası içinde Hrant Dink’e yönelik fiziki saldırı girişimleri yaşanmıştır. Bu süreçte basın yayın organlarında Hrant Dink aleyhine birçok haber yapılmış ve yazı yazılmıştır.

Bursa’dan ‘Ahmet Demir’ adıyla Agos gazetesine bir mektup gönderilmiş ve bu mektupta: “Açık ilandır: Hrant Dink, oğlunu, seni ve Sarkis Seropyan’ı bir daha hiç konuşamamak üzere susturacağız. Önce oğlunu. Cesedini Ankara çıkışındaki jandarma bölgelerinin birinden alacaksın. Gestapo Türk.” denilmiştir. Hrant Dink’in avukatları 2 Şubat 2006 tarihinde bu tehdit ile ilgili Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunmuşlardır.

2004 yılından Dink cinayetinin işlendiği 19 Ocak 2007 tarihleri aralığında Ermeni ve azınlıklar meselesi ile ilgili yapılan etkinliklere yönelik saldırılar yaşanmış, 5 Şubat 2006‘da Trabzon İtalyan Katolik Kilisesi rahibi Andrea Santoro ayin sırasında öldürülmüştür.

2002-2007 yılları arasında ulusalcı-aşırı milliyetçi akımlarda artış meydana gelmiş, birçok dernek ve oluşum kurulmuş, Hrant Dink bu akım ve oluşumların doğrudan veya dolaylı hedefi olmuştur.

Hedef haline getirilmesi sürecinde Hrant Dink “Azınlık-Misyonerlik-Vatana ihanet” ve “Türklüğü aşağılama” suçlaması ile kurulan haksız hükümden sonra “Tescilli Türk düşmanı” gibi terimlerle anılmaya başlanmıştır.

2005 yılından itibaren Orhan Pamuk, Hasan Cemal, Murat Belge, İsmet Berkan, Elif Şafak, Aydın Engin ve yanı sıra birkaç aydın hakkında davalar açılmış ve bu davalarda da adliye binası içinde ve dışında olaylar yaşanmış, pankartlar açılmış ve bu olaylara ilişkin basın-yayın organlarında çok sayıda haber yapılmıştır.

Orhan Pamuk hakkında TCK m. 301 uyarınca “Türklüğe Hakaret” suçlaması ile açılan davanın duruşmasının görüldüğü 16.12.2005 tarihinde Şişli Adliyesi’nde iki yabancı gözlemci darp edilmiş, Orhan Pamuk çevik kuvvet koruması altında ancak adliye binasından ayrılabilmiş, bindiği araca saldırılmıştır. Adliye koridorlarında Orhan Pamuk ile destekçisi yerli ve yabancı konuklara “Yahudiler o tarafa, Türkler bu tarafa.” diye bağırılmış, adliye binası önünde “Türk Milleti Orhan Pamuk’tan hesap soracak.” sloganları atılmış ve bu duruşmayı izlemek üzere gelen Hrant Dink’e de: “Sen de ataların gibi hainsin.” diye bağırılmıştır.

Bu gelişmeler ve Hrant Dink’in, “Ve işte yine uçurumun kıyısındaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Kerinçsiz ekibiyle sınırlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyordum.” şeklinde sonuçlandırdığı yazısının Agos gazetesinde yayımlandığı 12 Ocak 2007 tarihinden bir hafta sonra, 19 Ocak 2007 tarihinde cinayet gerçekleşmiştir.

II. Hrant Dink Cinayeti İşlenmeden Önce Devlet Görevlilerinin Sahip Olduğu Bilgiler

Hrant Dink cinayeti ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayeti azmettirdiği iddiası ile gözaltına alınan Erhan Tuncel İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgusunda; Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı çalışan bir ajan olduğunu, Yasin Hayal’in ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığı bilgisini 2005 yılı Eylül-Ekim aylarında ilişkide olduğu İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerine aktardığını ve Dink cinayeti tasarısı ile ilgili istihbarat görevlileri ile birçok görüşme yaptığını beyan etmiştir.

Cinayette kullanılan silahı temin ettiği iddiası ile gözaltına alınan Coşkun İğci ise İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgusunda; Yasin Hayal’e silah temin etmediğini ve Yasin Hayal’e yardımcı olmadığını tam aksine Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığı, bu amaçla Hrant Dink’in evi ile Agos gazetesi çevresinde ve bu iki mekan arasındaki yol güzergahında keşifler yaptığı, kroki hazırladığı ve cinayette kullanmak amacı ile silah temin etmeye çalıştığı bilgilerini cinayetin işlenmesini engellemek amacı ile 2006 yılı Temmuz ayında ilişkide olduğu Trabzon il Jandarma Komutanlığı İstihbarat görevlilerine aktardığını, istihbarat görevlileri ile birçok görüşme yaptığını,  cinayetin işlenmesinin hangi yöntemle engellenebileceği konusunda öneride dahi bulunduğunu fakat Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin cinayetin işlenmesini engellemediklerini beyan etmiştir.

III. Soruşturma ve İncelemelerde Açığa Çıkan Belgeler

1- İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde Terör ve Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hakan Aydın Türkeli imzalı 2 Mart 2004 tarihli bir belge düzenlendiği, bu belgenin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Bakırköy ve Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gönderildiği ve bu belgede: “İlimiz Şişli İlçesi Pangaltı Halaskargazi Caddesi Sebat Apartmanı No.192 K.3 adresinde bulunan…Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant (Fırat) Dink tarafından kaleme alınan ’Sabiha Hatun’un Sırrı’ başlıklı Atatürk’ün manevi kızı merhum Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu iddiası haberi ve ‘Ermeni Kimliği Üzerine’ başlıklı yazı dizisi kamuoyunda hassasiyet uyandırmış 26.02.2004 günü Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Levent Temiz ‘Bundan sonra Hrant Dink hedefimizdir, Türk Milletinin Hedef Tahtasındadır’ şeklinde basına açıklamada bulunmuş, ayrıca Agos gazetesinin telefonlarını arayan kimliği meçhul kişilerce Hrant (Fırat) Dink’e yönelik ölüm tehdidinde bulunulduğu öğrenilmiştir” bilgilerinin bulunduğu görülmüştür.

2- Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’nün 17 Şubat 2006 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’na bir yazı gönderdiği, bu yazıda; 2004 yılı Ekim ayında Trabzon’da Mc Donald’s isimli işyerine yönelik el yapımı ve parça tesirli bomba ile saldırı düzenleyen Yasin Hayal’in Ermenilere karşı büyük bir kin beslediği, İstanbul ilinde ses getirecek bir eylem yapmayı planladığı, hedef olarak da Türkleri ve Türkiye Cumhuriyetini karalayıcı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle Hrant Dink’i seçtiği, maddi imkan sağladığı takdirde bahse konu eylemi gerçekleştirmek için İstanbul gideceği, eylem yapmayı tasarlayan Yasin Hayal’in Mc Donald’s isimli iş yerine yapmış olduğu eylem öncesinde de benzer söylemlerde bulunduğu ve Yasin Hayal’in tasarladığı eylemi yapabilecek bir yapıya sahip olduğunun belirtildiği bilgilerine ulaşılmıştır.

3- Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından 20 Ocak 2007 tarihinde saat 21:30’da düzenlenen, Giresun Bölge Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilen ‘Haber Kayıt ve Bildirim Formu’ olarak adlandırılan evrakta Yasin Hayal’in cinayet için İstanbul’da keşifler yaptığı, krokiler hazırladığı bilgilerinin yanı sıra cinayetin Ogün Samast tarafından işlendiği ve cinayette kullanılan silahın ‘Ardeşen el yapımı’ silah olduğu bilgilerine yer verildiği görülmüştür [Ogün Samast 20 Ocak 2007 tarihinde saat:22.45 – 23.00 sıralarında Samsun’da gözaltına alınmış, silah Ogün Samast’ın gözaltına alınması ile ele geçirilmiştir. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından 20 Ocak 2007 tarihinde düzenlenen, silah bilgisinin de yer aldığı ‘Haber Kayıt ve Bildirim Formu’ isimli evrakın düzenlediği saat ise henüz cinayette kullanılan silahın ele geçirilmesinden önceki bir saattir].

4- Hrant Dink hakkında açılan davaların görüldüğü, Hrant Dink’e yönelik eylemlerin yapıldığı tarihlerde Fransa Ulusal Parlamentosunda Ermeni meselesi ile ilgili yasa tasarısı 2006 yılının 10. ve 11.aylarında gündeme gelmiş ve tasarı Türkiye’de tepki ile karşılanmıştır.

Türkiye Ermenileri Patriği Mutafyan tarafından, Fransa Ulusal Parlamentosu’nda “Ermeni Soykırımını İnkar Edenlerin Cezalandırılmasını” öngören yasa tasarısının gündemde olduğu tarihlerde, 11 Ekim 2006 tarihinde İstanbul Valisi Muammer Güler’e hitaben bir dilekçe yazılmış ve dilekçede; gergin olan siyasi ve sosyal ortamın göz önünde bulundurularak Türkiye Ermenileri toplumuna ait okul, hastane, kilise ve tüm kurumların güvenliğinin sağlanması talep edilmiştir.

İstanbul Valisi Muammer Güler bu yazıyı gereği için 12 Ekim 2006 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne havale etmiştir. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde Emniyet Müdürü adına 12 Ekim 2006 tarihinde bir yazı kaleme alınmış, yazıda Türkiye Ermenilerine ait yerlerde daha önceki tarihlerde alınmış emniyet tedbirlerinin gözden geçirilmesi ve arttırılması istenmiş, bu yazı İstihbarat, Terörle Mücadele ve Koruma Şube Müdürlüğü’ne gönderilmesinin yanı sıra İstanbul’daki tüm İlçe Emniyet Müdürlüklerine de gönderilmiştir.  Bu yazıya  Ermenilere ait vakıf, kilise, okul, dernek vs. kuruluşlar adresleri de belirtilmek sureti ile [7] sayfalık evrak eklenmiştir. Bu evrakın “Ermeni Gregoryanlara Ait Müesseseler” başlığı ve “Şişli İlçesi” alt başlığı altında adresi de belirtmek sureti ile Agos gazetesi de yazılmıştır.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından da 12 Ekim 2006 tarihinde Fransa Ulusal Meclisi’nde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili görüşülen yasa tasarısının Türkiye’de eylemler yapılmasına neden olacağı öngörüsü ile muhtemel eylemler konulu bir tamim hazırlanmış, 81 İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve İstihbarat Şube Müdürlükleri uyarılmıştır. Bahse konu yazı ile;  Fransa Ulusal Parlamentosu’nda ‘Ermeni soykırımını’ inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısının gündeme gelmesinin ülkede hassasiyet yarattığı ve bu hassasiyetin provokatif eylemlere uygun bir ortam meydana getirdiği, gelişmeden etkilenebilecek şahısların, Fransa başta olmak üzere ‘Ermeni soykırımı’ iddialarını gündemlerine alan tüm ülkelerin temsilcilikleri ve ilişkili kurum-kuruluşlarına, Ermenilere ve Hristiyan ibadet yerlerine yönelik eylemler gerçekleştirebilecekleri, olası provokatif girişimler konusunda müteyakkız bulunulması istenmiş ve ‘aşırı tepki gösterebilecek grupların yakinen izlenmesine yönelik istihbari çalışmalara ağırlık kazandırılması’ talep edilmiştir.

IV. İnceleme ve Soruşturmalarda Beyan Edilen Hususlar

1- İstanbul Valisi Muammer Güler, Dink cinayetine ilişkin araştırma yapan TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu üyeleri ile yaptığı 3 Ocak 2008 tarihli görüşmede; Hrant Dink’e ilişkin yargılamalar sürerken birtakım sorunlar yaşandığını, yaşananların herkesin bilgisi dahilinde olduğunu ve Hrant Dink’in çok sayıda tehdit aldığının bilindiğini beyan etmiştir.

2- İstihbarat Şube’den sorumlu İstanbul İl Emniyet Müdür yardımcısı olan Şammaz Demirtaş Başbakanlık Teftiş Kurulu üyelerine 04.03.2008 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde: “Biz Hrant Dink’in mahkemelere gidiş gelişlerinde, yazılı koruma tedbirleri almıştık. Ayrıca Emniyet İstihbarat ve Terör Şubeleri ile de yine mahkemelere ayrıca kimlerin katıldığı takip edilirdi…Hrant Dink’in basına yansıyan faaliyetleri ve o dönem içinde bulunduğumuz ortam sebebiyle Hrant Dink’in hedef olarak ancak oluşabilecek sansasyonel durumlar nedeniyle İstanbul’da istihbarat şubemizin ilgi alanında olduğunu söyleyebilirim demiştir.

3- İstanbul İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde 2003 yılında C Büro Amiri olarak görev yapan Hüseyin Işıldak Başbakanlık Teftiş Kurulu üyelerine 27.03.2008 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde : Hrant Dink potansiyel hedefler arasındadır, kendisi de tehdit altında olduğunu defalarca dile getirmiştir demiştir.  

4- Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda aşırı sağ ile azınlıkların faaliyetlerini izleyen birim olan C Şube’nin Müdürü olan Ali Fuat Yılmazer  Dink soruşturması kapsamında İstanbul C. Başsavcılığı’na 4 Aralık 2014 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde: “Ben de Hrant Dink’e karşı yapılan bu eylemlerden haberdardım ve…bir tehdit atmosferi olduğunu biliyordum.” demiş ve ifadesinin devamında “İstihbarat Daire Başkanlığı arşivlerinde Hrant Dink ile ilgili açılmış dosya vardır. Benim hatırladığım kadarı ile başlangıçta Hrant Dink hakkında sol faaliyetlerinden dolayı bir fiş vardı daha sonra Agos ve Hrant Dink’in televizyon programları benzeri faaliyetleri nedeniyle bizim şubemizi de ilgilendiren bilgiler vardır” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5- İstanbul İl Emniyet Müdürü olan Celalettin Cerrah, 15 Aralık 2014 tarihinde İstanbul C. Başsavcılığı’na verdiği ifadesinde, Vali başkanlığında İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı, MİT Bölge Başkanı ve yardımcısı, İl Emniyet ve Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube ve Terörle Mücadele Şube Müdürleri, Cumhuriyet Başsavcısı ve Vali Yardımcılarının katılımı ile ayda bir yapılan, “İl Emniyet Koordinasyon” olarak adlandırılan toplantılarında, Hrant Dink’in yapılan protestolardan ötürü gündeme geldiğini ve ayrıca Ermeni toplumuna yönelik tehditlerin de konuşulduğunu ve değerlendirilmeler yapıldığını beyan etmiştir.

V. Tetikçi Ogün Samast ve İlişkide Olduğu ‘Sivil’ Kişiler Hakkında Açılan Dava

19 Ocak 2007 tarihinde Hrant Dink’in öldürülmesinden hemen sonra İstanbul C.Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Hrant Dink cinayetine ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul C. Başsavcılığı tarafından 20 Nisan 2007 tarihinde Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ogün Samast, Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Yaşar Cihan, Halis Egemen, Salih Hacısalihoğlu, Erbil Susaman, Veysel Toprak, Numan Şişman, İrfan Özkan, Şenol Akduman, Osman Alpay ve Alper Esirgemez hakkında iddianame düzenlenmiştir. İstanbul C. Başsavcılığı iddianame düzenlemiş olmasına rağmen Hrant Dink cinayetinde açığa çıkan bilgileri soruşturmak amacı ile bir soruşturma dosyasını da [Soruşturma No: 2007/972] açık tutmaya karar vermiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı ilerleyen tarihlerde Coşkun İğci ile Osman Hayal hakkında da iddianame düzenlenmiş ve bu iki ek iddianame ile birlikte hakkında dava açılan sanık sayısı yirmi [20] olmuştur. Açılan dava özel yetkili İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2007/428 E. numarası ile görülmeye başlanmıştır. İlk duruşma 2 Temmuz 2007 tarihinde görülmüştür.

Hrant Dink cinayetine ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul C. Başsavcılığı tarafından Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferi ve/veya Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisine sahip olan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, İstanbul Valilik görevlileri ile MİT İstanbul ve Trabzon Bölge Başkanlığı görevlileri hakkında ise soruşturma yürütülmemiştir.

İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde Hrant Dink cinayetine ilişkin yirmi [20] sanıklı dava görülmekte iken cinayeti işleyen Ogün Samast’ın davası, cinayeti işlediği tarihte 18 yaşını doldurmadığı gerekçesi ile ayrılmış ve Ogün Samast hakkındaki dava İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanmıştır. İstanbul 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama sonucu 25 Temmuz 2011 tarihinde, Ogün Samast’a Hrant Dink cinayetini işlediği ve ruhsatsız silah bulundurduğu gerekçesi ile 22 yıl 10 ay ceza vermiş, bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından 21 Mart 2012 tarihinde onanmış ve karar kesinleşmiştir.

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Ogün Samast’a ilişkin davanın ‘örgüt üyeliği’ suçlamasına ilişkin kısmını ise ayırmış ve bu konudaki yargılamasını sürdürmeye devam etmiştir.

Cinayetin on dokuz [19] sanığı ile ilgili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2007/428 E. numaralı ile görülen davada Mahkeme tarafından 17 Ocak 2012 tarihinde karar oluşturulmuştur.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararında; Hrant Dink cinayetinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmediğini belirtmiş, Yasin Hayal’e cinayeti azmettirdiği gerekçesi ile ağırlaştırılmış ömür boyu hapis,  Ersin Yolcu ve Ahmet İskender’e de cinayete yardımcı oldukları gerekçesi ile 12 yıl 6 ay hapis cezası vermiş,  Erhan Tuncel ve diğer sanıklar hakkında ise Dink cinayetini azmettirdikleri veya yardımcı olduklarına dair delil bulunmadığı gerekçesi beraat kararı vermiştir.

Bu karar müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmesinin yanı sıra İstanbul C. Başsavcılığı tarafından da temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi Yargıtay 9.Ceza Dairesi tarafından yapılmış ve Yargıtay 9.CD.’si tarafından 13 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararda, Hrant Dink cinayetinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği, Erhan Tuncel, Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz’a cinayete yardım suçundan ceza verilmesi gerektiği, Osman Hayal’e ilişkin kararın ise cinayet gününe ait kamera kayıtlarının incelemesi sonucu verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay’ın kararı bozması üzerine dava dosyası İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri dönmüş ve Özel Yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine de dava dosyası İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanmıştır. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ki bu yargılama devam ederken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturması devam eden dosya üzerinden bir kısım devlet görevlileri hakkında İddianame düzenlenmiş ve İddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Bir kısım Kamu görevlileri hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava üzerine İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sivil kişilerin yargılandığı dava, birleştirilmek üzere İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve her iki dava bu Mahkemede birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.

VI. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı Görevlileri İle İlgili Yapılan İncelemeler ve Açılan Davalar

1- Cinayette kullanılan silahı temin ettiği ile iddiası ile gözaltına alınan Coşkun İğci 31.01.2007 tarihli İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul C. Başsavcılığı ifadelerinde; cinayette kullanılan silahı temin etmediğini aksine Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri ile ilişkisinin bulunduğunu, Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığı, birkaç kişi ile birlikte hareket ettiği, bu amaçla Hrant Dink’in evi ile Agos gazetesi çevresinde ve bu iki mekan arasındaki yol güzergahında keşifler yaptığı, kroki hazırladığı ve cinayette kullanmak amacı ile silah temin etmeye çalıştığı bilgilerini 2006 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında ve ilerleyen tarihlerde ilişkide olduğu Trabzon İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat görevlilerine aktardığını fakat Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin cinayetin işlenmesini engellemediklerini iddia ve beyan etmiştir.

Coşkun İğci’nin bu beyanları üzerine Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın sekiz [8] görevlisi hakkında 2007 yılı Şubat ayında İçişleri Bakanlığına bağlı iki [2] mülkiye müfettişi ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı iki [2] jandarma müfettişi olmak üzere dört [4] müfettiş  tarafından inceleme başlatılmıştır.

İncelemede Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin tamamı Coşkun İğci’nin Hrant Dink cinayeti öncesi 2006 yılı Temmuz – Ağustos aylarında ve ilerleyen tarihlerde kendilerine bilgi aktardığına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, Hrant Dink cinayeti öncesi cinayete dair tasarı konusunda kendilerine bilgi aktarmadığını, 2006 yılı Temmuz ayında ilettiğini iddia ettiği bilgileri cinayetten bir (1) gün sonra, 20 Ocak 2007 tarihinde ilettiğini iddia ve beyan etmişlerdir.

Trabzon Valiliği 2007 yılı Nisan ayında İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz, İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız’ın da aralarında olduğu altı (6) görevli hakkında “soruşturma izni verilmemesine” ve Astsubay Okan Şimşek ile Uzman Çavuş Veysal Şahin hakkında ise “soruşturma izni verilmesine” karar vermiştir.  Trabzon Valilik kararına soruşturma izni verilmeyen kişiler yönünden Müşteki Vekilleri tarafından yapılan itiraz, Trabzon Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

Trabzon Valiliğinin kararı ve Trabzon C. Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma sonucu Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Okan Şimşek ve Veysal Şahin hakkında Trabzon C. Başsavcılığı tarafından ‘görevi ihmal’ suçlaması ile Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.

Okan Şimşek ve Veysal Şahin haklarında açılan davanın 20 Mart 2008 tarihli duruşmasında, inceleme esnasında Müfettişlere ve soruşturma aşamasında da savcılığa beyan ettikleri hususların tam aksine beyanlarda bulunmuşladır ve beyanlarında; Coşkun İğci’nin kendilerine 2006 yılı Temmuz ayında Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığı bilgisini aktardığını, bu bilginin de kendileri tarafından aynı gün İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız’a iletildiğini ve cinayet tasarına dair elde edilen bilgilerin ertesi gün İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz başkanlığında yapılan ‘istihbarat değerlendirme toplantısında’ konuşulduğunu, 20 Ocak 2007 tarihli ‘Haber Kayıt ve Bildirim Formu’ adlı evrakta yer alan bilgilerin cinayet öncesi elde edilen bilgiler olduğunu, ancak bu bilgilerin 20 Ocak 2007 tarihinde elde edilmiş gibi evrak düzenlendiğini  anlatmışlardır.

Okan Şimşek ile Veysal Şahin’in bu beyanları üzerine Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında yeniden inceleme başlatılmıştır. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında yürütülen ikinci inceleme sonucu Trabzon Valiliğinin 2008 yılı Temmuz ve Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’nin 2008 yılı Ekim ayında vermiş olduğu kararlar sonucu Albay Ali Öz, Yüzbaşı Metin Yıldız, Başçavuşlar Okan Şimşek, Gazi Günay, Hüseyin Yılmaz ile Uzman Çavuşlar Veysal Şahin, Hacı Ömer Ünalır ve Önder Araz hakkında soruşturma izni verilmiştir. Soruşturma izni verilen Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında ‘görevi ihmal’ suçlaması ile Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açılmış, bu dava ile de  Okan Şimşek ve Veysal Şahin hakkında görülmekte olan dava birleştirilmiştir.

2- Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz hakkında Hrant Dink cinayetindeki sorumluluğu nedeni ile 2009 yılında bir ikinci dava açılmış ve bu dava da Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştür.

Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz hakkında Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Mahkeme tarafından 17 Mayıs 2011 tarihinde;  Ali Öz hakkında aynı fiil nedeniyle Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde sürmekte olan dava bulunduğu, aynı fiil nedeni ile bir kişinin iki kez Mahkeme önüne çıkmasının mümkün olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin yargılanmakta olduğu Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi ise 2 Haziran 2011 tarihinde kararını oluşturmuş, kararında Ali Öz ve Metin Yıldız’ın altı [6] ay, Hüseyin Yılmaz, Hacı Ömer Ünalır, Okan Şimşek ile Veysal Şahin’in dört [4] ay hapis ile cezalandırılmalarına, Gazi Günay ile Önder Araz’ın ise beraatine karar vermiştir.

Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararı müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, bozma kararları sonrası bu iki [2] dava Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/170 E. numaralı dosyasında birleştirilmiştir.

2015 yılının Mayıs ayı’na kadar yukarıda bahsedilen tetikçi Ogün Samast, Yasin Hayal ve ilişkide bulundukları sivil kişilerin yargılandığı ana dava ve Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli 8 personelin yargılandığı dava dosyasının dışında hiçbir devlet görevlisi hakkında soruşturma yapılmasına izin verilmemiş ve de dava açılmamıştır. Ancak;

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında Hrant Dink cinayetindeki sorumlulukları nedeni soruşturulmaları ve yargılanmalarını engelleyen Trabzon ve İstanbul Valilik ile Bölge İdare Mahkemesi kararlarına yönelik Müştekiler avukatları İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurmuşlardır.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi yapılan başvuruları birleştirmiş ve birlikte değerlendirmiş, 14.09.2010 tarihinde de ihlal kararı oluşturmuştur.  İHAM kararı 14.12.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Dink-Türkiye kararında; resmi makamların Hrant Dink’in ölümcül bir saldırıya maruz kalma ihtimalinin yüksek olduğunu bildiklerini ya da bilebilecek durumda olduklarını,  somut koşullara bakıldığında Hrant Dink’e yönelik tehlikenin açık ve yakın bir tehlike olduğunu, cinayetin işlenmesini önlemekle yükümlü olan makamların ayrı ayrı ya da koordineli bir biçimde planlanmasından ve yakında işleneceğinden haberdar olmalarına rağmen Hrant Dink cinayetinin engellenmesi amacı ile harekete geçmedikleri ve cinayette sorumluluğu olan görevliler hakkında etkin bir soruşturma da yapılmadığı, bu nedenlerle yaşama hakkının esastan ve usuli yönden ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Avukatlar, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararına dayanarak 17.01.2011 tarihinde devlet görevlileri hakkında yeniden suç duyurusunda bulunmuşlardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu İhlal Kararından sonra yapılan suç duyuruları neticesinde günümüzde davaları devam eden Devlet görevlilerinin bir kısmı hakkında yargılamaların önü bir ölçüde açılmıştır. Bu süreç ise şöyle gelişmiştir;

VII. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararına Dayanılarak Devlet Görevlileri Hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yapılan Suç Duyuruları ve Sonraki Gelişmeler Hakkında

1. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararı Uyarınca Devlet Görevlileri Hakkındaki 17.01.2011 Tarihli Suç Duyurusu

Müşteki Vekilleri tarafından İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Dink-Türkiye kararına dayanarak cinayette sorumluluğu olan İstanbul Valiliği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü görevlileri ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında 17.01.2011 tarihinde İstanbul C. Başsavcılığının Terörle Mücadele Kanunu 10.Madde ile yetkili kısmı nezdinde suç duyurusunda bulunulmuştur. Bunun üzerine İstanbul C. Başsavcılığı Devlet görevlileri hakkındaki suç duyurusunu Hrant Dink cinayetinde açığa çıkan bilgileri soruşturmak üzere açık tuttuğu 2007/972 numaralı soruşturma dosyası ile birleştirmiştir.

2. Devlet Görevlileri Hakkındaki 01.07.2013 Tarihli Suç Duyurusu

30 Nisan 2013 tarihinde, kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak adlandırılan 6459 Sayılı “İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” da Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. Maddesine üçüncü bir fıkra eklenmiş ve eklenen fıkrada “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi halinde yeniden soruşturma açılır.” denilmiştir.

Bu kanunun yürürlüğe girmesi üzerine de, müşteki vekilleri olarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Dink-Türkiye kararına dayanarak 1 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul Valiliği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Emniyet ve Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında bu kez İstanbul C. Başsavcılığı’nın genel yetkili kısmı nezdinde suç duyurusunda bulunulmuştur.

3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yetkisizlik, Görevsizlik Kararları İle Ergun Güngör ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Görevlilerinin Soruşturulması İçin İstanbul Valiliği’nin Soruşturma İzni Kararı Vermesinin Beklenmesi Kararı

İstanbul C. Başsavcılığı’nın genel yetkili kısmı, Müşteki Vekillerinin 1 Temmuz 2013 tarihli suç duyurusu üzerine, 19 Temmuz 2013 tarihinde Trabzon İl Jandarma görevlileri ile Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında yetkisizlik kararı vermiş, bu kişilere ilişkin soruşturmanın Trabzon C. Başsavcılığı tarafından yürütülmesine, İstanbul Valisi Muammer Güler hakkında ise ‘görevsizlik’ kararıyla, Muammer Güler’e ilişkin soruşturmanın Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından yürütülmesini karara bağlamıştır.

İstanbul C. Başsavcılığı yine 19 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Görevlileri olan Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Bülent Köksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan ile dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör hakkında soruşturma izni verilip verilmemesi konusunda kararın İstanbul Valiliği tarafından alınmasını karara bağlamıştır.

Müşteki vekilleri olarak 6 Ağustos 2013 tarihinde İstanbul C. Başsavcılığı’na verilen dilekçe ile yetkisizlik, görevsizlik ve soruşturma için izin talebinde bulunulan 19 Temmuz 2013 tarihli kararların yasal düzenlemeye ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararına açıkça aykırı olduğu beyan edilmiş, Savcılığın kararından rücu etmesini ve doğrudan doğruya soruşturma yürütmesi talep edilmiş ve fakat savcılık kararından rücu etmemiştir.

4. İstanbul Valilik, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı İle Anayasa Mahkemesi Kararı

İstanbul Valiliği,  Ergun Güngör ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında 28 Kasım 2013 tarihinde soruşturma izni verilmemesine karar vermiş, bu karar aleyhine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde Müşteki Vekilleri tarafından yapılan itiraz ise 22 Ocak 2014 tarihinde reddedilmiştir.

Müşteki Vekilleri tarafından İstanbul Valilik kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı aleyhine 3 Mart 2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur.

İstanbul C. Başsavcılığı da İstanbul Valiliği ile İstanbul Bölge İdaresi kararına dayanarak 21 Şubat 2014 tarihinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile Ergun Güngör hakkında ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına’ karar vermiş, Müşteki Vekilleri tarafından bu karara da itiraz edilmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı’nın kararına yönelik itiraz, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenmiş, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi 21 Mayıs 2014 tarihinde Müşteki Vekillerinin itirazını yerinde bulmuş ve İstanbul C. Başsavcılığının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile Ergun Güngör hakkında vermiş olduğu ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar vermiştir. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi kararında; İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Dink-Türkiye kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda soruşturma işlemlerinin yapılmasını, şüphelilerin hukuksal konumlarının yeniden belirlenmesi gerektiğini, belirtmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığının genel yetkili kısmı, 4 Haziran 2014 tarihinde Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı Yargıtay’da ‘Kanun Yararına Bozma’ talebinde bulunması için Adalet Bakanlığına başvurmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından 16 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul C. Başsavcılığı’nın bu talebi reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi de 17 Temmuz 2014 tarihinde Ergun Güngör ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında İstanbul Valilik ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan başvuruyu kabul etmiş, ihlal kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi ihlal kararında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Dink-Türkiye kararı ile Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporundaki değerlendirmelere geniş yer vermiştir.

5. Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü İle Trabzon İl Jandarma Komutanlığı Görevlileri Hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Kararı ile HSYK 3. Daire Kararı

İstanbul C. Başsavcılığı’nın genel yetkili kısmı tarafından Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri Reşat Altay, Ramazan Akyürek, Faruk Sarı, Engin Dinç, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri Ali Öz, Metin Yıldız, Mehmet Altınel, Murat Akçe, Nazmi Tamer, Cevat Eser, Okan Şimşek ile Veysal Şahin hakkında yetkisizlik kararı ile dosyanın Trabzon C. Başsavcılığı’na gönderilmesi sonrası Trabzon C. Başsavcılığı tarafından da 23.01.2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya yapılacak işlemleri karara bağlaması amacı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) gönderilmiştir.

İnceleme HSYK 3. Dairesi tarafından yapılmış, HSYK 3. Dairesi 01.07.2014 tarihinde Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin Cumhuriyet Savcılıklarınca genel usullere göre soruşturulması gerektiğini karara bağlamış ve dosyayı gereğinin ifası için Trabzon C. Başsavcılığı’na göndermiştir.

VIII. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Tarafından Yürütülen Soruşturma ve Soruşturmaların Birleştirilmesi

İstanbul C. Başsavcılığı’nın Ceza Muhakemesi Kanunu 250. Madde ile yetkili kısmı tarafından Hrant Dink cinayetine ilişkin açığa çıkan bilgileri soruşturmak üzere 2007 yılında açık tuttuğu, sonrasında İstanbul C. Başsavcılığı’nın Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Madde ile yetkili kısmı  ve son olarak da İstanbul C. Başsavcılığı’nın Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından devralınan soruşturma dosyasında [devralındığında 2014/40810 Soruşturma Numarasını almıştır] ilk olarak 8 Mayıs 2014 tarihinde Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisinin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığına gönderildiği 17 Şubat 2006 tarihinde daire Başkanı olan Sabri Uzun’un ‘şüpheli’ sıfatı ile ifadesi alınmıştır. Sabri Uzun’un ifadesinin alınması sonrası ise Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin ifadelerinin alınması işlemlerine devam edilmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı’nın Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu, İstanbul C. Başsavcılığı’nın genel yetkili kısmı ile Trabzon C. Başsavcılığı’nın Dink cinayetine dair soruşturma dosyalarının sürdürmekte olduğu soruşturma dosyası ile birleştirilmesine yönelik kararlar almış ve nihayetinde Dink cinayetine ilişkin üç [3] farklı soruşturma dosyası İstanbul C. Başsavcılığı’nın Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma dosyası ile birleştirilmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 2014 yılı ile 2015 yılında EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin yanı sıra Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri ile Ergun Güngör ile Özel Yılmaz’ın şüpheli sıfatı ile ifadeleri alınmıştır.

Hrant Dink cinayetinin tasarlandığı tarihlerde Trabzon İl Emniyet Müdürü ve cinayetin işlendiği tarihte Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek, Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisinin İstihbarat Daire Başkanlığına iletildiği 17 Şubat 2006 tarihinde Daire Başkanlığı’nda C Şube Müdürü olan Ali Fuat Yılmazer ile Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri olan Ercan Demir, Muhittin Zenit ile Özkan Mumcu Dink cinayeti soruşturması kapsamında tutuklanmışlardır.

İstanbul C. Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından sürdürülen soruşturmada Dink cinayetinde sorumluluğu olan, Dink cinayetine iştirak eden devlet görevlilerinin yanı sıra cinayeti organize ve icra eden örgüt de soruşturulmuştur.

IX. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Tarafından Düzenlenen 04.12.2015 Tarihli İddianame, İddianamenin Kabulü Kararı, Davaların Birleştirilmesi, Dink Cinayetini Organize ve İcra Eden Örgüte Dair Soruşturmanın Ayrılması

1- Hrant Dink cinayetine dair soruşturmayı 2014 yılı Aralık ayında devralan C. Savcısı Gökalp Kökçü tarafından 4 Aralık 2015 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri olan Celalettin Cerrah ile Ahmet İlhan Güler, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri olan Reşat Altay, Faruk Sarı, Engin Dinç, Hasan Durmuşoğlu, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Mehmet Uçar, Onur Karakaya, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri olan Sabri Uzun, Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Tamer Bülent Demirel, Osman Gülbel, Ali Poyraz, Yılmaz Angın, Yunus Yazar, Coşgun Çakar, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan, Ömer Faruk Kartın ve Hamdi Egbatan ile İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi Şükrü Yıldız olmak üzere yirmi altı [26] Devlet görevlisi hakkında iddianame düzenlenmiştir.

Düzenlenen iddianamede Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisine cinayetin işlenmesinden önce sahip olunduğu İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin koruma tedbirleri almadıkları, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin cinayeti planlayan örgüte operasyon yapmadıkları, EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin ise koruma tedbirlerinin alınması ve operasyon yapılması sürecini organize etmedikleri, cinayetin işlenmesinden sonra gerçeğe aykırı belge düzenledikleri belirtilmiş ve bu gerekçelerle devlet görevlilerine Türk Ceza Kanunu m.82 [‘Kasten Öldürme’], TCK m.83 [‘Kasten Öldürmenin Hareketsiz Kalınarak İşlenmesi’], TCK m.204 [‘Resmi Belgede Sahtecilik’], TCK m.205 [Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek’] , TCK m.220 [‘Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak’], TCK m.314/1 – TCK m.314/2 [‘Silahlı Örgüt Kurmak veya Yönetmek’ ‘Silahlı Örgüte Üye Olmak’] Terörle Mücadele Kanunu m.5,  TCK m.257 [‘Görevi Kötüye Kullanmak’]  olmak üzere çeşitli suçlamalar yöneltilmiştir.

İddianame İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15 Aralık 2015 tarihinde kabul edilmiştir. İstanbul C. Başsavcılığı tarafından Mehmet Ali Özkılınç hakkında ilerleyen tarihlerde ek iddianame düzenlenmiş ve bu iddianame de Mahkeme tarafından kabul edilmiştir.

Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ogün Samast, Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz, Osman Hayal, Ahmet İskender ile Ersin Yolcu hakkında İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava da devlet görevlileri hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava ile birleştirilmiştir. Dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2016/32 E. numarası ile görülmeye başlanmıştır.

2- İstanbul C. Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada; 18 Ocak 2007 tarihinde ve cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007 tarihinde cinayet mahallinde birkaç kişinin Ogün Samast’a yardımcı olduğu, gözlemlediği ve takip ettiği, bu kişilerin İstanbul ve Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri olduğu ve cinayeti işleyen örgütsel yapı içerisinde hareket ettiklerine dair ciddi delil ve emareler bulunduğu yönünde tespitler yapmış ve bu kişiler ile ilgili kısım ayrılmış, 2015/124764 numaralı soruşturma dosyasına kaydedilmiş ve soruşturma işlemlerine devam edilmiştir.

X. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.10.2015 Tarihli ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ Kararı, Bu Karara Yönelik İtiraz ve İtirazın Reddine Dair Karar İle Anayasa Mahkemesi’ne Yapılan Başvuru

İstanbul C. Başsavcılığı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile Özel Yılmaz, Ergun Güngör, Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu kırk üç [43] kişi hakkında ise 19 Ekim 2015 tarihinde farklı gerekçelerle ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına’ karar vermiştir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında ismi zikredilen yirmi [26] kişi hakkındaki kararının kaldırılması amacı ile müşteki vekilleri tarafından karara itiraz edilmiştir.  İtiraz dilekçelerinde;

1- İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Selim Kutkan, İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlileri Bülent Köksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Tekin ile Özcan Özkan’ın Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferinden haberdar olmalarının yanı sıra Hrant Dink’e yönelik saldırı gerçekleşeceği bilgisine sahip olmalarına rağmen Hrant Dink’e yönelik koruma tedbirleri almadıkları,

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri olan İzzet Akdağ, Seyfi İnan, Davut Ateş, Murat Çakan, Ufuk Kaba ve Yalçın Kara’nın Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferi ve Hrant Dink’e yönelik saldırı olacağı bilgisine sahip oldukları halde Hrant Dink’e yönelik koruma tedbirleri alınması ve cinayeti tasarlayan örgüte operasyon yapılması sürecini organize etmedikleri,

Hrant Dink ile İstanbul Valiliği’nde görüşmeye katılan MİT İstanbul Bölge Başkanlığı’nda Terör Dairesi Başkanı olan Özel Yılmaz ile İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör’ün Hrant Dink’e yönelik tehditlerin bilgisine sahip olmalarına rağmen Hrant Dink’e yönelik koruma tedbirleri almadıkları gerekçeleri ile iddianame düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

2- Hrant Dink’in ‘hedef kişi’ hale getirilmesi, cinayet için uygun ve ‘haklı’ zemin yaratılması süreci ile Hrant Dink cinayetinin işlenmesi arasında doğrudan bağ bulunması, Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz ve Oktay Yıldırım’ın eylemleri ve tutumları ile Hrant Dink’i ‘hedef kişi’ haline getirmeleri, Küçük, Kerinçsiz ve Yıldırım hakkında etkili soruşturma yapılmaması, İstanbul C. Başsavcılığı tarafından Dink cinayetini organize ve icra eden örgüte yönelik soruşturmanın da sürmekte olması ve bu soruşturmada Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz ve Oktay Yıldırım’ın Dink cinayetini işleyen örgüt ile bağlarının açığa çıkma olasılığının bulunması nedenleri ile bu kişiler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talep edilmiştir.

İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği ise 12 Nisan 2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı’nın 19.10.2015 tarihli ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ kararı ile İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 12.04.2016 tarihli ret kararı üzerine 27 Mayıs 2016 tarihinde müşteki vekilleri olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur.

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan başvuruya 2016/10296 numarası verilmiştir ve Anayasa Mahkemesi bu başvuru ile ilgili bu tarih itibari ile herhangi bir karar oluşturmamıştır.

XI. Muammer Güler Hakkında 25.12.2015 Tarihli İçişleri Bakanlığı’nın ‘İhbar ve Şikayetin İşleme Konulmaması’ Kararı İle Danıştay Kararı

İstanbul C. Başsavcılığı, İstanbul Valisi Muammer Güler hakkında 19 Temmuz 2013 tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve Muammer Güler’e ilişkin dosyayı Yargıtay C. Başsavcılığına göndermişti.

İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, Muammer Güler ile ilgili inceleme başlatılmasını gerektiren bir durum bulunmadığına yönelik değerlendirme yapmış, Muammer Güler hakkındaki ‘ihbar ve şikayetin işleme konulmamasına’ yönelik görüş oluşturmuş, Müsteşar Yardımcısı ve Müsteşar ‘uygun görüş’ beyan etmiş ve 25.12.2015 tarihinde İçişleri Bakanı da  ‘ihbar ve şikayetin işleme konulmaması’ kararına ‘olur’ vermiştir.

Muammer Güler hakkında İçişleri Bakanı’nın “ihbar ve şikayetin işleme konulmaması” kararına müşteki vekilleri tarafından ve Yargıtay C. Başsavcısı tarafından Danıştay nezdinde itiraz edilmiştir.

Danıştay 1. Dairesi tarafından 01.06.2016 tarihinde, Muammer Güler ile ilgili iddialara dair inceleme ve araştırma raporu hazırlanmaksızın, yalnızca yazışmalara dayanarak karar verilemeyeceği, iddialar ile ilgili inceleme, araştırma yapılması, rapor hazırlanması sonrası karar alınması gerektiği gerekçesi ile yapılan itiraz kabul edilmiş ve İçişleri Bakanlığı tarafından verilen ‘şikayetin işleme konulmaması’ kararı kaldırılmıştır.

Muammer Güler ile ilgili şikayetin işleme konulmaması kararının kaldırılması sonrası İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından Danıştay 1. Daire Başkanlığı’na 16.12.2016 tarihinde bir dilekçe sunulmuş ve bu dilekçede İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca 31.08.2016 tarih ve (34-1) 241 sayılı onay ile Muammer Güler hakkında araştırma ve ön inceleme başlatıldığı, araştırma ve ön incelemenin sonuçlanması durumunda tebligat işlemlerinin yapılacağı belirtilmiştir.

Muammer Güler ile başlatıldığı belirtilen ön inceleme – soruşturma sonucu ile ilgili bu tarih itibari ile henüz bir gelişme bulunmamaktadır.

XII. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından Hrant Dink Cinayetini Organize ve İcra Eden Örgüte Yönelik Sürdürülen Soruşturma, Trabzon ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Görevlilerinin Tutuklanması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hrant Dink cinayetini organize ve icra eden örgüte yönelik sürdürülen soruşturmada 2016 yılı Temmuz ayında yapılan ve ilerleyen tarihlerde de devam eden operasyonlar ile gözaltı işlemleri yapılmış, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı görevlileri Ali Barış Sevindik, Ecevit Emir, Şeref Ateş, Emre Cingöz, Abdullah Dinç, Yusuf Bozca, Yavuz Karakaya, Muharrem Demirkale, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri Ali Öz, Metin Yıldız, Okan Şimşek, Veysal Şahin, Hüseyin Yılmaz, Gazi Günay, Ergün Yorulmaz, yayınevi sahibi Adem Sarıgöl, gazeteci Ercan Gün, Tuğgeneral Hamza Celepoğlu Dink cinayeti soruşturması kapsamında tutuklanmışlardır. İlerleyen tarihlerde soruşturma kapsamında bir dizi tutuklama daha gerçekleşmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı tarafından Dink cinayetine dair sürdürülen soruşturma kapsamında Ogün Samast’ın 20 Ocak 2007 tarihinde Samsun’da gözaltına alınması sonrası Samsun İl Emniyet Müdürlüğünde, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ile Samsun İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin Ogün Samast ile fotoğraf çektirmeleri, bu anlara ait görüntülerin alınması ve akabinde de bu fotoğraf ve görüntülerin basın ve yayın organlarında yer verilmesi de soruşturulmuştur.

İstanbul C. Başsavcılığı tarafından Dink cinayetini işleyen örgüte yönelik yapılan soruşturma sonucu İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ile Samsun İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin aralarında olduğu elli [50] kişi hakkında İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde Hrant Dink cinayeti ile ilgili yürümekte olan 2016/32 E. numaralı dava dosyası ile birleştirme talebi ile 10.05.2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı tarafından düzenlenen 10.05.2017 tarihli iddianamede;  İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerinin organize oldukları, 9 Ağustos 2006 tarihinde Hrant Dink’in İstanbul İli Bakırköy İlçesinde bulunan konutu ve Beyaz Adam Yayıncılık unvanlı işyeri çevresinde keşif yaptıkları, cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007 tarihinde de İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerinin cinayetin işlendiği Şişli’de ve Hrant Dink’in ikametinin bulunduğu Bakırköy’de bulundukları, Şişli’de bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin Hrant Dink’i izledikleri ve Hrant Dink’in öldürülmesine nezaret ettikleri iddia edilmiştir.

Açılan dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2017/112 E. numarasına kaydedilmiş ve akabinde de açılan bu dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/32 E. numaralı dava dosyası ile ( İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri, İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri ve mülkiye müfettişlerinin yargılandığı ana dava ile) birleştirilmiştir.

Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında 2013/170 E. numarası ile yürütülmekte olan davanın ise İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/32 E. numaralı dava dosyası ile birleştirilmesine yönelik kararlar oluşturulmuş ve Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyası İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/32 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

İstanbul C. Başsavcılığı tarafından 13.04.2017 tarihinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı görevlileri Aycan Oktaylar, Serkan Özel, Remzi Bakın, Akar Karaçimen, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri İsmail Hakkı Günay, Fikri Yalman, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri Mehmet Altınel, Murat Akçe, Nazmi Tamer ve gazeteci Mahmut İlhan hakkında ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı görevlisi olan Osman Kırçalı hakkında ise 10.05.2017 tarihinde ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair’ karar verilmiştir

13.04.2017 tarihli ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair’ kararda ismi zikredilen kişilerin bir kısmı hakkındaki kararın kaldırılması amacı ile müşteki vekilleri olarak itirazda bulunulmuştur. Bu itiraz İstanbul 14. Sulh Ceza hakimliği tarafından 2017/3452 Değişik İş numarası ile incelemeye alınmış, İstanbul 14.Sulh Ceza Hakimliğinin kapatılması üzerine de dosya İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2017/5404 Değişik İş numarasına kaydedilmiştir ve İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliği tarafından bu tarih itibari ile henüz bir karar verilmemiştir.

Yayınlanma tarihi

18/01/2019

Kategori Listesi