Ankara JİTEM Davası İzleme Raporu – 5 Nisan 2019

 

Esra Kılıç – 5 Nisan 2019

Mahkeme: Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2014/163

Ankara ve çevresinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin zorla kaybedilmesi veya yasadışı keyfi infaz edilmesine ilişkin 2011 yılında soruşturması başlatılan ve 19 kişinin yargılandığı Ankara JİTEM Davası’nın 19. duruşması 05 Nisan 2019 Cuma günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

Duruşma Öncesi

Ankara Adliyesi’nin yoğun olduğu duruşma gününde, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dosyamızdan önce oldukça kalabalık bir cinayet dosyasının mevcut olduğu, bu nedenle duruşma salonu önünde kalabalık bir grubun beklediği ve güvenlik önlemi alınmış olduğu görüldü.  Bu kalabalık dolayısıyla sanık ve müşteki avukatlarının birbirine temas edemeyecek durumda olduğu, yalnızca sanık avukatlarından Av. Berrin Tunç Köroğlu’nun, katılan avukatlarından Av. Yusuf Alataş’ın yanında olduğu, sohbet ettiği, tutuklu ya da mahkemeye katılması zorunluluğu bulunan bir sanık olmadığından hiç bir sanığın gelmediği görüldü.

Duruşma 15 dakika gecikme ile 11:15’te mübaşirin tarafları çağırması ile başladı. Salona girişte herhangi bir engelleme ya da üst araması benzeri uygulama bulunmamaktaydı.

Duruşmaya Dair

Duruşma salonu olarak önceki duruşmalarda olduğu gibi Ankara Adliyesi’nin 28 kişilik izleyici koltuğu ve 2’şer sanık ve katılan avukatı oturma yerine sahip yeni ve küçük salon seçilmişti.

İzleyici ve avukatlar içeri girdiklerinde, geçen celse ara karar gereği olarak Sanık Alper Tekdemir’in SEGBİS sistemi ile Kocaeli’nden bağlantı kurulmuş olduğu görüldü. Birleşen dosyada Maktül Abdülmecit Baskın’ın öldürülmesi hakkında savunması alınacaktı.

Heyet başkanı dışında üyelerin değişmiş olduğu görüldü.

Başkan Mehmet Tuğrul Türksoy, üye hakimler Hatice İnal ve Yasin Cem Ünal’dan oluşan heyet duruşmayı başlattı.

Duruşmada sanık avukatlarından; Mehmet Ağar müdafii Av. Abdülkadir Toluç, Ziya Bandırmalıoğlu müdafii Av. Ramazan Sakarya ve Av. Çağatay Sakaoğlu, Mehmet Korkut Eken müdafii Av. Gökhan Kılıç, Alper Tekdemir müdafii Av. Ozan Evren Yalçın, Lokman Külük ve Ahmet Demirel müdafii Av. Tuncay Tarkın, Abbas Semih Sueri müdafii Av. Berrin Tunç Köroğlu, İbrahim Şahin müdafii Av. Ömer Ünlü, Ercan Ersoy müdafii Av. Muknettin Çelik,

Katılan tarafından; hem katılan sıfatıyla hem de katılanlar vekili Av. Sertaç Kamil Ekinci, Raife Baskın vekili Av. Yusuf Alataş, bir kısım katılanlar vekili Av. Nilay Nayman, Candan ailesi vekili Av. Levent Kanat, Tarık Ziya Ekinci ve Sertaç Kamil Ekinci vekili Av. Ruşen Ali Nergiz hazır bulundular.

Avukatlar, yine geçen celselerde olduğu gibi hiçbir sanık hazır bulunmadığından ve avukat oturma yerleri az olduğundan sanıklara ayrılan yerlere yan yana gelecek şekilde oturdular. Av. Levent Kanat ise oturacak yer bulamadığından ayakta bekledi.

İzleyici olarak bir Mezopotamya Ajansı muhabiri dâhil duruşma sırası beklediği düşünülen avukatlar ile stajyerlerin çoğunluğunu oluşturduğu 18 kişi, 1 resmi giyimli polis memuru mevcut idi.

Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’ni temsilen Av. Doğan Erkan, duruşmaya başlarken müdahale talepleri olduğunu beyan etti.

SEGBİS bağlantısıyla Sanık Alper Tekdemir’in savunmasına geçildi. Sanık savunmasında 91-94 yılları arasında İzmir’de Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaptığını, 94 yılı Ocak ya da Şubat ayı sonrası Ankara’ya geldiğini, burada diğer sanık İbrahim Şahin’in korumalığını yaptığını, fakat İbrahim Şahin’in başka korumaları da olduğunu, nöbetleşe korumalık yapıldığını, karayolundan giderken güvenlik tedbirleri alındığını beyan etti. Tanık Ayhan Çarkın’ın 2011 tarihinde verdiği Alper Tekdemir’in maktül nüfus müdürü Abdülmecit Baskın’ı nüfus müdürlüğünden alanlar arasında olduğu yönündeki ifadesi hakkında ise sonradan ismini karıştırdığı için beyanında kendisinden özür dilediğini, ifadeleri kabul etmediğini söyledi.

Gizli tanık Poyraz’ın ifadeleri okundu; Tolga Peker (Atalay)’dan naklettiği beyanında, Sedat Peker’in Veli Küçük ile birlikte hareket ettiğini, Abdülmecit Baskın’ın DEP milletvekili Yaşar Kaya ile yakın olduğundan ve nüfus müdürlüğünde PKK mensuplarına sahte kimlik çıkardığını düşündüklerinden öldürdüklerini, Sapanca kavşağına atılan cesetlerin tamamının bu şekilde öldürüldüğünü, Sedat Peker’i çok sevdiğini soyadının onun için Peker olarak değiştirdiğini ama Sedat Peker’in kendisini maşa olarak kullandığını, Sedat Peker’in kendisinin kalemini kırmış olduğunu, kendisini öldüreceklerini naklettiğini, telefonun aniden kapandığını ve bir saat sonra Tolga Peker’in öldürüldüğüne ilişkin beyanı okundu.

Gizli tanık Emek’in ifadeleri de kısmen okundu, Alaattin Kanat’tan naklettiği beyanında bu yapılanma ile birlikte Kürt işadamlarını Savaş Buldan dahil öldürdüklerini beyan ettiği görüldü.

Sanık avukatı söz alarak; ifadelerin ciddiye alınamayacağını, ya ölmüş kişilerden ifadeler olduğunu ya da görgüye dayalı olmadıklarını, bu gizli tanıkların bir takım güçler tarafından yönlendirildiklerini, ortada somut bir şey olmadığını, görgüye dayalı olmayan tanıklığa itibar edilemeyeceğini, gizli tanıkları Fetöcülerin getirdiğini, bu davaları açan savcı ve hakimlerin Fetö nedeniyle cezaevinde olduklarını beyan etti.

Katılan avukatı Av. Yusuf Alataş söz aldı; “Bu gizli tanık ifadelerini daha önce dinlemiştik, bunlar davanın açılma nedenidir, eğer bu dava şuan açıksa bu ifadeler nedeniyledir. Nerede şimdi bu tanıklar, bulunamıyor. Katılanların lehine, sanıkların aleyhine ifade verdikleri için nedense bulunamıyor.  Ölmüş mü, adresi mi değişmiş, öğrenmek istiyoruz,” dedi.

Katılan avukatı Av. Ruşen Ali Nergiz söz aldı; “Gizli tanıkların kimliğinin taraflara bildirmeden gizli bir şekilde sorulmasını geçen celse talep etmiştik, bunu yineliyoruz, çünkü Ayışığı’nın somut beyanları mevcuttur. İkinci olarak mahkemenizin karara gittiğini anlayabiliyoruz, usuli eksiklikleri tamamlıyorsunuz şuan, bunu görüyoruz, itirazımız yok, yeterince uzadı, ama tartışmamız gereken şeyler var, burada bir gerçek var, 20’den fazla kişi öldürüldü, büyük kentlerin göbeğinde. Bugün 5 Nisan avukatlar günü, işkence edilerek bizim meslektaşlarımız dahil insanlar öldürüldü. Başından beri söylüyoruz, dönemin idarecileri yargılanmalıdır. Hepimizin hafızası 90’larda yaşananları hatırlamaya yetiyor, o tarihteki başbakanın bilgisi ve dahili, herhangi bir başbakandan çok farklıdır. O günden bugüne yazılanlar, haberler, makaleler, çalışmalar, Susurluk raporları bunları göstermiştir, Tansu Çiller, Özer Uçuran Çiller ve Mesut Yılmaz en azından tanık olarak dinlenmeden karar eksik kalacaktır. Daha önce dinlenilmelerine karar verilmişti ama geçici heyet normalde uygulamada böyle şeylere karar veremezken, bunların tanık olarak dinlenmeleri kararından geri döndü. Bu kişilerin doğrudan mahkeme önünde tanık olarak dinlenilmelerini talep ediyorum.” dedi.

Sanık avukatı söz alarak Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’nin müdahillik talebini, ‘yeterince müdahil var zaten davada’ diyerek reddini talep etti.

Savcıdan Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’nin müdahale talebi hakkında soruldu; “Suçtan doğrudan zarar gören olmadığından dolayı talebinin reddine karar verilmesi mütalaa olunur.” dedi.

Katılan vekili Av. Yusuf Alataş söz aldı; “Mahkeme artık biraz kurumsal özeleştiri ile yaklaşmalı. Davanın ilk gününden bu güne kadar iddia makamının görüşleri hep sanıklar lehinedir. Örnek vereceğim, mesela itirafçı sanığın akıl sağlığı için adli tıpa gönderilmesini istedi, kabul edildi. Ben yıllardır avukatlık yapıyorum, böyle bir şeye ilk kez tanık oluyorum. Mesela sanığın duruşmadan vareste (bağışık) tutulma taleplerine savcı kabul edilsin dedi. Savcı şimdi de müdahillik talebinin reddine karar verilsin diyor. Doğrudan zarar gören olmadığı içinmiş. Bu cinayetlerden sadece bu kişiler zarar görmedi ki, toplum zarar görmedi mi? Hukukun üstünlüğü zarar görmedi mi? Faik Candan ve Yusuf Ekinci de Ankara Barosu’na bağlı avukatlardı. Ayrıca gizli tanıklar bulunamıyor, başından beri söylüyoruz, asıl davanın sorumlusu derin devlet denilen o dönemin devlet görevlileridir. Hala aynı yapılar devam ediyor, 1 numaralı sanık şuan devletin güvenliğinin başındadır. Biz artık buraya görev bilinciyle geliyoruz, davadan beklentimiz olduğu için değil, o aşamayı çoktan geçtik, bu yanlışların devam etmemesi için müdahale taleplerini kabul edin, tanık taleplerini kabul edin,” dedi.

Sanık avukatlarından biri söz aldı; “Yusuf Alataş’ı tanıyoruz tecrübeli bir avukattır, somut delil olmadığını biliyor, mahkeme üzerinde psikolojik baskı kurmaya çalışıyor.” dedi.

Mehmet Korkut Eken müdafii Av. Gökhan Kılıç söz aldı; “Ben her celse susuyorum, ortam gerilmesin, uzatmak istemediğim için, ama lütfen, Ayhan Çarkın’ın beş farklı ifadesi var, hepsinde ayrı şeyler söylemiş, nasıl adli tıpa gönderilmesin bu adam? Vareste tutulma dediniz, benim müvekkilim her celse geldi, artık sataşmalar olmaya başladı, ‘katil, katil, katil’ diye sataşıyorlardı bazı avukatlar ve katılanlar. Bundan sonra gelmek istemedi, germemek uzatmamak adına susuyorum ama heyeti psikolojik baskı altına almaya çalışıyorsunuz,” dedi.

Başkan bu sırada araya girdi; “Biz psikolojik etkiye alınmayız, merak etmeyin, tamam artık uzatmayın,” dedi.

Av. Sertaç Kamil Ekinci söz aldı; “Dava dosyası 200 klasör, tek celsede değişen heyet Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın dinlenilmesi kararından geri döndü, dosyayı bilmeden karar verdi. Fikri Sağlar geldi, Mesut Yılmaz’ın ifadesi çok önemli dedi, madem usule uygun bitirmek istiyorsunuz, bunları tanık olarak dinlemenizi talep ediyorum,” dedi.

Başkan; “Yeter artık avukat bey tamam tamam,” diyerek ara kararlara geçti.

Ara Kararlar

  1. Mazeret bildiren avukatların mazeretlerinin kabulüne,
  2. Maktul yakınlarının dinlenmesi ilgili talimatların cevabının beklenmesine,
  3. Sanık Semih Sueri ile ilgili Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan yazının cevabının beklenmesine,
  4. Gizli tanıklar Poyraz ve Ayışığı’nın ifadeleri gözetilerek ve temin edilemedikleri de gözetilerek dinlenmelerine yer olmadığına,
  5. Tanıklar Tansu Çiller, Özer Uçuran Çiller ve Mesut Yılmaz ile ilgili daha önceden karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına,
  6. Katılanlar vekil ile temsil edildiğinden, Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’nin yasal yetkisi olmadığından müdahillik taleplerinin reddine,
  7. Duruşmanın 10 Mayıs 2019 saat 14:00’e bırakılmasına karar verildi.

Duruşmaya sanık ve katılanların artık gelmemesi, Mahkeme’nin usuli eksiklikleri tamamlama gayreti ve davayı uzatacak talepleri reddetmesi, davanın yakında karara çıkacağı yönündeki savunmaları ispatlar nitelikte idi. Duruşmanın dikkat çekici anlarından biri ise hem katılan hem katılan vekili Sertaç Kamil Ekinci’nin bıkkınlık ile taleplerini sunması, duruşma boyunca takındığı yorgun ifadeydi. Ayrıca diğer JİTEM davalarında olduğu gibi, bu davada da sanık avukatlarının Fetö nedeniyle bu davanın açılmış olduğunu, gizli tanıkların Fetöcü güçler tarafından yönlendirildiğini beyan etmeleri de dikkat çekici diğer noktalardandı.

Yayınlanma tarihi

08/04/2019

Kategori Listesi