Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul Davası İzleme Raporu – 8 Kasım 2018

Melis Gebeş

Mahkeme       : İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya No       : 2017/309

14 Nisan 2017 günü, İstanbul Gazi Mahallesi Kent Ormanı çıkışında, polislerin “dur ihtarına uymadığı” gerekçesiyle ateş açtığı arabada bulunan, yaşları 15 ila 18 arasındaki beş çocuktan Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem hayatını kaybederken; Demirhan Erkul, Ramazan Altürk ve Birkan Yüksel yaralandı. Polisler Erkan Ekmekci, Kenan Akıl, Zafer Sağlam ve Davut Bakır hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması, 8 Kasım 2018 tarihinde İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Katılım

Tutuksuz yargılanan polislerin hiçbiri duruşmaya katılmazken, ateş açılan arabadan sağ kurtulan Demirhan Erkul ve Birkan Yüksel ile diğer tüm mağdurlar ve her iki tarafın avukatları duruşma salonunda hazırdı. Olaydan sonra hayatta kalan Ramazan Altürk ise katılım sağlayamamıştı.

Mahkeme heyeti değiştirilmişti. Yeni mahkeme başkanı, güvenlik güçlerinin yargılandığı her davada olduğu gibi, duruşma salonunda sanık tarafın oturduğu kısımda yerlerini alan silahlı çevik kuvvet polislerine, salona silahla girilemeyeceği uyarısı yaptıktan sonra, salonda bulunma amaçlarını sordu. Koruma amaçlı bulundukları yanıtını alması üzerine, bu amacı gereksiz ve manasız bularak, polisleri salondan çıkardı.

Dosyaya Sunulan Belgeler

Dava dosyasına hayatta kalan Ramazan Altürk ve Demirhan Erkul’un olayda aldığı yaraların incelenmesi sonucu hazırlanan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu sunulmuştu. Rapor, Ramazan ve Demirhan’ın yaşamlarını tehlikeye sokar nitelikte yaralar aldığını tespit ediyor.

Dosyaya giren bir diğer belge ise, polislerin telsiz konuşmalarının dökümü idi. Konuşmalar, sanık polislerin ağız birliğiyle yaptığı olay anlatımındaki boşlukları gösteriyor. Polislerin ortak anlatımı, Kent ormanında silahlı ve yüzü kapalı kişilerin dolaştığına dair gelen bir ihbarla başlıyor. Ancak, saat 22:20 sıralarında araca ateş açıldığını ortaya koyan telsiz konuşmalarına göre, bundan yaklaşık 10 dakika önce saat 22:11 sıralarında ihbarın kontrol edildiği ve herhangi bir olumsuzluk olmadığı anons ediliyor. Yani bu belgeye göre, polisler araca ateş açtığı sırada ihbarın asılsız olduğunun bilincinde.

 “Araç İçerisinden Ateş Edildiğini Görmedim, Farklı Bir Silahla Ateş Edildiğini Duyduğum Seslerden Anladım”

Duruşmada polisler Tuncay Aydemir, İsmet Özer, Ahmet Bilgin ve Levent Ayhan tanıklık yaptı. Tanık olarak ifadesine başvurulan ilk polis, özel harekat polislerini olay yerine taşıyan Shortland zırhlı aracının şoförü Tuncay Aydemir oldu. Aydemir, özel harekat polislerinin amiri Zafer Sağlam ile çevik kuvvet polis amirinin Kent Ormanı girişinde parkın özel güvenlik görevlileriyle görüşerek, yüzleri maskeli uzun namlulu silah taşıyan kişilerin içeride olduğunu teyit ettiğini beyan etti.

Daha önce yalnızca polise ifade veren ve herhangi bir savcılık tarafından ifadesine başvurulmayan Aydemir, polisteki ifadesinde aracın ön koltuğunda oturan şahsın ayaklarının arasında uzun namlulu silah namlusuna benzeyen bir cisim gördüğünü söylemesine rağmen, mahkeme huzurunda yalnızca siyah bir cisim gördüğünü belirtince, mahkeme başkanı kendisine bu çelişkiyi sordu. Aydemir, polise verdiği ifadenin doğru olduğunu söyleyerek yanıt verdi.

Ayrıca, mahkeme huzurunda sadece silah sesleri duyduğunu söyleyen Aydemir, polise verdiği ifadesinde aracın kaçmaya başlaması üzerine polislerin uyarı amaçlı havaya ve araca doğru ateş ettiğini gördüğünü belirtmişti. Aydemir, bu çelişkiyi soran mahkeme başkanını, “Aracımın sağ kapısı açık olduğu için memurların ateş ettiğini gördüm, ancak nereye doğru olduğunu şu an hatırlamıyorum,” diyerek cevapladı. Mahkeme başkanı tarafından kullandığı Shortland zırhlı aracında kamera olup olmadığının sorulması üzerine, birçok zırhlı araç kullandığını, hangisinde kamera olduğunu bilmediğini, olay günü kullandığı araçta kamera bulunup bulunmadığını hatırlamadığını söyledi. Aydemir’e göre, kaçan aracı yakalamak için ara sokaklarda devriye gezerken, küçük çocuklar araçlarını durdurarak, siyah renkli bir aracın etrafa ateş ederek geçtiğini söylemişti.

Mağdurların avukatlarından Av. Deniz Tuna, ikisi de 14 Nisan 2017 tarihli, biri bir, diğeri bir buçuk sayfalık iki farklı olay tutanağı altında yer alan sicil numaraları ve imzalardan birinin kendisine ait olup olmadığını sordu. Aydemir, sicil numarasını söyleyerek, ikisi de aynı tarihli olan farklı tutanakları imzalamış olduğunu belirtti. Tuna, daha sonra, aynı olaya ilişkin iki farklı tutanak düzenlenmiş olmasının nedenini sordu. Aydemir, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için hatırlamadığını söyledi. Mahkeme başkanı, çok da uzun bir zaman geçmediğini, yalnızca bir buçuk yıl kadar olduğunu ifade etti.

Daha sonra Av. Tuna Aydemir’e, araçtan bir hareket ya da saldırı gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Aydemir, kendisine yönelik bir saldırı olmadığını, aracın diğer polislerin üzerine sürüldüğünü, bunun dışında silahlı bir saldırı girişimi olmadığını söyledi. Bunun üzerine Av. Tuna, silahlı bir saldırı söz konusu değilse, niçin araç içerisinden silah atışı yapıldığının belirtildiği bir tutanağı imzalamış olduğunu sordu. Aydemir, araçtan ateş açıldığını görmediğini, sadece silah sesleri duyduğunu, tecrübelerine istinaden polislerin kullandığından farklı bir silahtan da ateş edildiğini anladığını söyleyerek yanıtladı.

Sanıkların avukatı Av. Tolga Yurdakul, aracın camlarının açık mı kapalı mı olduğunu, camların filmli olup olmadığını,  kontrol noktasına geldiğinde farlarını kapatıp kapatmadığını, içerideki araç lambasının yanıp yanmadığını sordu. Aydemir, aracın farlarının yanık vaziyette olduğunu, yan camlarının filmli olduğunu ve araç içi lambasının yanmadığını beyan etti.

“Ara Sokaklarda Gençler Durdurunca Hiç Tereddüt Etmediniz mi?”

İfadesine başvurulan çevik kuvvet polisi İsmet Özer, Kent Ormanı girişine geldiklerinde, amirleri Levent’in parkın özel güvenliğiyle görüştükten sonra, kontrol noktası oluşturmalarını söylediğini belirtti. Özer’e göre, bu ihbarı teyit eden bir durum değildi. Özer, kontrol noktasının 100-150 metre uzağında ateş açılan aracı farları açık vaziyette gördüğünü söyledi. Daha önce yine sadece polise ifade veren Özer’in önceki ifadesinde bu konudan bahsetmemiş olması üzerine, mahkeme başkanı çelişkiyi gidermek için bunun nedenini sordu. Özer, mahkeme huzurundaki beyanlarının doğru olduğunu belirtti. Özer de beyanında, kaçan aracı yakalamak için ara sokaklarda devriye gezerken, araçlarının durdurulduğunu ve siyah renkli bir aracın etrafa ateş ederek geçtiğinin söylendiğini iddia etti. Ancak Özer’e göre aracı durduranlar küçük çocuklar değil gençlerdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “DHKP-C’nin ‘Devrim Şehitleri Haftası’ olduğunu söylüyor, Gazi Mahallesi’nin ‘terörle olan ilişkisini’ vurguluyorsun; ara sokaklarda gençler sizi durdurunca hiç tedirgin olup, tereddüt etmediniz mi?” dedi.

Av. Deniz Tuna, aynı tarihli iki farklı tutanağı imzalayıp imzalamadığını Özer’e de sordu. Özer tutanağı imzalayanlardan biriydi. İki farklı tutanak düzenlemelerinin nedeni ise, kolaylık olması açısından ikincisine ilgili kanun maddelerini eklemek istemeleriydi. Özer, Tuna’nın sorması üzerine, araç içerisinden bir saldırı girişimi veya bir silah görmediğini söyledi.

Dava dosyasına giren yeni belgelerden telsiz bant çözüm tutanağına göre, olaydan 10 dakika kadar önce telsiz konuşmalarında ihbara ilişkin kontrol sonrası “herhangi bir olumsuzluk yok” şeklinde anons geçiliyor. Bu durumda Barış Kerem, Oğuzhan Erkul ve arkadaşlarının bulunduğu araca ateş açıldığında ihbarın asılsız olduğu biliniyor.

“İfadelerinizi Ezberleyerek mi Geldiniz?”

Çevik kuvvet polislerini taşıyan Shortland zırhlı aracını kullanan Ahmet Bilgin, olay yerine vardıklarında amirleri Levent Ayhan’ın özel güvenlikle konuşarak, ihbarı teyit ettiğini belirtti. Aracın dur ihtarına rağmen hızlandığını, bu esnada polislerin kullandığı silahlardan farklı bir silahtan atıldığını anladığı silah seslerini ve birinin “Silah!” diye bağırdığını duyduğunu ifade etti. Bilgin de öncesinde sadece polise ifade vermiş ve kaçmaya çalışan arabanın, kullandığı zırhlı aracın arkasına sürterek kaldırıma çıktığını, arkadaşlarının dur ikazını ve ateş ettiklerini duyduğunu belirtmişti. Farklı silahla ateş edildiğini duyduğu mahkeme için yeni bir bilgiydi. Mahkeme başkanı tarafından ifadeler arasındaki bu çelişkinin sorulması üzerine, olayın 3-5 saniyede çok hızlı bir şekilde gerçekleştiğini, mahkeme huzurundaki ifadelerinin doğru olduğunu söyledi.

Bilgin de aynı tarihli iki farklı tutanağı imzalamıştı. Av. Deniz Tuna’nın bu şekilde iki farklı tutanak düzenlenmesinin sebebini sorması üzerine Bilgin, ikincisine kanun maddelerini eklemek istedikleri yanıtını verdi. Bu yanıt üzerine mahkeme başkanı, “Buraya ifadelerinizi ezberleyip de mi geldiniz?” diye çıkıştı.

Av. Tuna, araçta bulunanların elinde atış artığına rastlanmadığına ve araçtan ateş edilmemiş olduğuna ilişkin ATK raporu olduğunu hatırlatarak, araçtakilerin saldırı girişimi olup olmadığını sordu. Bilgin, herhangi bir saldırı girişimi olmadığını söyledi. Tuna, o zaman farklı atış sesi olan silahı kimin ateşlemiş olduğunu sordu. Bilgin, emin olmadığı yanıtını verdi. Tuna kimin ateş ettiğinden emin olmadığı halde, araç içerisinden silah atışı yapıldığının belirtildiği tutanağın altına niçin imza attığını sorunca, attığı imzanın olayın şoför olarak iştirak ettiği kısmına ilişkin olduğunu söyledi.

Olaya İlişkin Aynı Tarihli İki Tutanakla İlgili İlk Farklı Tanıklık

Son olarak, Sultangazi Kalekolu’nda amir olarak görev yapan polis Levent Ayhan’ın ifadesine başvuruldu. Sanık polisler ve kendisinden önce ifade veren tanık polislerin olay anlatımını çok benzer bir şekilde tekrar eden Ayhan, olay günü TEM Güvenlik Büro Amirliği’nin kendisini arayarak, Kent Ormanı’nda yüzleri maskeli silahlı kişilerin bulunduğunu bildirdiğini, bunun üzerine ekibiyle beraber yola çıktıklarını, kendilerine özel harekat polislerinin de eşlik ettiğini, vardıklarında parkın özel güvenlik personeliyle görüştüğünü, görüşmede ihbarın doğrulandığını, bunun üzerine giriş ve çıkışlarda kontrol noktaları oluşturduklarını beyan etti.

Ayhan, ateş açılan aracı kontrol noktasının gerisinde beklerken görmüştü. Araç hızlı bir şekilde kontrol noktasına doğru gelmeye başlamış, özel harekata ait zırhlı aracı geçtikten sonra dur ihtarı yapılmış, ancak araç uyarıya riayet etmemiş, özel harekat amiri Zafer Sağlam aracın sol arka kapısını açmış, içeriden biri kapıyı çekerek kapatmış, sonra araç birden bire hızlanarak polislerin üzerine doğru sürmüş, polislerden biri “Silah” diye bağırmış, bu esnada araç çevik kuvvete ait zırhlı aracın arkasına çarparak kaldırıma çıkmış, bunun üzerine havaya uyarı ateşi açılmış, ancak araç durmadan devam etmişti. Aracı yakalamak için takipteyken, yolda gençler durdurarak, siyah bir arabanın etrafa ateş ederek geçtiğini söylemişti.

Ayhan’a bu sefer mahkeme başkanı aynı olaya ilişkin aynı tarihli iki farklı tutanak düzenlemelerinin nedenini sordu. Ayhan, diğer polislerden ayrılarak, ilk tutanakta kanun maddeleri bulunduğunu, ancak daha sonra bunun adli mercilere saygısızlık olabileceğini düşünerek, kanun maddelerinin olmadığı ikinci tutanağı düzenlediklerini söyledi. Mahkeme başkanı, ifade veren polislerin tam aksini söylemiş olduğunu belirtince, Ayhan, tutanakları kendisinin düzenlediğini, arkadaşların yanılmış olabileceğini söyledi.

Talepler ve Ara Kararlar

Mağdur avukatlarından Av. Meral Hanbayat, olay yerinde olayın gerçekleştiği saatte keşif yapılması talebini yineledi. Ayrıca, kriminal polis laboratuvarı ile ATK tarafından düzenlenen raporlar arasında, özellikle Barış Kerem’in bedenindeki mermi giriş ve çıkış noktalarına ilişkin çelişkiler olduğunu belirterek, çelişkinin ATK Fizik İhtisas Dairesi’nce giderilmesini talep etti. Dosya içerisindeki tutanaklardan maktullere ait ölü muayene ve otopsi işlemlerinin kamerayla kayıt altına alındığının anlaşıldığını söyleyerek, bu görüntüleri talep etti.

Mahkeme,

  • Maktullere ait ölü muayene ve otopsi görüntü kayıtlarının istenilmesine,
  • Olay tarihinde görevli polis memurlarına ait silahların ve hangi memurun hangi silahı kullandığının bilgisinin istenilmesine,
  • Bu eksiklikler giderildikten sonra, dosyanın ATK’ya gönderilerek, kriminal polis laboratuvarı raporları da gözetilerek, maktullerin bedenlerindeki mermi giriş çıkış deliklerinin, yapılan atış mesafelerinin, maktullerin bedenleri ve araçta bulunan mermilerin hangi silahtan atıldığının net bir şekilde tespitinin istenilmesine,
  • Keşif talebinin daha sonra değerlendirilmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 14 Mart 2019 tarihi, saat 09:40’a erteledi.

Yayınlanma tarihi

13/11/2018

Kategori Listesi