Berkin Elvan Davası İzleme Raporu – 25 Eylül 2019

Filiz Gazi 25 Eylül 2019

Mahkeme: İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2016/ 325 Esas

Berkin Elvan, Gezi Parkı eylemleri devam ederken 16 Haziran 2013’te İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. 269 gün komada kalan Berkin Elvan 11 Mart 2014’te yaşamını yitirdiğinde 15 yaşındaydı. Berkin Elvan’ın ölümünden 3 buçuk yıl sonra tamamlanan iddianame, 20 Aralık 2016’da İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın ilk duruşması ise 6 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşti. İddianamedeki tek sanık olan ve hala Van’da görev yapan polis memuru Fatih Dalgalı’nın TCK 82/1 maddesi kapsamında “olası kastla öldürme” suçlamasıyla tutuksuz yargılandığı davanın 14. duruşması, 25 Eylül 2019’da İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma Öncesi ve Duruşmaya Katılım

Diğer duruşmaların aksine öngörülen duruşma saati olan 10:00’da izleyenler ve gazeteciler salona alındı. Bir önceki celse gazetecilerin salon önüne alınmaması nedeniyle güvenlik görevlileri ile gazeteciler arasında bariyer önünde münakaşa yaşanmıştı.

Salonun dolu olduğu görüldü. 60’a yakın izleyen vardı. 5 dakika kadar sonra mahkeme heyeti geldi.

Elvan ailesi ve avukatları Av. Çiğdem Akbulut, Av. Yalçın Deniz Özen salonda hazırdılar. Elvan ailesi avukatlarından Av. Can Atalay’ın ise duruşmaya birkaç dakika kadar geç geldiği görüldü.

Sanık avukatları Av. Hakkı Kasarcı, Av. Seçil Güleç Tabanca ve Av. Derya Koyuncu’nun yetkilendirilmesiyle Av. Gülendam Arslan her duruşmada olduğu gibi salona en son geldiler.

Sanık müdafiilerinden Av. Sahra Aslan’ın vekillikten çekilme dilekçesini mahkemeye sunduğu, dilekçenin sanığa tebliğ edildiği okundu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy ve Berkin Elvan’ın cenazesine katıldığı gerekçesiyle 5 Ocak 2017’de tutuklanan, 15 Ocak 2019’da tahliye edilen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Berkay Ustabaş duruşmayı izleyenler arasındaydı.

Basın mensubu olarak “Sendika.org”, “Artı Gerçek”, “Cumhuriyet” muhabirleri duruşmayı izlediler.

Salonda polis ya da jandarma yoktu. Sanık polis Fatih Dalgalı, görev yaptığı Van’dan duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Duruşma boyunca ayakta beklediği görüldü. Kamera ile mesafesinin uzak olması sebebiyle yüzü seçilemiyordu.

Bir önceki celse alınan ara kararlara yanıt verilmediği için duruşmada herhangi bir gelişmenin olmayacağı duruşma öncesinde Elvan ailesi avukatları tarafından söylenmişti. Yine bir önceki celse sanık polisin kusurlu olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmasına karar verilmişti.

‘Öldürülen Çocuklar Terörist İlan Ediliyor’

Mahkeme başkanı ara kararlara yanıt alınamadığı için duruşmayı bitirmeden söz almak isteyen olup olmadığını sordu. Gülsüm Elvan söz almak istediğini söyleyerek şunları söyledi:

“Burada davası bir türlü sonuçlanmayan bir çocuk var.  Öldürülen  çocuklar vatan haini, terörist ilan ediliyor.  Anneler karşı karşıya getiriliyor. Benim çocuğum 15 yaşındaydı. Öldüğünde 16 kiloya düşmüştü. Ahmet Atakan’ın açılmamış duruşması var.  Onun annesi, “Anne” değil mi? Ethem Sarısülük’ün annesi, “Anne” değil mi? Ağzını açsa dava açılıyor. Biz anne değil miyiz? Hasan Ferit… Dilek Doğan annesinin kucaklarında öldürüldü. O anne değil mi? Acının, gözyaşının rengi yoktur. Gezi’de öldürülen çocukların hepsi Alevi değil mi? Hepsi bizim çocuklarımızdı. Çocuklarınıza bakarken benim çocuğumu gözünüzün önüne getirin.  Ben meydanlarda yuhalatıldım. Onu söylemiyorum bile. Biz anne değil miyiz? Kaçıncı duruşma oldu bu? Daha bir kaç gün önce 6 yaşında bir çocuğu ezdiler. Neden annelerin acıları yarıştırılıyor? Biz artık bir yargılama ve ceza verilmesini istiyoruz. Daha kaç evladımız gidecek, ne kadar kan dökülecek? Karnesini aldı, diplomasını alamadı benim çocuğum. Yeter diyoruz. Daha diyecek bir şeyim yok. Başınıza yastığa rahat koyabiliyor musunuz? Sizi vicdanınızla baş başa bırakıyorum.”

Gülsüm Elvan’ın Sözleri Esnasında Baba Sami Elvan Salondan Ağlayarak Çıktı 

Gülsüm Elvan’ın sözleri esnasında Sami Elvan ağlayarak salondan çıktı. Heyetteki kadın üyelerden biri Elvan’ın sözlerini sağ elini yüzüne koymuş şekilde, hiç tepki vermeden izlediği dikkati çekti. Yine Elvan’ın sözleri esnasında SEGBIS açıktı. Sanık Fatih Dalgalı ayakta bekliyordu. Yüzü seçilemediği için bu sözleri hangi davranış ve mimiklerle izlediğini göremedim. Keza sanık avukatları da Gülsüm Elvan’ın sözlerinden etkilendiklerine dair davranış göstermediler.

Mahkeme başkanı, Gülsüm Elvan’ın sözlerini dinledikten sonra şunları söyledi: “Elimizden geleni yapıyoruz. Bazı eleştirileriniz olabilir. Biz de bir an önce karar çıksın istiyoruz. Toplumsal olay olunca araştırması, rapor alması zor oluyor.”

Elvan avukatlarından Çiğdem Akbulut, raporun beklenmesine gerek olmadığını söyleyerek şunları söyledi: “Bu davada sürekli zaman kaybettik. Bilirkişi raporlarından komik cevaplar aldık çoğu zaman. ‘Ben yetkili değilim’ dedi bilirkişiler. Bunların arkasındaki amacı biliyoruz. Bu oyalama hali sizi de rahatsız etsin istiyoruz. Bu ülkede adalet kırıntısı varsa bunu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bekliyoruz.”

Duruşma bittikten sonra salon önünde bir süre tutanak beklenildi. Yarım saat sonra kadar tutanak alındıktan sonra her duruşma sonrası olduğu gibi adliye önünde basın açıklaması yapıldı.

‘Tetiği Çekeni Korumaya Çalışan Koskoca Bürokrasi’

Basın açıklamasında Elvan ailesi avukatlarından Av. Can Atalay şunları söyledi:

Bu dosyada tetiği kimin çektiğini herkes biliyor. Tetiğin kimin tarafından çekildiğine ilişkin hiç bir kuşku yok. Tetiği çeken ikinci ZET’çidir. İkinci ZET’ci de Fatih isimli polis memuru. Sadece tetiği çeken için ceza verilmesini konuşuyoruz bu dosyada. Ötesini değil. Henüz ‘Emri ben verdim’ diyenlerden söz dahi etmiyoruz. Sadece tetiği çekene ceza verme konusunda bu kadar tereddüt eden bir yargı, tetiği çekeni korumaya çalışan koskoca bürokrasi, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden Jandarma Genel Komutanlığı’na aklınıza gelebilecek bütün bürokratik mekanizmalara kadar… Bu dosya Gezi direnişinin en önemli dosyasıdır belkide. 14 yaşında bir çocuğun güpegündüz, sokak ortasında polis tarafından öldürülmesini konuşuyoruz. Katilinin değili katillerinin altı yıldır korunmasından söz ediyoruz. Bu dosya ne kadar sürüncemede bırakılmaya çalışılırsa çalışılsın biz 13 Kasımda burada olacağız.”

Anne Gülsüm Elvan basın açıklamasında şunları söyledi: “Yine tekrarlıyorum. Biz anneleri karşı karşıya getirmesinler. Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, ‘Selahattin Demirtaş’ı bırakırsam şehitlere hesap veremem. Benim çocuğuma nasıl hesap verecek? Buradan Cumhurbaşkanı’na soruyorum. Annelere sesleniyorum. Gelin birleşelim. Başka anne ağlamasın.”

Ara Kararlar

1- Tanık Muhammet Akkaya hakkında yeniden tüm adreslerinden zorla getirme emri düzenlenmesine; SMS gönderilmesine,

2- Tanıklar Enver Turan, Ahmet Burak Aydın hakkında yakalama emri bulunması karşısında duruşma gününden önce UYAP’tan yakalama durumlarının araştırılarak sonucuna göre işlem yapılmasına

3- ZET’çi polislerden Yalçın Şengör hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine, görev yaptığı  yerin mahkememiz yetki alanı dışında olması halinde görüntü kayıtlarının gönderilerek SEGBİS sistemi ile hazır edilmesi için talimat yazılmasına,

4- Mahkememize keşif sonrası verilen bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle sanığın söz konusu eylemde kasten hareket edip etmediği hususu mahkememizin takdirinde olmak üzere sanık olduğu iddia edilen görüntülerde sağ kolu dirseğinden beyaz sargı ile sarılı kişinin eylemi sırasında zet tüfeği kullanımı sebebiyle yönetmeliklere, talimatlara aykırı hareket edip etmediği; bu olayda kusuru olup olmadığı hususunda dosyadaki Adli Tıp kurumu raporları, Jandarma Kriminal Raporları ve diğer bilirkişi raporları zet tüfeğinin ve kapsülünün özellikleri, olayın olduğu ana ilişkin görüntüler ve diğer deliller göz önüne alınarak rapor düzenlenmesi için dosyanın izmir Foça Jandarma Okulu Komutanlığında görevli gaz tüfeği eğitmenlerinden oluşturulacak iki kişilik bilirkişi ile olay yeri inceleme bilirkişisi olmak üzere üçlü bilirkişiye tevdii için Foça Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimatın dönüşünün beklenmesine, mahkememiz duruşma gününün bildirilerek bilirkişi raporunun ivedilikle tamamlanması konusunda müzekkere yazılmasına,

5- Sanığın önümüzdeki celse teşhis işlemleri de yaptırılacağından hazır edilmesi için görev yaptığı yer mahkemesine talimat yazılmasına,

6- Güvenlik önlemlerinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzakere yazılmasına,

Karar verildi.

Bir sonraki duruşma 13 Kasım 2019 günü, saat 10:00’da görülecek.

Yayınlanma tarihi

26/09/2019

Kategori Listesi