Dargeçit JİTEM Davası İzleme Raporu – 6 Şubat 2019

Dargeçit JİTEM Davası Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Melis Gebeş – 6 Şubat 2019

Mahkeme       : Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No          : 2017/447

Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ila 8 Mart 1996 tarihleri arasında, biri uzman çavuş üçü çocuk, sekiz kişinin zorla kaybedilmesiyle ilgili, aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren ve Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire’nin de bulunduğu 18 kişinin yargılandığı Dargeçit JITEM davasının Yargıtay’ın birleştirme kararını reddi sonrası 4. duruşması 6 Şubat 2019 tarihinde Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Katılım

Saat 9.30’da başlaması gerekirken, 10.30’da başlayan duruşmaya katılım iki türlüydü: Bizzat duruşma salonunda bulunarak ve çeşitli yerlerden SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla salona bağlanarak. Duruşma salonunda bulunanlar, davanın nakledilmiş olduğu Adıyaman’a ulaşmanın türlü çeşit güçlüğüne maruz bırakılan kayıp yakınları ve avukatları ile iki adet sanık avukatı idi. Duruşmaya katılan tüm sanıklar, bazı sanık avukatları ve duruşmada ifadesine başvurulan üç tanık, salonda hazır bulunmak yerine, salona başka yerlerden SEGBİS’le bağlandı. Böylece, duruşmanın çoğu salonda değil, salona bağlantıyı sağlayan SEGBİS ekranlarından izlendi.

Duruşma salonuna, kayıp yakını müştekilerden Abdulaziz Altınkaynak, Mehmet Coşkun, Abdulkerim Kaya, Osman Seyhan, Ahmet Akyol ve avukatları Av. Erdal Kuzu ile Av. Gülistan Duran ile sanık avukatlarından sanık Hüseyin Altunışık’ın avukatı Av. Deniz Çilcan ile sanık Bahattin Ergel’in avukatı Av. Muhammed Önek geldi.

SEGBİS aracılığıyla salona bağlananlardan, ifadesine başvurulan tanıklar o dönem Dargeçit Kaymakamı olan Talip Yel, yine o dönem Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan Ali Arısoy ve dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren’in emrinde askerlik yapan Emir Gültekin iken; sanıklar ise, Mehmet Tire, Hurşit İmren, Mahmut Yılmaz, Haydar Topçam ve Faruk Çatak idi.

Bir önceki duruşmayı gören mahkeme heyetinin iki üyesi değiştirilmişti. Duruşmayı gören mahkeme heyeti, başkan Sadullah Atar ve üyeler Merve Koç ile Fatıma Hilal Ayan’dan oluşuyordu. Cumhuriyet savcısı geçen duruşmaya da katılan Gülizar Erden idi.

Duruşmanın Seyri

Duruşmanın ilk yarım saati, SEGBİS bağlantılarını kurma girişimleriyle geçti. Nihayetinde kurulan bağlantı, teknik bir aksaklıktan dolayı, çoklu bağlantı yapılmasına izin vermiyordu. Yani, normal şartlarda yapılması mümkün iken, salona bağlanan tanığın beyanlarını, aynı anda başka illerde bulunan sanıklar ve avukatları duyamıyordu. Bu yüzden, önce tanığa bağlanarak beyanı alındı, daha sonra sanıklar ve avukatlarına teker teker bağlanılarak bu beyan okundu ve tanığa sorularının olup olmadığı soruldu. Ardından tekrar tanığa bağlanılarak, varsa sorular iletildi, yoksa bir soru olmadığının bilgisi verildi. Haliyle gereksiz bir zaman kaybına yol açan bu çekilmez durum, öğle arasından sonra teknik aksaklığın giderilmesiyle sona erdi.

Bir önceki duruşma ile bu duruşma arasında, bazı gizli tanık beyanları ile tanıklar Süleyman Asan ve Mehmet Tevfik Vural’ın beyanlarının talimatla başka yerlerde alınarak, mahkemeye iletildiği öğrenildi.

“Savcılığın Bilgisi Dahilinde Çok Gözaltı Yapıldı”

İlk olarak tanık Talip Yel dinlendi. Dönemin Dargeçit Kaymakamı olan Yel, 29 Ekim 1995 tarihinde, PKK milislerinin iki öğretmen ve bir müteahhidi evinden alarak, Bağözü köyünde infaz ettiğini, bunun üzerine savcılığın bilgisi dahilinde İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından çok fazla gözaltı işlemlerinin yapıldığını söyledi. Gözaltına alınanlardan bazılarının aileleri, Yel’in makamına gelerek, yakınlarının eve geri dönmediğinden yakınmıştı. Yel, evine geri dönmeyenlerin akıbetini öğrenmek üzere Jandarma’dan bilgi almaya çalıştığında, bu kişilerin gözaltında bulunmadığı, resmi kayıtlarda isimlerinin geçmediği yanıtıyla karşılaşmıştı.

Yel, Av. Erdal Kuzu’nun sorması üzerine, o dönem ilçede halk arasında uzman çavuş Bilal Batırır’ın kaybolduğunun konuşulduğunu, gözaltına alınanlardan soyisminin Soylu olduğunu hatırladığı kişinin (Duruşma tutanağında ‘Seyhan Soylu olabilir’ diye belirtilmiş ancak sözü edilen kişi Süleyman Seyhan) ailesinden, cenazesinin nerede olduğunu söylemesi karşılığında para aldığının söylendiğini anlattı. Batırır’ın eşi, Yel’i aramış ve eşinin kaybolmasından bahsetmişti. Ancak, Yel’in konuyla ilgili Jandarma’dan bilgi alma girişimleri sonuçsuz kalmıştı.

“Gözaltına Alınanlar İnfaz Edilerek Farklı Yerlere Gömüldü”

İkinci dinlenen tanık, o dönem Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı’nda uzman çavuş olarak görev yapan Ali Arısoy oldu. Arısoy, zırhlı bir araç olan BTR şöförlüğü yaparak, görevini sürdürmüştü. İki öğretmen ve müteahhidin PKK milisleri tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bahseden Arısoy, akabinde altı sivilin gözaltına alındığını duyduğunu söyledi. Gözaltı işlemlerini JİTEM’den gelen kişiler yapmıştı. Duyduğuna göre, gözaltına alınan kişiler sorgulandıktan sonra, infaz edilerek, farklı yerlere gömülmüştü.

Gözaltına alınan kişilerden biri, kafası örtülmüş bir şekilde, şoförlüğünü yaptığı BTR aracına bindirilmişti. Kendisine kişinin Kılavuz Köyü yoluna götürüleceği ve infaz edileceği söylenmişti. Araçta İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire de bulunuyordu. Yolda aracın içerisindeki bir silah kazayla ateş almış, seken mermi Mehmet Tire’nin gözüne denk gelerek, yaralanmasına yol açmıştı. Bunun üzerine, hep beraber İlçe Jandarma Komutanlığı’na dönmek zorunda kaldıklarından dolayı, araçta bulunan kişi infaz edilememişti.

Arısoy, o dönem Çelikler olarak anılan korucuların Mehmet Tire’nin emriyle yapılan infazlarda tetikçilik yaptığını duyduğunu, gözaltına alınan kişileri de Mehmet Tire’nin korucular vasıtasıyla öldürdüğünün konuşulduğunu söyledi. Aynı timde görev yaptığı uzman çavuş Faruk Çetin, kendisine gözaltındaki kişilerden bazılarının Mehmet Tire’nin yaralanmasından önce Kuyubaşı mezrasında infaz edilerek, kireç kuyularına atıldığını, birinin ise Bağözü Köyü yakınlarında infaz edilip, kuyuya atıldığını anlatmıştı. Faruk Çetin bu olaylara bizzat tanıklık etmişti. Kürtçe bilmesi nedeniyle, sorgulamaları o yapıyordu.

Av. Kuzu’nun soruları üzerine, Bilal Batırır’ın para karşılığında yerini söylediği cenazenin Kuyubaşı’nda bir kuyuda bulunması üzerine kaybolduğunu anlatan Arısoy, Bilal Batırır ve ailesiyle o dönem komşu olduklarını, kaybolmasından sonra eşi Hatice’nin evlerine gelerek yardım istediğini, onu Mehmet Tire’nin makamına götürdüğünü beyan etti. Tire Batırır’ın eşine, Bilal Batırır’ın zaten İskenderun’da cinsel istismar suçundan yargılandığını, iyi bir insan olmadığını, peşine düşmelerinin gereksiz olduğunu söyleyerek yanıt vermişti.

“Bazı Kişiler Gözleri Kapalı Şekilde Jandarma Komutanlığı’na Getirildi”

Son olarak, dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren’in emrinde askerlik yapan tanık Emir Gültekin’in ifadesine başvuruldu. Öğretmenler ve müteahhidin öldürülmesinden sonra bazı kişilerin gözleri kapalı şekilde Jandarma Komutanlığı’na getirildiğini gördüğünü, ilçedeki askerler arasında öğretmenleri ve mütehaddi öldüren PKK milislerine yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınan kişilerin öldürülüp kuyuya atıldığının konuşulduğunu söyledi.

İddia Makamının Mütalaası

Cumhuriyet savcısı, tanıklar Hayri Nurullah ve Kazım Arslan’ın adreslerinin tespit edilerek, ifadelerinin alınması için bulundukları yer mahkemelerine talimat yazılması; tanık Abdullah Çolak’ın dinlenmesi için yazılan talimatın cevabının beklenmesi; Abdurrahman Olcay’ın ölümüyle ilgili rapor düzenleyen ATK’nın raporu göndermesinin beklenmesine yönelik mütalaa verdi.

“Adaletin Yerini Bulması İçin Sonuna Kadar Davacıyız”

Söz verilen kayıp yakını müşteki Abdulaziz Altınkaynak, “bizim çocukları Jandarma Karakol Komutanı ve Çelikler öldürmüştür. Çelikler, Mehmet Tire’nin çeteleriydi” dedi. Gözaltına alındıktan sonra infaz edilen oğlu Davut Altınkaynak’ın alınmasından iki gün önce eşinin gözaltına alındığını ve “oğlunun yerini söylemezsen seni askerlerin içinde soyacağız” diye tehdit edildiğini anlattı. Sorumlulardan sonuna kadar davacı olduğunu söyledi. Söz verilen diğer kayıp yakını müştekiler Mehmet Coşkun, Abdulkerim Kaya, Osman Seyhan ve Ahmet Akyol da, adaletin yerini bulması için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

Tarafların Beyan ve Talepleri

Av. Kuzu’nun çoğunu yinelediği talepleri arasında, maktullerden bazılarının nüfus kayıtlarının düzeltilerek, öldüklerinin kayıtlara geçirilmesi; Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan müşteki Hazni Doğan’ın ifadesine başvurulması; davanın hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması; çocuk yaştaki kişiler de dahil olmak üzere, kayıt dışı gözaltı yaptığı birçok tanık beyanı ve diğer delille açık bir şekilde doğrulanan sanıkların tümünün tutuklanması bulunuyordu.

Sanık Bahattin Ergel’in avukatı Av. Önek, zamanaşımı sürelerini etkileyeceği için müvekkilinin suç tarihinde çocuk yaşta olduğunun şerh düşülmesini istedi. Ergel’in dava açılmadan on sene önce yurt dışına giderek, burada bir hayat kurduğunu, mahkemeye gelip savunma vermek istediğini, ancak hakkındaki tedbirlerin buna engel olduğunu belirterek, kırmızı bültenle aranarak yakalanmasına yönelik kararın kaldırılmasını talep etti. Ayrıca, Ergel’in suç tarihinde Antalya’da çalıştığını, kendisiyle birlikte çalışmış olan Abdulkadir Ergül, İshak Ergül ve Mehmet Ali Ergel’in tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulmasını istedi.

Sanık Faruk Çatak ve Mahmut Yılmaz’ın avukatı Av. Güler, Mehmet Tire’nin yaralanmasına ilişkin 2 Kasım 2016 tarihli tutanakta, yaralanma yerinin 50-51 koordinatları arası olduğunun belirtildiğini, ancak Mehmet Tire’nin yaralandığı yerin araçla gidilen bir yer olduğunu, kemiklerin ise yoldan uzak bir noktada bulunduğunu belirterek, tutanakta bir yanlışlık olduğunu savundu.

Sanık Hurşit İmren’in avukatı davanın FETÖ tarafından tezgahlandığını söylerken, sanık Haydar Topçam’ın avukatı davanın amacının Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası mahkemelerde mahkum ederek, tazminat almak olduğunu belirtti.

Ara Kararlar

  • Sanıkların tutuklanmaları yönündeki talebin reddine,
  • Maktuller Abdurrahman Coşkun, Davut Altınkaynak, Nedim Akyön, Mehmet Emin Aslan ve Seyhan Doğan’ın nüfusta ölüm kayıtlarının düşülmesi için il müdürlüklerine müzekkere yazılmasına,
  • Abdurrahman Olcay’ın ölümüyle ilgili raporun istendiği ATK’nın cevap vermesi için uyarılmasına,
  • Abdulkadir Ergül, İshak Ergül ve Mehmet Ali Ergel’in tanık sıfatıyla dinlenmeleri için bulundukları yer mahkemelerine talimat yazılmasına,
  • Tanıklar Hayri Nurullah ve Kazım Arslan’ın adreslerinin tespit edilmesi için kolluğa, ifadelerinin alınması için bulundukları yer mahkemelerine talimat yazılmasına,
  • Tanık Abdullah Çolak’ın dinlenmesi için yazılan talimatın cevabının beklenmesine,
  • Müşteki Hazni Doğan’ın gelecek duruşmada beyanının alınması üzere hazır edilmesi için Edirne F Tipi Cezaevi’ne müzekkere yazılmasına,
  • Sanık Bahattin Ergel hakkındaki kırmızı bültenle yakalama kararının kaldırılmasına ve 15 Şubat 2019 ila 15 Mart 2019 tarihleri arasında savunma yapmak üzere mahkemede hazır olması kaydıyla tutuklanmayacağı yününde güvence verilmesine,
  • Sanık Mehmet Tire’nin yaralandığı yer ile maktuller Davut Altınkaynak ve Nedim Akyön’ün kemiklerinin bulunduğu yer arasında ne kadar mesafe olduğunu tespit etmesi için harita mühendisi ve fen bilirkişisinden oluşan heyet kurulmasına ve keşif yaparak rapor düzenlemelerinin istenmesine

karar verilerek, bir sonraki duruşma 13 Mayıs 2019 günü saat 09:30’a ertelendi.

Yayınlanma tarihi

11/02/2019

Kategori Listesi