Hrant Dink Davası İzleme Raporu – 12, 13, 14 Mart 2019

Cansu Pişkin – 12, 13, 14 Mart 2019

Mahkeme: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2016/32 Esas

Duruşma Öncesi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava devam ediyor. 4’ü tutuklu, 10’u firari 85 kişinin yargılandığı davanın sanıkları arasında Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, dönemin Trabzon İl jandarma Komutanı Ali Öz, dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler gibi isimlerin yanı sıra dönemin jandarma ve emniyet görevlileri ile ana dava hükümlüleri de yer alıyor.

12 Mart Salı günü başlayan 26. celse haftası 3 gün sürdü. 26. celse haftasının ilk iki günü zamanın İstanbul TEM Şube Müdür Yardımcısı Celal Sel, zamanın İstanbul İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Vedat Yavuz, zamanın İstanbul İstihbarat Şube C Büro Amirliğinde polis memuru olan Özcan Özkan, zamanın İstihbarat Dairesi Personel Şube Müdür Yardımcısı Aydın Patan tanık olarak dinlendi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1. Kat C Blok’ta bulunan büyük salonunun bulunduğu koridor girişine güvenlik bariyeri çekiliydi. Tutuksuz sanıklar, sanık yakınları, taraf avukatları, Hrant’ın Arkadaşları ve basın mensupları duruşma başlayıncaya kadar bu bariyerlerin önünde bekledi. Duruşma salonu açıldığında bariyerin gerisinde duran özel güvenlik görevlileri bariyeri açarak önce taraf avukatlarını ve tutuksuz sanıkları, ardından da basın mensupları, sanık yakınları ve izleyicileri salona aldı.

Duruşma Salonu

Duruşma, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin büyük salonunda görülüyor. Salonda izleyiciler için ayrılan sandalyeler sağlı sollu şekilde ikiye ayrılıyor. Mübaşir, mahkeme başkanının talimatı doğrultusunda her iki kısımda da ön sıralarda izleyici oturmasına müsaade etmiyor. Ancak izleyici sayısının az olması sebebiyle salonda yer sıkıntısı yaşanmıyor. Hrant’ın Arkadaşları, sanık yakınları ve basın mensupları 26. celse haftası boyunca duruşmaları takip etti. Dava kapsamında tutuklu olan sanıklardan zamanın İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, zamanın İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi Görevlisi Yüzbaşı Muharrem Demirkale ve başka bir suçtan tutuklu olan zamanın İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde Astsubay Yavuz Karakaya duruşmaya SEGBİS ile bağlandı. Tutuklu yargılanan zamanın İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer, bir hafta boyunca duruşmalardan vareste tutulmayı talep ettiği için duruşmalara katılmadı. Tutuksuz sanıklar en arka iki sırada oturmayı tercih etti.

1. Gün/12 Mart 2019

Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 88. duruşması 11.12’de, 1 saat gecikmeli başladı. Avukatlar, tutuksuz sanıklar, izleyiciler ve basın 11.01’de salona alındı. Tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek Silivri Cezaevi’nden, Muharrem Demirkale ve başka bir suçtan tutuklu olan Yavuz Karakaya da Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Ev hapsindeki Ali Öz, tutuksuz sanıklar Erhan Tuncel, Reşat Altay, Murat Bayrak, Gazi Günay ve Ahmet İlhan Güler ile taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Celse haftalarının ilk günleri izleyici ve basın mensubu sayısı nispeten fazla oluyor. Sonraki günlerde sayısı büyük oranda azalıyor. İlk gün duruşmayı izleyenler arasında Demirören Haber Ajansı, Agos Gazetesi, Bianet, Hürriyet Gazetesi, Evrensel Gazetesi, Anadolu Ajansı, TRT muhabirleri ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Hrant’ın Arkadaşları vardı.

Mahkeme başkanı Emre Efe Şimşek, 26. celse haftasının ilk duruşmasında dinlenmesi beklenen Necmettin Emre’nin Kanada Ottova Türk Büyükelçiliği’nde görev yaptığı için duruşmaya katılamayacağına ilişkin dilekçe gönderdiğini söyledi. Mahkeme başkanı Şimşek, bu şartlarda Emre’nin huzurda dinlenilmesinin mümkün olmadığını belirterek Celal Sel’in dinlenilmesine geçileceği bilgisini verdi.

Celse arasında gelen belgelerin okunmasının ardından dönemin İstanbul TEM Şube Müdür Yardımcısı, şu anda ise Çanakkale İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Celal Sel tanık olarak dinlendi. Sel duruşmaya, Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS ile katıldı. Cinayeti televizyondan gördükten sonra olay yerine gittiğini anlatan Sel, “Olay yerine geçtiğimde TEM ve Asayiş Şube ekipleri vardı sadece. Olay yerinin sol tarafında bir sokak var. O sokaktan yukarı doğru yürürken bir şahsa denk geldim. Şahıs, saray Kumaşçılık’ta çalıştığını, dükkanının kamerası olduğunu ve olay yerini gördüğünü söyledi. Dükkana gittik kamera görüntülerini izledik. Görüntülerde Hrant Dink’i vuran beyaz bereli Ogün Samast’ı gördüm ve müdürüm olan Selim Kutkan’ı aradım. Selim müdür kamera kayıtlarını, harddiski ve kasayı almamızı söyledi. Müdürüm olaya bizim şubenin bakacağını söyleyince şubeye dönüp bilgi notu hazırladım. Görüntüleri medyaya verdik. İhbar masası oluşturduk. Ben masanın başındaydım. Şahsın otogarda göründüğü söylendi. Samsun’dan haber geldi. Şahıs yakalandı ve çocuk şubeye gönderildi. Bu esnada kamera görüntüleri toplandı. Bir ekip kuruldu, bu ekip görüntüleri toplamakla görevlendirildi. Ben büronun diğer işleriyle uğraştım. Trabzon’a bir ekip gönderildi o ekip de orda çalıştı.” dedi. Daha sonra Sel’in sorgusuna geçildi.

Mahkeme başkanının olay gününe ait kayıp olan görüntülere ilişkin bilgisi olup olmadığına ilişkin sorusuna Sel: “TEM Şube’ye bağlı ekiplerin Akbank’tan görüntü aldıklarını biliyorum ancak görüntülerin daha önce İstihbarat’tan alındığına dair bilgim yok.” yanıtını verdi. Sel ayrıca yine mahkeme başkanının sorusu üzerine Trabzon’a yollanan ekibin Pelitli bölgesindeki Jandarma ile sorun yaşadığını, Jandarmanın ekibe yardımcı olmadığını belirtti.

Dink Ailesi vekili Av. Hakan Bakırcıoğlu ise TEM’de görev yaptığı sırada hedef şahıslara koruma atanmasına dönük herhangi bir talebin olup olmadığını, TEM’in koruma işlemi yazısı olup olmadığını sordu. Tanık Sel bu sorulara ilişkin bilgisi olmadığını, Dink ismine de olayla birlikte vakıf olduğunu, Erhan Tuncel ve Dink cinayeti sanıklarının il emniyetindeki ifadelerine katılmadığını, sadece ifadeleri okuduğunu belirtti.  Av. Bakırcıoğlu’nun istihbaratın resen görüntü toplama yetkisi olup olmadığına ilişkin sorusuna yanıt veren Sel “Görüntüleri TEM Şube olarak toplarız.” dedi. 

Sel’in sorgusunun ardından duruşmaya 12.37’den 14.00’a kadar öğlen arası verildi.

Duruşmanın öğleden sonraki kısmı 14.14’te dönemin İstanbul İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Vedat Yavuz’un tanıklığıyla devam etti. Yavuz duruşmaya, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS ile katıldı. Halen Samsun İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Yavuz, daha önce savcılığa verdiği ifadeye ekleyecek bir şey olmadığını söyledi. İfadelerini tekrarlayan Yavuz, “Konuya soruşturma yürütüldükten sonra vakıf oldum. Soruşturmaya esas olan F4 raporu geldiğinde o yazışmalara bakan konumda değildim. Görev yaparken idari konularla ilgileniyordum. Operasyonel çalışmalarla ilgilenmiyordum. Bana bu konuda kimse bilgi vermedi. Haber notlarıyla C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve Bülent Demirel ilgileniyordu. F4 raporunu savcı gösterdiğinde gördüm.” dedi. Yavuz, cinayetten sonra Ramazan Akyürek’in kendisini Samsun’a göndermesinin sebebinin müfettişlerin Trabzon’a gitmesi olduğunu ifade etti: “Cinayet işlendiği tarihte operasyonel ve personel birimleri bana bağlıydı. Dink cinayetini televizyonda alt yazıdan öğrendim cinayet sonrasında en ufak bir bilgime başvurulmadı ne yapılması hususunda da bir bilgilendirme yapılmadı bana. Cinayetten sonra 2 Şubat 2007’de İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek bana, ‘yanına birini al, acele Samsun’a git’ dedi. Operasyon şube müdürünü yanıma alayım dedim, olmaz dedi. Ali Fuat Yılmazer’i alayım dedim, olmaz dedi. Para pul işlerine bakan daire başkan yardımcısını, Bekir’i al dedi. Ben özel kalemi aradım. Komiser ben daha konuşmadan biletinizi aldım dedim. Bekir’i aradım, ben daha konuşmadan ‘hazırım’ dedi. Yolda Akyürek’i aradım gidiyorum ne yapacağız diye sordum. ‘Gidin arkadaşlara moral verin’ dedi. Trabzon’a gidecek miyiz dedim, hayır dedi. Gidip personeli topladık, ne yaptınız, ne yapıldı diye konuştuk, çayımızı içtik. Başkanı aradım. İş bitti dedim, dedi kalın. Jandarma Komutanına gidin dedi, MİT’e gidin dedi. Gittik görüştük. Ziyaret amaçlı. Sonra aradım dönüyoruz dedim. Dedi bugün de kalın. Sonra öğreniyorum ki, cinayet işlendikten sonra mülkiye müfettişleri Trabzon’a gidiyorlar. Sonra biz dönüyoruz müfettişler gidiyor.” Ardından Yavuz’un sorgusuna geçildi.

Dink Ailesi vekili Av. Bakırcıoğlu tanık Vedat Yavuz’a “Ses getirici eylem’ notuna ilişkin önlem alınmalı mıydı?” diye sordu. Yavuz buna yanıt olarak şunları söyledi: “Dink’e dönük provakatif eylemler oluyordu. Bunu basından duyuyorduk. Ses getirici eylem yapılacağı bilgisi gelmiş. Hedef olan şahsa göre değerlendirme yapmak gerekir. Hrant Dink sıradan bir kişi değil. Böyle düşünmek gerekiyor. Bütün yazışmalar daire başkanlığına gider bu daire başkanlığındaki kişi hem eski yazılara vakıf hem de evrakı görüyor. Evrakı gören şube müdürü telefon ederek gerekli kontakları sağlamalıydı.” Av. Bakırcıoğlu Yavuz’a “Ermenilere kin besleyen Yasin Hayal’in ses getirecek eyleminden ne anlam çıkar?” diye sordu. Yavuz, “Ses getirici eylem, cana kast olur.” dedi.

Duruşma 15.41’de sona erdi.

2. Gün/13 Mart 2019

Duruşma salonu saat 10.35’te açıldı. Heyet ise salona 10.45’te geldi. Tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek ve Ercan Gün Silivri Cezaevi’nden, Muharrem Demirkale ve başka bir suçtan tutuklu olan Yavuz Karakaya da Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Ev hapsinde tutulan Ali Öz ve tutuksuz sanık Gazi Günay ile taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Duruşmayı CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Hrant’ın Arkadaşları ve çeşitli kurumlarda çalışan basın mensupları izledi

26. celse haftasının ikinci gününde, dönemin İstanbul İstihbarat Şube C Büro Amirliğinde polis memuru olan ve halen Çanakkale Lapseki İlçe Emniyet Müdürlüğünde Komiser Yardımcısı olarak görev yapan Özcan Özkan dinlendi. SEGBİS ile dinlenen tanık Özkan, cinayetten önce görevli olduğu İstanbul İstihbarat Şube C Büro Amirliğinde tahkikat, araştırma ve takip tarassut işlerini yaptığını söyledi. Özkan, Dink cinayetinin azmettiricisi Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal’in yerini tespit etmekle görevlendirilen ekiptendi. Özkan, polis memuru Bahadır Tekin ile Osman Hayal’in Sarıgazi’de çalıştığı fırına giderek takip tarassut işlemini yaptıklarına dair 24 Şubat 2006 tarihli bir rapor düzenlemişti. Özkan ifadesinde, “Yapılan görevlendirme neticesinde 24 Şubat 2006 tarihinde ekip şefimizle sabah saatlerinde Sarıgazi’de olduğu belirlenen fırının adresine gittik. Ancak verilen adreste bir fırın yoktu. Biz de oradaki diğer iki fırına gittik ve Osman Hayal’in orada çalışıp çalışmadığını sorduk. Araştırma neticesinde Osman Hayal’in orada çalışmadığını öğrendik ve raporu tanzim edip masa amirine sunduk.“ dedi. Aynı gün Fatih’te sabah 09.30’da başka bir rapor daha düzenlediklerini anlatan Özkan, Sarıgazi’deki fırına 9.30’dan önce gittiklerini öne sürdü. İfadesinin ardından Özkan’ın sorgusuna geçildi.

Av. Bakırcıoğlu’nun “Sarıgazi’ye saat kaçta gittiniz, emniyete kaçta döndünüz?” gibi sorularını Özkan “Hatırlamıyorum, bilmiyorum” diye yanıtladı. Bunun üzerine Av. Bakırcıoğlu: “Bahadır Tekin ile sizin 24 Şubat 2006 tarihli HTS kayıtlarınıza göre telefonlarınız o tarihte Anadolu Yakası’ndan ya da Sarıgazi’den sinyal almamış. Fırına gittiğinize dair belgeyi hangi tarihte düzenlediniz?” diye sordu. Özcan bu soruya da kısaca “Gittiğimiz tarihte. (24 Şubat 2006)” diye yanıt verdi.

Özkan gibi Tekin de daha önceki tanıklık ifadesinde HTS kayıtlarını yalanlamış ve servis sağlayıcıdan kaynaklanan bir hata olabileceğini savunmuştu.

Savcı Mehmet Yeşilkaya ise Özkan’a amirlerinin ismini ve Osman Hayal’in çalıştığı fırına gitme görevini amirinin verip vermediğini sordu. Özkan, amirlerinin Volkan Altınbulak olduğunu, prosedüre göre görevi de onun vermiş olması gerektiğini söyledi.

Özkan’ın ardından dönemin İstihbarat Dairesi Personel Şube Müdür Yardımcısı Aydın Patan’ın dinlenmesine geçildi. Tanık Patan duruşmaya, Samsun’dan SEGBİS ile bağlandı. Patan, o dönem konumu itibariyle operasyonel konularda ve görevlendirilmelerinde bilgisinin olmadığını, sadece personel görevlendirmesi yaptığını anlattı. Patan, Dink’e suikast yapılacağına ilişkin bilgi sahibi olmadığını ifade etti. Geçtiğimiz celselerde dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın kendisini aradığını ve Dink’e ‘ses getirici eylem’ düzenleneceğine ilişkin Trabzon Emniyet’ten İstanbul’a gönderilen yazının imha edilmesini istediğini iddia etmişti. Akyürek, Cerrah kendisini aradığında yanında Patan’ın da olduğunu söylemiş ve tanık olarak dinlenmesini talep etmişti. Mahkeme başkanı Patan’a Akyürek’in bu iddiasını sordu. Patan, böyle bir görüşmeden bilgisinin olmadığını söyleyerek, Akyürek’i yalanladı. Akyürek söz alarak Patan’a, “Şube müdürleri ve yardımcılarıyla beraber bilgi vermek için yanımdaydınız. İstihbaratın tarihi hakkında görüştük siz de oradaydınız.” dese de Patan ısrarla böyle bir görüşmeye dair bilgisi olmadığının altını çizdi.

Duruşmaya 11.34’ten 14.00’a kadar ara verildi. Verilen aranın akabinde duruşma 14.16’da tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatlarının beyanları ile devam etti. Duruşmanın öğleden sonraki kısmına tutuklu sanık Ali Fuat Yılmazer de katıldı. Ancak herhangi bir talebi olmadığını söyleyerek koğuşuna dönmek için mahkemeden izin istedi. Mahkeme Yılmazer’in isteğini kabul etti.

Dink Ailesi avukatlarından Av. Bakırcıoğlu, Muammer Güler’in de aralarında bulunduğu bazı isimlerin önümüzdeki celse yeniden dinlenmesini talep etti. Savcı, tutuklu sanıkların mevcut delil durumu dikkate alınarak tutukluluklarının devamını istedi. Tutuklu sanıklar ve avukatları ise tahliye taleplerini yinelediler. Ev hapsindeki Ali Öz de, başka bir adli kontrol tedbirinin uygulanmasını ve ev hapsinin sonlandırılmasını talep etti. Tutuksuz sanıklar haklarındaki adli kontrol uygulamalarının kaldırılmasını talep etti. Tutuksuz sanıklardan Celalettin Cerrah’ın avukatı ise Akyürek’in müvekkili hakkındaki beyanlarının “hayal ürünü” olduğunu savunarak, mahkemenin itibar etmemesini istedi. Cerrah’ın avukatı, müvekkilinin beraatini ve dosyasının tefrikini istedi. Duruşma 15.35’te bitti. Mahkeme kararını açıklamak için duruşmaya 14 Mart saat 10.00’a kadar ara verdi.

3. Gün/14 Mart 2019

Duruşma son gün, 1 buçuk saat gecikmeyle 11.30’da başladı. Tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek ve Ercan Gün Silivri Cezaevi’nden, Muharrem Demirkale ve başka bir suçtan tutuklu olan Yavuz Karakaya da Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Ev hapsinde tutulan Ali Öz ve tutuksuz sanıklardan Murat Bayrak, Reşat Altay ve Adem Sarıgül ile taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat TİM Komutanı Muharrem Demirkale ve FOX Tv Haber Müdürü Ercan Gün’ün tutuklu bulundukları süre göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla başka dosyalardan da tutuklu bulunan Demirkale ve Gün’e, mevcut dosyalarından tahliye edilmeleri ihtimaline karşı yurtdışı çıkış yasağı verdi. Mahkeme önceki celse tahliye edilen Astsubay Yavuz Karakaya ile eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu için de yurtdışına çıkış yasağı koydu.

Ercan Gün ve Muharrem Demirkale’nin tahliye edilmesine savcının itirazı üst mahkemece kabul edildi. Sanıklar tutuklu yargılanmaya devam edecek.

Mahkeme tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in tutukluluklarının devamına karar verirken bu kararını ilk kez gerekçelendirdi. Gerekçede sanıkların cinayet dönemindeki görevleri hatırlatıldı ve sorumluluklarını yerine getirmediklerine, kendilerine gelen istihbari bilgileri yöntemine uygun şekilde iletmediklerine, gerekli çalışmaları yapmadıklarına  değinilerek “Sanıkların 5271 sayılı CMK’nın 100, 101, 102 maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir” denildi.

Tutuksuz sanıklar ve avukatlarının adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddine karar veren mahkeme, Ali Öz ve avukatının ev hapsinin kaldırılması veya başka bir adli kontrol tedbiriyle değiştirilmesi taleplerini de mevcut delil durumunu dikkate alarak reddetti. Mahkeme, Celalettin Cerrah’ın avukatının sanık hakkında tefriken beraat veya ortadan kaldırma kararı verilmesi yönündeki taleplerinin dosyanın geldiği aşama ve olay bütünlüğünün bozulmaması hususunu gözeterek reddetti.

Dink Ailesi avukatlarından Av. Hakan Bakırcıoğlu’nun talebini kabul eden mahkeme gelecek celse dönemin MİT İstanbul Bölge Başkanı Hüseyin Kubilay Günay, dönemin MİT İstanbul Bölge Başkanı Görevlisi Özel Yılmaz ve Handan Selçuk, dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör; Adem Sağlam, Emre Altuntaş, Recep Koçpınar, Muhammet Bulgur, Adem Polat, Mustafa Kuletaş, Muhammet Kırmacı’nın dinlenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 11, 12, 13 Haziran 2019 tarihlerine ertelendi. Duruşma 11.48’de bitti.

Duruşmanın bitiminden birkaç saat sonra savcı Yeşilkaya, Ercan Gün ve Muharrem Demirkale’nin tahliyesine itiraz etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı yerinde görmeyerek bir üst mahkeme olan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, savcının itirazını kabul etti. Gün ve Demirkale tutuklu yargılanmaya devam edecek.

Yayınlanma tarihi

22/03/2019

Kategori Listesi