Kızıltepe JİTEM Davası İzleme Raporu – 5 Şubat 2018

Kızıltepe JİTEM Davası’nın 20 Temmuz 2014 tarihli iddianamesine konu olan suçlar dönemin gazetelerinde bu manşetlerle duyurulmuştu. (Cumhuriyet, 19 Eylül 2014)

Melis Gebeş – 5 Şubat 2018

Mahkeme: Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2014/367

Dört asker ve beş köy korucusunun JİTEM adlı oluşumun faaliyetleri kapsamında 90’lı yıllarda Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 22 kişiyi zorla kaybetmek veya hukuk dışı infaz etmek iddiasıyla yargılandığı Kızıltepe JİTEM Davası’nın 12’inci duruşması 5 Şubat 2018 tarihinde Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Dair İzlenimler

Ankara Adliyesi binası içerisinde uzun zamandır süren tadilat çalışmalarının nihayet sona yaklaşmasıyla birlikte, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahsis edilen yeni duruşma salonunda görülen duruşma, saat 10:50’de, öngörüldüğünden yaklaşık yarım saat geç başlatıldı. Adliye koridorlarında yönlendirici herhangi bir işaretin yokluğunda, izleyicilere yalnızca birkaç sıra koltuğun ayrıldığı öncekine kıyasen daha küçük ebatlı duruşma salonunun yerini bulabilmek güçtü. Bu lojistik aksaklık, katılımın oldukça düşük olduğu davanın çoğu ilgilisini etkilemedi.

Yargılamada manalı bir gelişme yaşanmasını beklemekten çok önce usandıklarından dolayı, dava konusu suçların işlendiği ve yaşamakta oldukları yerden binlerce kilometre öteye nakledilen davanın duruşmalarını takip etmeyen mağdur tarafı, bu duruşmaya da katılmadı. Sanık Mehmet Salih Kılıçaslan yine başka bir davadan dolayı tutuklu bulunduğu Mardin E Tipi Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlanırken, tutuksuz yargılanan diğer sanıkların hiçbiri salonda değildi.

Duruşmada mağdur tarafını temsilen tümü kadın olan avukatlar Senem Doğanoğlu, Nilay Nayman ve Sinem Coşkun ile sanık tarafını temsilen erkek avukatlar Mehmet Eren Turan, Hasan Ayrancı ve Volkan Demir hazır bulundu. Mahkeme heyetini ise Başkan Mustafa Yiğitsoy ile Üyeler Nejat Özkan ve Türkan Merdivan oluşturdu. Önceki duruşmaya katılan cumhuriyet savcısı değiştirilmiş ve Yücel Erkman’ın yerini Mehmet Hanifi Yıldırım almıştı.

Davanın başlangıcından itibaren tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini karşılamadığı için mahkemeyi eleştirdiğinden dolayı, bir önceki duruşma haricinde duruşmalara katılım sağlamamış olan mağdur avukatı Erdal Kuzu, mazeret bildirerek bu duruşmada da bulunmadı. Kuzu’nun son iki duruşma arasında mahkeme heyetinin reddi talebini tekrarladığı öğrenildi. Talebini reddeden heyetin kararına itiraz eden Kuzu’nun itirazı da kabul edilmemişti.

On Dakikada İşlenen Geçmiş

Açıldığı zaman Türkiye’nin karanlık geçmişindeki devlet destekli hak ihlallerinden sorumlu olanların hesap verebilmesi ve bu dönemin hakikatinin ortaya çıkarılabilmesi için bir zemin oluşturduğu düşünülen davanın bu duruşması yalnızca 10 dakika sürdü. Barış görüşmelerinin hala ayakta olduğu zaman diliminde kabul edilen iddianamede son derece ciddi iddialara yer verilse de, 30 yılı aşkındır süren Kürt meselesinde tekrar militarist yaklaşıma dönülmesiyle beraber, bu iddiaların aydınlatılacağına ve Türkiye’nin geçmişiyle hesaplaşılacağına dair inanç gitgide daha da zayıfladı. İddiaların açığa kavuşturulmasına yönelik herhangi bir tahkikatın yapılmamış olduğunun söylenebileceği yargılamada bugüne dek gündeme getirilen konuların çoğunun davanın esasına temas etmekten çok uzak olduğunun tespitini yapmak mümkün.

Duruşmalardır yargılamayı meşgul eden konu, davanın maktullerinden nüfus kayıtlarında sağ görünen Nurettin Yalçınkaya’nın yaşayıp yaşamadığı oldu. Bu meselenin çözülmesi amacıyla geçen duruşmada, Yalçınkaya’nın nüfusta kayıtlı göründüğü Kızıltepe’nin Tepebaşı köyü muhtarının ve 50 yaş üstü köy sakinlerinin bilgisine başvurulması için Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığı’na müzekkere yazılmasına karar verilmişti. Bu duruşmada, Komutanlığın müzekkereye cevaben, belirtilen yerin sorumluluk alanı içinde olmadığını ve bu nedenle yazının içeriğinin yerine getirilmesi için Kızıltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne iletildiğini bildirdiği öğrenildi. Geçen duruşma aynı müzekkerenin gönderilmesine karar verilen Kızıltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ise, muhtarla telefon aracılığıyla görüşmüş ve Nurettin Yalçınkaya’yı tanımadığı bilgisine ulaşmıştı. Araştırmalar neticesinde Yalçınkaya’yı tanıyan herhangi bir köy sakini ise bulunamamıştı.

Sanık avukatlarının Nurettin Yalçınkaya’nın yaşıyor olabileceğine dair iddialarını desteklemek için başvurduğu temel delil, 2010 yılında tarafı olduğu bir boşanma davasının karara bağlanmasıydı. Bu davanın diğer tarafı Zeynep Yalçınkaya’nın ifadesinin alınması için bir önceki duruşma İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimat, terör suçlarına bakmakla yetkili olmadığı gerekçesiyle iade edilmişti.

Başkan, mahkemeye ulaşan bu bilgileri alelacele okuduktan sonra, tarafların taleplerini sordu. Mağdur avukatları bu aşamada herhangi bir taleplerinin olmadığını dile getirirken, sanık avukatları dosyadaki eksiklerin tamamlanmasını istedi. SEGBİS aracılığıyla bağlanan Mehmet Salih Kılıçaslan duruşma boyunca ilk kez söz alarak, herhangi bir talebinin olmadığını söyledi. Cumhuriyet savcısı ise, sanık avukatlarıyla paralel olarak eksik hususların giderilmesini ve Zeynep Yalçınkaya’nın dinlenmesi için talimat yazılmasını talep etti.

Ara Kararlar

Mahkeme, daha önce yazdığı talimatın muhatabı tarafından yerine getirilmeme gerekçesinin terör suçlarına bakma yetkisi bulunmadığı olduğunu, ancak kendisinin de böyle bir görevi olmadığı halde CMK 250 ile yetkili mahkemelerin kaldırılması üzerine dosyaya baktığını ifade ederek,

Sadece tanığın ifadesinin alınmasının gerektiğini ve dosyanın sırf bu ifadenin alınmaması yüzünden sürüncemede kaldığını belirterek,

Bu sefer de talimat yerine getirilmediği takdirde ilgililer hakkında yasal gereğinin yapılacağının kaydını düşerek,

Zeynep Yalçınkaya’nın, tanık sıfatıyla beyanının alınması amacıyla İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne talimat yazılmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 26 Nisan 2018 tarihi, saat 09:50’ye ertelendi.

Yayınlanma tarihi

09/02/2018

Kategori Listesi