Musa Anter ve JİTEM Ana Davası İzleme Raporu – 11 Temmuz 2018

JİTEM’e ilişkin 1999 yılında hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005 yılında hazırlanan 5 sanıklı iddianamenin 2010 yılında birleştirilmesiyle JİTEM Ana Davası olarak anılmaya başlayan ve Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan davayla birleştirildi. Yargılama Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Esra Kılıç – 11 Temmuz 2018

Mahkeme: Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2015/64

Duruşma Öncesi

Ankara Adliyesi tadilat çalışmalarının duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu blok bakımından bitmesi nedeniyle duruşma salonunun bulunmasında sorun yaşanmadı.

Duruşma salonu giriş katta olduğundan, ayrıca tahsis edilmiş bir bekleme alanı yoktu, duruşmaya gelenler koridorda beklediler. Adliye kalabalıktı ve koridordan çok fazla kişi geçtiğinden herhangi bir güvenlik önlemi alınması mümkün değildi ki zaten 15-20 dakika aralıklarla koridorda yürüyüş yapan sivil polis ve üniformalı iki polis haricinde güvenlik görevlisi yoktu.

Duruşma salonu önünde Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, eşi ve küçük kızı ile ayakta beklerken, sanık Hamit Yıldırım’ın oğlu ve sanık Savaş Gevrekçi ise 1-2 mesafe ilerdeki bankta oturuyordu. Sanık avukatlarından Av. Hikmet İşler’in duruşmayı beklerken Dicle Anter’in ve ailesinin yanına geldiği ve kendileriyle konuşmaya çalıştığı gözlemlendi.

Duruşma başlamadan önce katılan vekili Av. Selim Okçuoğlu celse arasında dosyaya gelen evrak olup olmadığını öğrenmek için mahkeme kalemine gitti.

Mübaşir, tarafları saat 10:45’te duruşma salonuna çağırdı. Duruşma salonuna girişte herhangi bir engel ya da kontrol mevcut değildi.

Duruşmaya Dair

Duruşma salonu, 30 kişilik izleyici bölümü bulunan, katılan ve sanık avukatlarına ikişer sandalye ayrılmış oldukça küçük bir salon olmasına rağmen, başka dava klasörleri poşetler içinde salonu işgal etmekteydi.

Katılan, katılanlar vekilleri, sanık, sanık avukatları, Başkan Şükrü Onat Tekinalp, Üyeler Durmuş Ali Erbil ve Hanım Canpolat’tan ibaret mahkeme heyeti ile Cumhuriyet Savcısı  Ömer Faruk Tezel ve izleyiciler yerlerini aldı. Mahkeme heyeti başkanının bir önceki celse hastalık nedeniyle katılmadığı, yerine üye hakimin başkanlık yaptığı biliniyordu. Bu celse mahkemenin asıl başkanının gelmiş olduğu görüldü. Salonda güvenlik görevlisi ya da kolluk hazır bulunmadı.

Hazır bulunanlar ise Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve vekili Av. Selim Okçuoğlu, Orhan Miroğlu’nun vekili Av. Çisem Alparslan, sanık Hamit Yıldırım’ın avukatı Av. Kaya Yelek, Sanık Savaş Gevrekçi ve avukatı Av. Hikmet İşler, sanık Aziz Turan’ın (Abdülkadir Aygan) avukatı Av. Ece Çam Yiğit; izleyici bölümünde Dicle Anter’in eşi ve küçük kızı, sanık Hamit Yıldırım’ın oğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı milletvekili Abdullah Koç ve HDP Muş milletvekili Mensur Işık, Mezopotamya Ajansı muhabiri, Anadolu Ajansı muhabiri ve bunlar haricinde tanınmayan fakat aralarında sivil polis olduğu tahmin edilen 5 kişi bulunuyordu.

Duruşmaya, mahkeme başkanının celse arasında yapılan ya da yapılmayan işlemleri tutanağa geçirmesiyle başlandı.

Av. Selim Okçuoğlu’nun tanık olarak dinlenmesini talep ettiği Serdar Ekingen için Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimata cevap olarak; duruşma salonlarının yoğunluğu nedeniyle ancak saat 15:00’te SEGBİS bağlantısının yapılabileceği bildirildi. Bu nedenle Ekingen’in ifadesinin alınması ara kararlar ile bir sonraki celseye bırakılacaktı.

Bir önceki celse Av. Selim Okçuoğlu’nun bir televizyon programında sanık Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ölmediğine ve Türkiye’de amansız bir hastalıkla yaşadığına dair konuşma yapan İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak dinlenmesi talebi hakkında celse arasında değerlendirme yapılmasına karar verilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmamış olduğu bildirildi.

Mahkeme başkanı mübaşirden gazeteci Abdurrahman Şimşek’in celse arasında getirdiği kayıtların nerede olduğunu sordu. Mübaşirin kasaya aldıklarını söylemesi üzerine getirmesini istedi.

Katılanların Talepleri

Katılan Dicle Anter vekili Av. Selim Okçuoğlu söz alarak; daha önceki celselerde tanık olarak dinlenen ve sanık Abdulkadir Aygan ile İsveç’te röportaj yapan gazeteci Abdurrahman Şimşek’in celse arasında sunduğu röportaj görüntü kaydından bir suret verilmesini ve röportaj kaydının deliller ile yüz yüze temas ilkesi gereği duruşmada izlenmesini talep etti.

Bu esnada mübaşir kaydı getirdi. Mahkeme başkanı mübaşire, flaş bellek olarak sunulduğu görülen kaydın aynı şekilde geri götürüp avukatlara verilmek üzere çoğaltılmasını söyledi, ayrıca “Bunu geri götür ama başına sakın bir şey gelmesin, gelecek celse izleyeceğiz,” diye tembihledi.

Sözcü Gazetesi’nin 22 Haziran 2018 tarihinde “Mahmut Yıldırım’ın (Yeşil) sağ kolu” olarak nitelenen Bedirhan Esenlik (Zakir Selvi) de katılan avukatlarının araştırılması ve hakkındaki soruşturmaya ilişkin bilgi edinilmesini istediği isimler arasında.

Av. Selim Okçuoğlu taleplerini sıralamaya devam etti; mahkemenin usuli işlemlerini sürdürmekte olduğunu fakat dosyada yol alınmadığını, Musa Anter’in katli ile ilgili birebir ifadelerde bulunan Abdulkadir Aygan’ın savunmasının saptanması gerektiğini ancak bunu Adalet Bakanlığı’nın ve Dış İşleri Bürokrasisinin gayri hukuki gerekçelerle engellediğini, İsveç ile Türkiye arasında yoğun ilişkiler olduğunu, Avrupa Ceza Sisteminin üyeleri olduklarını, Dış İşleri Bürokrasisinin bu davanın önündeki sis perdesinin kaldırılmasını engellediğini, mahkemenin otoritesini ve gücünü kullanarak buna engel olması gerektiğini, zira dosyanın bu nedenle tıkandığını beyan etti.

Ayrıca televizyon programında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını beyan eden Genelkurmay Eski İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak dinlenmesi talebini yineledi.

Av. Okçuoğlu ayrıca Sözcü Gazetesi’nin 22/06/2018 tarihli haberine referansla Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın sağ kolu olduğu iddia edilen Zakir Selvi olarak bilinen Bedirhan Esenlik isimli kişi hakkında gasp ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığını, bu soruşturmaya ve kişiye dair araştırma yapılmasını talep etti.

Orhan Miroğlu vekili Av. Çisem Alparslan ise söz alarak Abdulkadir Aygan ile yapılan röportaj kaydının bir nüshasının kendilerine de verilmesini ve daha önce beyan ettikleri tanıkların adreslerinin araştırılmasını talep etti.

Mahkeme Başkanı, “Bu Zakir Selvi’yi nasıl bulacağız” şeklinde serzenişte bulunduğu sırada, Av. Selim Okçuoğlu telefonundan Sözcü gazetesinin internet sayfasını açarak gazeteden sorulabileceğini beyan etti. Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişi hakkında soruşturma yürüttüğü için oradan sorulabileceğini söyledi. Bu esnadan sanık müdafii Av. Hikmet İşler söz almadan “Biz bu adamı hiç duymadık, sen bizden iyi biliyorsun abi,” diyerek araya girdi.

Sanık Avukatlarının Beyanları

Sanık Savaş Gevrekçi’nin avukatı Av. Hikmet İşler söz alarak; “Meslektaşımın beyanlarına saygı duyuyorum ama itiraz ediyorum, talepleri reddedilsin,” dedi.

Av. Selim Okçuoğlu ise yerinden; “Meslektaşım bunlar daha önceden ara karara bağlanmış şeyler nesine itiraz ediyorsunuz, herhalde bize takılmaya çalışıyorsunuz,” şeklinde cevap verince, Av. Hikmet İşler; “Meslektaşımız araştırma komisyonu gibi çalışıyor, bizi de yoruyorsunuz, dedikoduların dahil araştırılmasını istiyorsunuz, herkesi yoruyorsunuz,” dedi.

Sanık Hamit Yıldırım’ın avukatı Av. Kaya Yelek ise, flaş bellekteki görüntü kaydının bir örneğini ve müvekkilinin adli kontrol önleminin kaldırılmasını ya da yurtdışına çıkış yasağı ile yetinilmesini aksi takdirde iki haftada bir imza atmak şeklinde yeniden düzenlenmesini talep etti.

Sanık Abdülkadir Aygan’ın avukatı Av. Ece Çam Yiğit, başkanın sorusu üzerine müvekkili ile hiç temas kurmadığını, yurt dışında müvekkilin savunmasının alınmasına karar verilirse kendisinin de katılacağını beyan etti.

Heyet başkanı Av. Selim Okçuoğlu’na yönelerek Rüstem Ay’ın mahkemeye sık sık dilekçe gönderdiğini, ne konuda tanıklık yapacağını bilip bilmediğini, sordu. Av. Selim Okçuoğlu ise Rüstem Ay’ın açık cezaevinde kaldığını, kendisini de telefonla aradığını fakat kayda değer bir beyanı olmadığını söyledi.

Ara Kararlar

Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeden ve dahi müzakere etmeden ara kararlara geçti.

Ara kararlar yazılmaya başladığında duruşmanın en uzun kısmı olacağı bilindiğinden kimse ayağa kalkmadı. Sanık Aziz Turan’ın (Abdülkadir Aygan) avukatı Av. Ece Çam Yiğit heyetten izin isteyerek duruşmayı terk etti. Bu esnada sanık avukatları kendisine “Avukat Hanım İsveç’e gidersek haber veririz,” esprileri yaptılar ve tüm salonda gülüşmeler yaşandı. Bu ayrıntı esasında bir bakıma Abdülkadir Aygan’ın savunmasının saptanması için İsveç’e mahkeme heyetinin gideceği yönündeki girişimlerin olumlu sonuçlanacağına dair inancın zayıflığını gösteriyordu.

Ara kararların yazılmaya başlanmasıyla heyet üyesi hakimlerden Hanım Canpolat’ın da duruşma salonunu terk ettiği görüldü. Kendisi ara kararların yazılmasının sonunda gelecekti.

Ara kararlar ise şöyle idi;

  • Henüz dinlenmemiş tanıkların bir kısmı için uluslararası istinabe işlemlerinin akıbetinin sorulmasına, bir kısmı için adres araştırması yapılmasına, bir kısmının gelecek celse dinlenmesi için işlemlerin yapılmasına,
  • Sanık Aziz Turan (Abdülkadir Aygan) için uluslararası istinabe işleminin akıbetinin sorulmasına, (mahkeme heyeti bu kararının altına ayrıntılı olarak sanığın savunmasının, dava konusu olaya dair aşama kaydedilmesi ve dosyanın çözülmesi ve kısmen de olsa maddi hakikatin tecellisi için fevkalade önem taşıdığı, mahkeme heyetinin İsveç’e gönderilmesi talebinin Adalet Bakanlığı tarafından sanığın muvafakati olmaz ise sonuç alınamayacağı gerekesiyle reddedilmiş olmasını eleştirerek CMK 135 vd maddelerine dayanarak sanığın susma hakkını kullansa dahi bunun savunma yapmama şeklinde yasalarımıza göre değerlendirileceği, Türkiye gündemini meşgul eden ve de TBMM üyeleri tarafından dosyanın karara bağlanamamasının soru önergelerine konu olduğu da değerlendirildiğinde sanığın savunmasının alınması için İsveç’e gidilmesi fırsatının tanınması gerektiği yönünde yazı içeriğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilecek yazıya eklenmesine karar verdi.)
  • Gazeteci Abdurrahman Şimşek’in celse arasında sunduğu röportaj kaydının nüshasının taraflara verilmesine; ayrıca tanıklığında sanık Hamit Yıldırım’ın amcasının oğlu ile ilgili yazılı bilgi vereceğini belirtmesine rağmen bilgi vermemiş olduğundan, bu konuda bilgi sunmasının istenmesine, ulaşılamaz ise adresine çağrı çıkarılmasına,
  • Yakalama emirli sanıklar Muhsin Gül, Mehmet Zahir Karadeniz, Fethi Çetin, Mahmut Yıldırım hakkında yakalama emrinin devamına, Mahmut Yıldırım hakkında kırmızı bülten uygulaması kararının devamına,
  • Selim Okçuoğlu’nun beyan ve talebi üzerine, yakın tarihli televizyon programında Yeşil kod adlı sanık Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını beyan eden Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak ifadesinin tespiti için tanıklık için işlemlerin tamamlanmasına,
  • Selim Okçuoğlu’nun beyanı ve talebi üzerine 22/06/2018 tarihli Sözcü gazetesi haberine atfen Yeşil kod adlı sanık Mahmut Yıldırım’ın sağ kolu Zakir Selvi (Bedirhan Esenlik) ile ilgili Sözcü Gazetesi’nden Zakir Selvi’nin kimlik ve adres bilgisinin sorulmasına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gazetede geçen habere konu olan nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili soruşturma bilgisi ve içeriği ile bilgi istenmesine,
  • Gazeteci Abdurrahman Şimşek’in celse arasında sunduğu Abdülkadir Aygan ile yaptığı röportaj kaydının gelecek celse izlenmesine,
  • Sanık Hamit Yıldırım’ın avukatı Av. Kaya Yelek’in adli kontrol önlemlerini kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi yönündeki talebinin suçun niteliği, delil durumu ve önlemin ölçülülüğün hala devam etmesi nedeniyle reddine,
  • Bir sonraki duruşmanın 14 Kasım 2018 günü 09:30 saatine bırakılmasına karar verilmiştir.

Değerlendirme

Araya adli yıl tatili girmesi nedeniyle gelecek celsenin, Ankara Mahkemeleri duruşma aralığı ortalamasına göre bir ay daha uzun süre sonra yapılacak olması; bir önceki, üye hakimin başkanın hastalığı nedeniyle başkanlık yaptığı duruşmada katılan taleplerini makul bulmaması dolayısıyla İsmail Hakkı Pekin’in tanıklığı ile ilgili işlem yapılmamış olması; Adalet Bakanlığı’nın sanık Aziz Turan (Abdülkadir Aygan) savunmasının saptanması konusunda iki yıldır herhangi bir etkili adım atmamış olması, aksine mahkemenin İsveç’e gitme konusundaki taleplerini reddetmesi, Sanık ve bir kısım tanıklar için uygulanması istenen uluslararası istinabenin yine Adalet Bakanlığı’nın girişimsizliği nedeniyle işlevsiz kalması; Orhan Miroğlu’nun avukatının dinletmek istediği tanıkların adreslerinin bildirilmemiş olması yargılamayı uzatan nedenlerden bazıları olarak öne çıktığı görüldü.

Musa Anter Davası ile birleşen Jitem Ana Davası’nın katılan ve avukatlarının davayı takip etmediği, yalnızca bu celse olduğu gibi bazı celselere mazeret gönderdikleri gözlemlendi.

Sanık avukatlarının beyanlarının da bu duruşmanın dikkat çekici kısmı olduğu söylenebilir. Musa Anter’in öldürülmesi olayında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve faillerin bulunması için iz süren katılan vekillerinin araştırma taleplerinin, sanık avukatları tarafından espri konusu yapılması yargılamanın geldiği durumu göstermektedir.

Ayrıca ara kararlarda Abdülkadir Aygan ile ilgili Adalet Bakanlığı’na yazılan yazıda, bu sanığın savunmasının fevkalade önemli olduğunu, olayın çözülmesinde yardımcı olacağını, yargılamanın uzamış olmasının TBMM’de soru önergelerine konu olmasını beyan etmesi ise Mahkeme Başkanı’nın bu konulardaki rahatsızlığının açık göstergesiydi.

Yayınlanma tarihi

16/07/2018

Kategori Listesi