Musa Anter ve JİTEM Ana Davası İzleme Raporu – 3 Temmuz 2019

Duruşmanın öne çıkan gelişmesi 1994’te zorla kaybedilen Ayten Öztürk’e ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın dava dosyasıyla birleştirilmesi oldu.

Esra Kılıç – 03 Temmuz 2019

Mahkeme: Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2015/64

JİTEM örgütüne ilişkin 1999 yılında hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005 yılında hazırlanan 5 sanıklı iddianamenin 2010 yılında birleştirilmesiyle JİTEM Ana Davası olarak anılmaya başlayan ve Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan davayla birleştirilen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 03 Temmuz 2019 tarihli 21. duruşması, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde olağandışı bir şekilde 3-4 kolluk görevlisi beklemekteydi. Başka bir dava ile ilgili olduğu düşünülürken davanın katılanlarından Orhan Miroğlu’nun geldiği ve kolluk görevlilerinin kendisini beklediği anlaşıldı. Orhan Miroğlu ile birlikte avukatı Av. Serhat Menzilcioğlu ve daha sonradan tanık oldukları anlaşılan 2 kişi beklemekteydiler. Sivil polis olduğu düşünülen 2 kişi de yakınlarında beklemekteydi. Bu sırada katılan Dicle Anter ve avukatı Av. Selim Okçuoğlu geldiler. Öğleden sonra görülecek duruşmalar başlamadan dava dosyasını incelemek üzere duruşma salonuna girdiler.

Mübaşirin isimleri okumasıyla birlikte duruşma salonuna geçildi.

Taraflar yerlerini alırken, sanık avukatlarından Av. Kaya Yelek katılanlar ve avukatlarının tek tek elini sıkarak “Hoş geldiniz” dedi ve Av. Selim Okçuoğlu’nun kulağına eğilerek duyamadığımız bir konuşma gerçekleştirdi.

Av. Selim Okçuoğlu, “Bizim için sorun değil, istediğiniz tanığı getirebilirsiniz, biz gerçeğin peşindeyiz” dedi.

Av. Kaya Yelek, “Biz de aynı şekilde gerçeğin peşindeyiz,” dedi.

Av. Selim Okçuoğlu, “Xwedayê mezin e” (Türkçesi; Allah büyüktür.) dedi. Devamında “Yalnız İsmail Hakkı Pekin gibi çark etmesin sonra, televizyonda söylediklerini mahkemede inkar etmişti” dedi.

Konuşmanın devamından ve duruşmadaki taleplerden Av. Kaya Yelek’in yeni gazeteci tanıklar dinlenmesini isteyeceği anlaşılıyordu.

Heyetin gelmesiyle duruşma başladı.

Duruşmaya Dair

Mahkeme başkanı Şükrü Onat Tekinalp, Üyeler Duygu Sarıaslan ve Ömer Burakhan Polat, Cumhuriyet Savcısı Zafer Salan yerlerini aldılar.

Katılan Dicle Anter ve avukatları Av. Selim Okçuoğlu, Av. Nilay Nayman, Av. Şevin Kaya ve Av. Alişan Şahin, Katılan Orhan Miroğlu ve avukatı Av. Serhat Menzilcioğlu,

Sanık Savaş Gevrekçi ve avukatı Av. Hikmet İşler, Sanık Hamit Yıldırım’ın avukatı Av. Kaya Yelek duruşma salonunda hazır bulunuyordu.

Ayrıca celse arasında Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından işkence edilerek katledilen Ayten Öztürk ile ilgili davanın Jitem Ana Dava ile birleştirildiği ve Elazığ’daki davanın katılanı Hıdır Öztürk’ün avukatı Av. Hüseyin Aygün’ün yetkilendirmesiyle Av. Çisel Demirkan’ın hazır olduğu görüldü.

Salonda izleyici olarak 4 kişi, 1 Mezopotamya Ajansı Muhabiri, sivil polis olduğu düşünülen 2 kişi ve zaman zaman duruşma salonuna girip çıkan 1 resmi giyimli polis memuru bulunmaktaydı.

Mahkeme başkanı celse arasında yapılan ve yapılmayan işleri yazdırdı;

  • Jitem Ana Davanın katılan avukatlarının mazeret dilekçesi gönderdikleri,
  • Sanık Hamit Yıldırım vekili Av. Kaya Yelek’in adli kontrolün kaldırılması ile ilgili talep dilekçesi verdiği,
  • Katılan Orhan Miroğlu vekili Av. Serhat Menzilcioğlu’nun tanık olarak Cevat Korkmaz, Raif Türk, Ünal Erkan, Hasan Kaya, Halil Tunç ve Nedret Ersanel’in dinlenmesini talep eden dilekçe sunduğu,
  • Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Müdürlüğü’nden Abdülkadir Aygan’ın dinlenmesi ile cevap gelmediği,
  • Dava dışı Rüstem Ay isimli kişinin dilekçe ve fotoğraf gönderdiği,
  • Beyaz TV tarafından geçen celse istenen 2013 yılında Latif Şimşek-Nagehan Alçı moderatörlüğündeki programa dair ayrıntılı tarih bilgisi verilmesinin istendiği,
  • Rtük’ten Beyaz TV programına dair; arşivlerinin ancak 1 senelik olduğundan olumsuz yanıt verildiği,
  • Ahmet Cem Ersever’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarında herhangi bir soruşturma kaydının bulunmadığına dair cevap geldiği,
  • Bir kısım tanıklar hakkında adres araştırmasının eksik bilgilerden dolayı yapılamadığı,
  • Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü’nden Cemil Işık hakkında bilgi talebine olumsuz cevap verildiği,
  • Tanık Süphan Mete’nin Alman yasalarına göre alınan beyanının tercümesinin geldiği ve tanıklıktan çekinme hakkını kullandığının anlaşıldığı,
  • Yakalama emri ve aranan sanıklara dair cevap gelmediği kayda geçti.

Ayten Öztürk Dosyasının Birleşmesi

Musa Anter ve Jitem Ana Dava dosyası ile birleşen Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/151 Esas ve 2019/339 Karar sayılı dosyanın iddianame ve eklerinin okunduğu duruşma tutanağına yazıldıysa da okunmadı. Hemen ardından dosyanın katılanı Hıdır Öztürk’ün avukatı Av. Hüseyin Aygün tarafından yetkilendirilen Av. Çisel Demirkan bu konuda beyanda bulunmak için söz aldı; “Mahkemeniz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen dosyada birleştirme kararı verilmesi öncesinde tarafımızın herhangi bir bilgisi olmamıştır. Müvekkil Hıdır Öztürk’ün kızı olan Ayten Öztürk’ün katledilmesi olayı lokal bir eylemi konu edinmektedir. Dolayısıyla Elazığ’da gerçekleşen bir eyleme ilişkin Ankara’da davanın görülmesi bizce hukuki değildir. Davanın konusu olan fiillerin delilleri Elazığ yargı çevresinde bulunmaktadır. Sağlıklı bir yargılamanın yapılabilmesi, maddi hakikatın tayininin sağlanabilmesi için dosyanın Elazığ’da devam etmesi gerekir. Ayrıca birleştirme kararı bize tebliğ olmamıştır, UYAP’tan kontrol ederseniz biz dosyanın duruşmasının 4 Temmuz’da yapılacağını beklerken dosyanız avukatlarından dosyamızın birleştirildiğini öğrendik. Biz bu aşamada birleştirme kararına itiraz hakkımızı kullanacağız. Kararı bugün burada öğreniyoruz” dedi.

Aynı konuya dair Av. Selim Okçuoğlu da söz aldı; “Duruşma günü itibariyle dosyamız esası ile birleştirildiğini öğrendiğimiz Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyasının mahkemeniz dosyası ile birleşmesi bizce uygun değildir. Musa Anter’in katli davası nakil yolu ile gelerek, görülmekte olan Jitem Ana Davası olarak anılan dosya ile birleştirilmesi sonrasında devam edilmiştir. Yeşil kod adıyla anılan sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki faili meçhul olaylara ilişkin görülmekte olan davaların mahkeme dosyamız ile birleştirilmesi bizce yerel yargı birimlerinin görevlerini yapmaktan kaçınmasından kaynaklanmaktadır. Maktul Musa Anter’in katlinin yaşandığı gün 20/09/1992 tarihi dikkate alındığında dava zamanaşımının dolması için sürenin azaldığı değerlendirilirse bu birleşen dosyaların maddi hakikatin ortaya çıkarılmasını geciktireceği açıktır. Bu nedenle itiraz ediyoruz” dedi.

Orhan Miroğlu’nun Tanıkları

Orhan Miroğlu vekili Av. Serhat Menzilcioğlu söz aldı ve tanık dinletmek istediklerini, iki tanıklarının mahkeme salonu dışında hazır beklediğini belirtti.

Tanıklardan Cevat Korkmaz duruşma salonunda alındı ve beyanı alınmaya başlanmadan Mahkeme Başkanı “Bu beyanlar uzun olacak en iyisi SEGBİS kaydı alınması” diyerek kaydı başlattı. Kısaca tanığa davayı özetlemeye çalışan Başkan’ın sözünü bölen Av. Menzilcioğlu, “Başkanım davayı anlatırken Musa Anter’in katli diyorsunuz ama müvekkilim de müşteki, aynı gece yaralanmıştır. Onu da anarsanız iyi olur” dedi. Bunun üzerine Başkan düzelterek anlattı.

Tanık Cevat Korkmaz beyanında; “Orhan Miroğlu’nu yıllardır tanırım, Olay olduğu zaman Özgür Gündem gazetesinde yazarlık yapıyordum. Ahmet Kahraman ile o gece Büyük Erşem Otel’de oturuyorduk. Cep telefonları o zaman yaygın değildi. Musa Anter’in ölüm haberi geldi. Çok şaşırdılar. Ahmet’i yolculadık. Sonra Orhan Miroğlu Diyarbakır’da tedavi gördü. Sonra Ankara’ya geldi kendisiyle röportaj yapmak istediğimi söyledim kabul etti. Daha serumlar takılıydı hatta ben bunu bir veda röportajı olarak düşünmüştüm. Son derece duygusal bir diyalog oldu. Röportajın tamamını da Pazar sohbetlerinde yayınladım. Yazdığım şeyler bilinen şeylerdi. Zaten daha sonra bu röportaj Dijwar adlı kitapta da yazıldı. Son dönemde, Orhan Bey ile ilgili algı operasyonu başladı. Sanki Orhan Bey, Musa Anter’i öldürtmek için kendisini yaralatmış. Son derece rahatsız oldum. İnanır mısınız, onunla röportaj yaptığımda yaşama umudu azdı. Ben bunları anlatmak için buraya geldim. Sonraki yıllarda 2009’da gazeteden Gülden Aydın beni aradı. Ömer Yılmazel isimli birinin benimle görüşmek istediğini söyledi. Kabul ettim, görüştüm. Kendisi emniyet amiriydi. Benim bilmediğim şeyler söyledi. Orhan Bey’i vuranlardan birinin örgütte üst düzey yönetici olduğunu söyledi. Orhan Bey ile görüşmek istedi. Söyledim Orhan Bey de kabul etti. İki gece önce Habertürk’te Yeni Şafak yazarı Nedret Arsenen çok enteresan şeyler söyledi. Bölge valisi Ünal Erkan ile uçakta karşılaştıklarını, Ünal Erkan’ın ona Musa Anter cinayeti ile ilgili Mili Güvenlik Kurulu’nun toplandığını ve oraya gittiğini söylemiş. Bana bir tek soru sorabilirsiniz demiş. O da Musa Anter’i kimin öldürdüğünü sormuş. Biliyorum kimin yaptığını ama söyleyemem demiş.”

Av. Hikmet İşler sordu: “O dönemde önemli görevler yapmışsınız. İnternetten biyografinize baktım. Barıştan yana insanmışsınız. Ahmet Kaya ile arkadaşmışsınız. Sizce Musa Anter’in öldürülmesi kimin işine gelir?”

Av. Kaya Yelek sordu: “Bir de Musa Anter’in Kürt hareketindeki yerini anlatır mısınız?”

Tanık Korkmaz cevapladı: “Özgür Gündem’de yazı yazdırmıyorlardı Musa Anter’e. Musa abi içki içerdi. Ehli keyf arkadaşları vardı. Bir gün Çiçek Pasajı’na gitmiştik. Yanında Sipan isimli bir genç vardı. Son derece küstah biriydi. Sonra Aziz Nesin geldi. Masaları birleştirdik. Bu çocuk sürekli müdahale ediyordu Musa Anter’e. Ben rahatsız oldum. Azarladım. Musa Abi çok ezildi. Hep baskı altındaydı. Bu çok önemli bir olaydı. Musa Anter’in öldürülmesi örgütün çok işine yarar. Devletin üstüne yıkarak propaganda olarak kullandı. Devlet de örgütün üstüne yıktı. Musa Anter’in Kürtler tarafından çok sevilmesini, tersine algı yaratarak kullandılar. İki tarafın da işine yaradı. Bir tek halka yaramadı. Halk çok üzüldü. Fakat Orhan Miroğlu çok acılar çekti. İşsizlik, hastalıklar sonra da bu yıpratmalar. Bir insan birini öldürtmek için kendini kurşunlatır mı? Ben buraya vicdani bir sorumluluk olarak geldim.”

Mahkeme Başkanı sordu: “Röportaj metin olarak var mı?”

Orhan Miroğlu araya girdi: “Katil Kürtçe konuşuyor başlıklı bir röportajdı bu.”

Tanık Korkmaz devam etti: “Katil Kürtçe konuşmuş Orhan abiyle. O günlerde bu çok önemsiz geldi. Ben gazeteci gözüyle baktığımda böyle bir manşeti uygun görmüştüm. Bir gün Mis Sokak’ta beni sıkıştırdılar. Sen bu işi Kürtlere yıkmak istiyorsun dediler. Fakat benim manşetlerime itiraz edilmiyordu. Çünkü gazetede o dönem gazeteci yoktu.”

Av. Kaya Yelek sordu: “Örgütün Musa Anter’e vergi kesmesi ile ilgili bir şey biliyor musunuz?”

Tanık Korkmaz cevapladı: “Emniyet müdürü bize söyledi bunu. Toprakların alınması ile ilgili sıkıntı yaşadığını, beceremediğini anlattı. Polisin topladığı bilgiler çok açık. Musa abi baskı altındaydı.”

Mahkeme Başkanı sordu: “Kimin baskısı altındaydı?”

Tanık: “PKK’nın.”

Av. Hikmet İşler: “Musa Anter ağa çocuğuydu. Çok büyük toprakları vardı. Ceza kesildiği hakkında ne biliyorsunuz?”

Tanık: “Polis bize bu ceza makbuzunu da gösterdi.”

Av. Selim Okçuoğlu söz aldı: “Bu konuyu düzeltmek istiyorum. Benim Musa Anter’le çok yakın ilişkim vardı. Binlerce dönüm değil, sadece 300 dönüm arazisi vardı. Hala da davalıktır bu araziler. Sipan denilen kişi de Süphan Mete’dir. Musa Anter’in evlatlığıdır. Kendisi tanıklıktan çekilme hakkını kullanmıştır. Almanya’da yaşıyor. Can güvenliği için beyanda bulunmak istemiyor. Orhan Bey hakkındaki spekülasyonlardan rahatsız olduğu için gelmiş. Tanıkların olayla ilgili görgüsü yok. Musa Anter’in manevi mirasını korumak zorundayız. Katilin Kürtçe konuşması bir şey ifade etmiyor. Biliyorsunuz Adalet Bakanlığı, Dışişleri Abdülkadir Aygan’ın dinlenmesi için hala yanıt vermedi. Orhan Miroğlu olayın mağduru. AKP’de güçlü bir rolü var. Neden katkı sunmuyor? Ömer Özüyılmaz isimli şahısla ben de görüştüm. Muş Valiliği bana tebligat göndermişti. TEM’e gittiğimde orada Anter olayına ilişkin çalışma yaptığını söyledi. Uçuk kaçık biriydi. Hatta Yahudilikten falan bahsetti. Katilin örgütün üst düzeyinde biri olduğunu, ismini bildiğini söyledi. Bu kişi Cemil Işık’tır, Hogır kod Cemil Işık. Ömer Özüyılmaz FETÖ’cüydü. Çok yetkiliydi. Sürekli İsrail komplosundan söz ediyordu. Kitap yazdığını söyledi. Daha sonra Kumpas Davası’nda üst düzey biri olduğu ortaya çıktı. Bu yeni bir bilgi değil, bunlar önceden konuşulmuştu. Bu adam itibar edilecek biri değil.”

Orhan Miroğlu söz aldı: “2009 tarihi önemli bir tarih. Bölgede faili meçhuller vardı. Ömer merak ettiği için değil, Hrant Dink, Danıştay, Ergenekon olayları döneminde FETÖ örgütlenmesi bu faili meçhulleri gündeme getirmeye çalıştı. ‘Musa Anter dosyasını yeniden açacağız’ dedi. ‘Yeni bir delil var mı?’ diye sordum. ‘Yok,’ dedi. Ben Diyarbakır’da ifade verdim. Ama öğrendim ki ifadem kayda geçmemiş. Hatta bana ‘Kendinize dikkat edin, TC’de kötü şeyler olacak’ dedi. ‘Bu olayı kim yaptı biliyoruz’ dedi. ‘PKK-JİTEM arasındaydı’ dedi. ‘Bu işi tezgahlayan PKK cenahında hala yaşıyor. Ve örgüt saflarındadır’ dedi. Bu tarihi bir davadır. Herkesin beklentisi farklı.”

Diğer tanık Raif Türk’e geçildi: “Musa Anter’in katli olayı olduğu gün Kulp ilçesine gitmiştim. Gece geldiğimde, Söz Gazetesi’nden aramışlardı oraya gittim. Halit Tunç muhabirlerinin olay yerine giderken cinayeti işleyenler tarafından kaçırıldığını söyledi. Vali ile sürekli telefonda konuşuyordu. Validen destek istiyordu. Ben gazeteci olarak daha sonra Ünal Erkan’la röportaj yaptım. ‘Katiller kimler ve yakalanabilecek mi?’ diye sordum. Namus borcu olduğunu söyledi. Benim görüşüme göre, fakat somut bilgiye dayanmıyor, tamamen kanaatim. O dönem yaygın bir inanış vardı. Hizbullah ve devletin bazı birimleri tarafından organize edilen kontrgerilla adında bir örgüt, bunlar yapmış olabilir.”

Bu aşamada tanık Raif Türk, sanık avukatlarının sorularına cevaben oldukça geniş bir şekilde dava ile ilgisi olmayan, kendi gazetecilik hayatı, Orhan Miroğlu ile ilişkileri, Yeşil’in kendisini de öldürmeye çalıştığını anlattı ve şahsi kanaatlerini beyan etti. Başkanın tanığın beyanlarını kesmediği fakat dinlemeyerek zaman zaman uyuduğu gözlendi.

Orhan Miroğlu söz aldı: “Avukat Selim Bey dedi ki, dava ile ilgilenmiyormuşum. Aslında bu davanın başlangıcına neden olan benim. Fakat AKP’de olduğum için olağanüstü gücüm yok. Ama ben bireysel çaba gösteriyorum. Selim Bey rahat olsun. Üstüme düşeni yapmaya hazırım.”

Av. Kaya Yelek söz aldı: “Müvekkilim Hamit Yıldırım hakkında adli kontrolün kaldırılmasını talep ediyorum,” dedi.

Av. Selim Okçuoğlu, “Hamit Yıldırım yasal süresi dolduğu için tahliye edilmişti. Bu bir yasal zorunluluktu. Adli kontrol kaldırılırsa sonraki aşamalarda bulamayız. Ayrıca Neriman Ekingen’in kocası Serdar Ekingen’i dinledik. Mahkemeye gelmiyor kendisi. İhzar çıkaralım. Latif Şimşek de her gün TV’de ona da ihzar çıkarılsın. Beyaz TV programının tarihi 6.9.2011’dir. Nagehan Alçı’nın Med Cezir programında vardır.” dedi.

Cumhuriyet Savcısı adli kontrolün kaldırılması talebinin reddine karar verilmesini mütalaa etti.

Ara kararlar yazılmaya başlanmadan önce Orhan Miroğlu ve tanıkları izin isteyerek duruşma salonunu terk etti.

Ara Kararlar

  1. Abdülkadir Aygan’ın dinlenmesi için Adalet Bakanlığı’ndan uluslararası istinabe işlemleri için cevap beklenmesine, ayrıca Ayten Öztürk davası hakkında da bu sanığın ifadesinin alınacağı bilgisinin iletilmesine,
  2. Sanıklar hakkında yakalama emirleri ve kırmızı bülten aramalarının devamına,
  3. Ayten Öztürk dosyasının birleşmesi ile ilgili vekillerinin itiraz yapabileceklerinin bildirilmesine,
  4. Bedirhan Esenlik’in bilgileri için Sözcü Gazetesi’ne yazılan yazının akıbetinin sorulmasına,
  5. Orhan Miroğlu’nun tanıklarını hazır etmesine ve adreslerini bildirmesine,
  6. Tanık Ahmet Türk’ün SEGBİS ile duruşmaya katılmasının sağlanmasına,
  7. Tanık Ömer Özüyılmaz’ın adresinin saptanması için yazı yazılmasına,
  8. Rüstem Ay isimli kişinin dinlenmesine yer olmadığına,
  9. Neriman Ekingen’in dinlenmesi için tekrar işlem yapılmasına,
  10. Hogir kod Cemil Işık’ın Almanya’da öldürülmesi olayının soruşturma evrakları için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına,
  11. Ayten Öztürk dosyası kapsamında Hüseyin Oğuz’un tanık olması için işlem yapılmasına,
  12. 9.2011 günü Nagehan Alçı’nın Med Cezir programına ilişkin kaydın gönderilmesi için Beyaz TV’ye yazı yazılmasına,
  13. Latif Şimşek’in Beyaz TV Ankara adresinden çağrılarak tanık olarak dinlenmesine,
  14. MİT’e yazılan yazının akıbetinin sorulmasına,
  15. Tanık Süphan Mete’nin soruşturma aşamasında saptanan ifadelerinin tutanaklarının bir sonraki duruşma okunmasına,
  16. Hamit Yıldırım hakkında uygulanan adli kontrolün ölçülülüğünü koruması nedeniyle kaldırılması talebinin reddine,
  17. Orhan Miroğlu’nun beyanı dairesinde OHAL Valisi Ünal Erkan’ın katıldığı ifade olunan MGK toplantısına ilişkin üyelerinin dinlenmeleri hususundaki talebin Ünal Erkan’ın dinlenmesinden sonra değerlendirilmesine,
  18. Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Halit Tunç’un ifadesi alınırken kaçırılan gazetecilerden foto muhabiri Hüseyin ve diğer kişiye yönelik bilgi saptanmasına ve dinlenmeleri hususunun değerlendirilmesine karar verildi.

Bir sonraki duruşma 25 Eylül 2019 günü saat 14:00’da gerçekleşecek.

Değerlendirme

Katılan Orhan Miroğlu’nun duruşmada dinlenmesini istediği tanıkların beyanlarında sadece olaya dair yorumlarda bulunmaları, dosyanın esasına dair görgüye dayalı bilgileri olmadığı izlenimi kendilerinin çağrılmasında Miroğlu aleyhine yapılan gazete haberlerine cevap vermek amacının gözetildiğini düşündürdü. Bu durum duruşmanın seyri içerisinde Ayten Öztürk dosyasının mevcut dosyayla birleşmesinin de yeterince önemsenmemesi ya da gölgede bırakması bakımından hakikate ulaşma, hakikatle yüzleşme yönünden davanın önünde daha çok yol bulunduğunu gösteriyor ve duruşma sonrası Av. Selim Okçuoğlu’nun “Birleşen Ana Dava takip edilmiyor, deliller toplanmıyor, şimdi yeni bir dava birleşti, biz kendi delillerimiz toplanınca ayrılmasını talep edeceğiz” şeklindeki yorumunu da haklı kılıyor.

Yayınlanma tarihi

11/07/2019

Kategori Listesi