Panzerler, Hayatlar ve Yalanlar / Sibel Hürtaş

SİBEL HÜRTAŞ

Panzer altında kalarak yaşamını yitiren çocukları, gençleri var bu toprakların. Sayılarını tam olarak bilemiyoruz, ama her sene ya da her gösteride katlanarak arttıklarını biliyoruz. Sadece geride bıraktığımız 2013 yılı içinde iki genç eklendi onlara. Biri 4 yaşında iki çocuk da yaralı kurtuldu.

Panzer, akrep ya da TOMA diye adlandırılan araçlar bu haliyle adeta bir ölüm makinesi izlenimi vermesine karşın, neden oldukları onlarca cinayet karşısında sorumluları ne denetime ne de soruşturmaya alınıyor. Bu araçların neden olduğu en büyük olaylardan biri, 1992 yılında Nusaybin’de 21 kişinin panzerle ezilerek öldürülmesidir. Aradan geçen 20 yılda yapılan onlarca başvuruya karşın, tek bir soruşturma dahi açılmadı. Son olarak, 2008 yılında Şırnak’ta bir gösteride Yahya Menekşe’nin panzer altında kalarak yaşamını yitirmesi ile ilgili davada, panzeri kullanan O.Y. isimli polis memuru hakkında beraat kararı verildi. Hatta mahkeme bir adım daha ileri gitti ve Yahya Menekşe’nin kendisini panzerin altına attığını iddia ederek, suçlu olduğunu ima etti. [i]

Oysa en basit trafik kazalarında bile sürücünün hukuk karşısında her türlü sorumluluğu bulunmaktadır. Hukukçu-yazar Orhan Kemal Cengiz de herhangi bir motorlu aracı kullananın bile, kusurlu olmasa bile objektif sorumluluğunun bulunduğu bir hukuk sisteminde yaşadığımıza dikkat çekerken, şu yorumu yapıyor:

“Panzer gibi toplumsal olaylara müdahale araçlarının yol açtığı can ve mal kayıplarında bu sorumluluğun çok daha yüksek olması gerekir. Çünkü bu araçların toplumsal olaylarda kullanımı bu tür riskleri zaten her seferinde içinde barındırıyor. Dolayısıyla devlet bütün tedbirleri almış olsa, bu araçları kullananların hiçbir kusuru olmasa bile meydana gelen her türlü zarardan sorumludur. Bu, idare hukukundaki hizmet kusurunun özel ve ağır bir halidir. Araçları kullananların mümkün olan en yüksek ihtimamı gösterdiğini varsayarak bunları söylüyoruz. Zaten o ihtimamın gösterilmemesi durumunda araç sürücüleri de bireysel olarak ceza hukuku bakımından sorumlu olacaktır.”

Bu sorumluluk tanımına karşın, bir gösteri ya da kalabalığın üzerine sürülen devlet araçlarının neden olduğu ölüm olayları karşısında devletin herhangi bir tazmini veya özrü dahi yerine getirmekten imtina etmesi oldukça dikkat çekici. Hatta 2013 yılında panzer nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarında bu durumun form değiştirdiği bile söylenebilir. Ölüm olayının panzer nedeniyle gerçekleştiğinin dahi kabul edilmediği bir noktaya gelindi, aileler bırakın dava açılmasını, çocuklarının ölüm nedenini ortaya çıkarabilmek için bile tam bir yıl uğraştı:

Ölüm Nedeni 1 Yıl Sonra Ortaya Çıktı

2013’te panzer altında kalarak yaşamını yitirenlerden biri, 19 yaşındaki Şahin Öner’di. Diyarbakır’da katıldığı gösteride yüzlerce insanın gözü önünde yaşamını yitirdi. Amcası Yemlihan Öner, o anı mahkemeye, savcılığa ve gazetecilere şöyle anlatmıştı:

“Çocuk yere düştü, panzer kafasını ezdi. Akrep tipi panzer… Birçok görgü tanığı var, ben de otopsiye girdim gördüm, kafası ezilmişti. Yüzünde panzer lastiklerinin izi vardı. Yanık filan yoktu. Ben gözümle gördüm… Vücut sağlam, beyin kanaması geçirmiş. Hastaneye bile ulaşmadan vefat etmiş. Panzer vurduğu an ölmüş. Panzerle götürüldüğünü öğrendim.” [ii]

Ancak Vali, Şahin’in elindeki ses bombasının patlaması sonucu yaşamını yitirdiğini, vücudundaki yaralar ve izlerin de bu nedenle oluştuğunu iddia etti. Şahin Öner’in neden öldüğünün belirlenmesi için tam 1 yıl beklendi. Sonunda Adli Tıp Kurumu, bu yılın başında hazırladığı raporla ölümün “Zırhlı polis aracının çarpması ve sürüklemesi ile meydana geldiğini’ belirledi. [iii]

Öner’in ölümü ile ilgili soruşturma henüz başlayacak.

Babası Toprağa Gömülü Buldu

Aynı yıl akrep altında yaşamını yitiren diğer genç ise 16 yaşındaki Hasan Bakdur’du.  Babası Hasan’ın cesedini 12 Kasım 2013 günü evin yakınında bir yerde toprakla örtülü vaziyette bulmuştu. Olaydan sonra Genelkurmay Başkanlığı’nca yapılan açıklamada sınırda devriye yapan askerlerin kaçakçı bir gruba ‘dur’ uyarısı yaptığı, kaçan gruptaki bir kişinin motosikletinden düştüğü belirtildi. Bu kişi Hasan Bakdur’dan başkası değildi. Baba Bakdur ise İHD’ye yaptığı başvuruda şunları söylemişti:

“Akşam oğlum tarladan dönerken, asker sınırı geçmek isteyen kaçakçıları tespit ediyor. Zırhlı araçla onları kovalarken, tarladan eve gelen oğluma çarparak, ölümüne neden oldu. Askeri araç içerisinde bulunan 2 asker ile bir astsubay kaçakçıların kendilerine taş attığı gerekçesiyle müdahalede bulunduklarını ifade etmiş. Benim çocuğum asla kaçakçılık işine girmediği gibi sebepsiz bir şekilde evine gelirken çarparak ölümüne neden oldular.” [iv]

Bakdur hakkında 1 yıl sonra tamamlanan otopsi raporunda da, “Kafatası, kaburga kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve iç kanama sonucu,” öldüğü belirtildi. Ailenin avukatı Hasan Doğru, raporun çocuğun ezildiği kanaatini oluşturduğunu belirtti. [v]

4 Yaşında Panzer Altında

Bu arada 2013’te panzer altında kalan iki çocuk ise yaralandı. Onlardan biri Hakkâri’nin Yüksekova İlçesi’nde 25 Şubat 2013’te aşırı hız yapan akrep tipi zırhlı askeri aracın çarptığı 17 yaşındaki Mizgin Bingöl’dü. Diğeri ise Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 2013 raporundan öğrendiğimiz A.Ö. isimli çocuktu. Rapora göre henüz 4 yaşındaki A.Ö. Diyarbakır’da 13 Mayıs 2013’te, aşırı hız yapan akrep tipi zırhlı polis aracının çarpması sonucu yaralandı.[vi]

Kaza Değil

Panzerlerin neden olduğu ölüm olayları basit trafik kazaları değildir. Araçları sorumluluğunda bulunduran idare, bu aracın kalabalığa girdiğinde canlılara zarar verebileceğini göz önünde bulundurarak, her türlü tedbiri almalıdır. Araçlar yetkili ve bu konuda özel olarak eğitilmiş kişiler tarafından kullanılmalı, meydana gelen ölümlü olaylarda bu kişiler yargılanmalı, idare tarafından özür ve tazmin görevleri de yerine getirilmelidir.

Yayınlanma tarihi

07/05/2014

Kategori Listesi