Haşim Beyazgül Davası

İlk Duruşma Tarihi:
23 Kasım 2001
Dava Mahkemesi:
Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
İlgili kararlar:
Maktuller:
Haşim Beyazgül

Haşim Beyazgül Davası

19 Eylül 2001 tarihinde Van Başkale’de İran’dan mazot getiren köylülere yönelik bir operasyon sırasında, sağır ve dilsiz olan 25 yaşındaki Haşim Beyazgül jandarmanın açtığı ateşle yakın mesafeden vurularak hayatını kaybetti. Jandarma “dur” ihtarına uymadığı için ateş açıldığını ileri sürdü; ancak tanıklar uyarı yapılmadığını beyan etti. Beyazgül’ün bedeni ise ertesi gün köylülerce bir çukura gömülü halde bulundu.

Olay sonrasında Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı. Soruşturmada alınan kriminal rapora göre, Haşim Beyazgül’e 4 ile 100 santimetre uzaklıktan yakın mesafeden ateş gerçekleşmişti. 

Soruşturma sonucunda,  23 Kasım 2001’de yedi jandarma görevlisi hakkında dava açıldı, ancak Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi, atışın yakın mesafeden yapıldığını gösteren raporu dikkate almadan sanıkların 1918 Sayılı Kanunun 11. maddesine uygun olarak yasal yetkilerini kullandığına hükmederek beraat kararı verdi. Sanıkların bir kısmı hakkında görevi kötüye kullanma yönünden bir kısmı için ise yasadışı eylemleri ihbar etme yükümlülüklerini ihmal ettiklerine ilişkin suç duyurusunda bulunuldu.

13 Haziran 2006 tarihinde Yargıtay, söz konusu bölgenin bir güvenlik bölgesi olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini belirterek beraat kararını bozdu. 

Yargıtay bozma kararı sonrası tekrar Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada mahkeme, söz konusu bölgenin Başkale Valisi tarafından yazılı olarak teyit edildiğini, olayın meydana geldiği bölgenin güvenlik bölgesi olarak adlandırılan sınır bölgesi olduğunu belirterek tekrar beraat kararı verdi.

O dönem yürürlükte olan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, kişilerin silahsız olup olmamasına bakılmaksızın, dur ihtarına uymadıkları takdirde güvenlik güçlerine ateş açma yetkisi veriyordu. 

AİHM, 22 Eylül 2009’da bu yasanın yaşam hakkına yeterli koruma sağlamadığı gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Ancak bu karar Beyazgül’ün ölümünü aydınlatmadı ve sorumlular hesap vermedi. 1918 sayılı Kanun, daha sonra iki defa değiştiyse de bu değişiklikler yaşam hakkı ihlallerini önlemede ve adaletin sağlanmasında bir değişiklik yaratmadı.

Değişen Kaçakçılıkla Mücadele Kanunları ve Sınır Ölümleri

Kaçakçılığın önlenmesi konusundaki ilk yasal düzenleme, 1932 yılında yürürlüğe giren 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’du ve ölümcül güç kullanımına ilişkin oldukça geniş bir alan tanıyordu. Sınır bölgelerinde ölümcül güç kullanımının yasal dayanağı olan 1918 sayılı Kanun, farklı başvurularda AİHM önüne geldi. Bu başvurularda yaşam hakkının ihlali, temelde 1918 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü fıkrasının tek bir uyarıda bulunulduktan sonra orantılılığı dikkate almadan ölümcül güç kullanılmasına imkân vermesinden kaynaklanıyordu. İlgili düzenleme şu şekildeydi: “‘Dur’ ihtarını itaat etmeyen şahıslar hakkında evvela havaya ateş etmek suretiyle bu ihtar tekrar edilir. Bu ihtara da riayet edilmezse selahiyetli memurlar silah kullanmaya yetkilidir. Ancak silahla mukabeleye yeltenilmesi veya meşru müdafaa durumuna düşülmesi veya Bakanlar Kurulunca ihdas edilen emniyet bölgelerinde dur ihtarına itaat edilmemesi hallerinde selahiyetli memurlar doğruca hedefe ateş edebilirler.”

Bu sorunu gidermek üzere 2003 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda silah kullanma yetkisi düzenlenirken, AİHM’in ihlal kararı verdiği başvurulardaki değerlendirmeleri de dikkate alınarak Madde 18’de, “görevli memurlar, ancak dur emri ve havaya açılan ihtar ateşine uymayan ilgili şahsı durmaya zorlayacak şekilde silah kullanabilir” ifadesine yer verilmişti. Silah kullanımına ilişkin düzenlemenin ilgili kısmı şu şekildeydi: “ ‘Dur’  uyarısına uymayan kişiler için önce havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Bu uyarıya da uyulmaz ise görevli memurlar durmaya zorlayacak şekilde silâh kullanmaya yetkilidir. Ancak, silâhla karşılığa yeltenilmesi veya meşru müdafaa durumuna düşülmesi hallerinde yetkili memurlar doğrudan hedefe ateş edebilir.”

4926 sayılı Kanun, kısa sürede (yaklaşık 3,5 yıl) yerini 2007 tarihli 5607 sayılı Kanun’a bıraktı.

Ayrıca, AİHM 13 Ocak 2009 tarihinde verdiği Halis Akın ve Türkiye kararında, 1918 sayılı Kanun’un 11. maddesinde dur ihtarına veya havaya açılan ihtar ateşine uymayan kişilere doğrudan ateş edilmesine izin veriyordu; dolayısıyla, orantılı silah kullanımı öngörülmemişti. Bu bağlamda, AİHM 1918 sayılı Kanun’un düzenlemesini “yasayla koruma” seviyesinin altında buldu. Aynı kararda, 1918 sayılı Kanun’un yerine kabul edilen 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 18. maddesinde dur ihtarı ve havaya açılan ihtar ateşine uymayan kişiyi durmaya zorlayacak şekilde silah kullanabileceğinin düzenlenmesini; 4926 sayılı Kanun’un yerine kabul edilen (ve hala yürürlükte olan) 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 22. maddesinde, önce sözlü dur emrine, sonrada havaya açılan ihtar ateşine uyulmaması halinde ve ateşli silahla karşılık verilmesi veya benzer şekilde meşru müdafaa durumuna düşülmesi halinde saldırıyı etkisiz kılacak oranda ateş edileceğinin düzenlenmesini ise “yasayla koruma” seviyesinde buldu. 

Türkiye’nin İran, Irak ve Suriye ile olan sınırı Cumhuriyet tarihi boyunca ölümlerle anılıyor. Sınırın iki tarafındaki yadsınamaz akrabalık ilişkileri ile ekonomik bağlar, sınır güvenliği adına bireyleri “tehlikeli unsur” haline getiriyor. Kamuoyunda “sınır ölümleri” olarak anılan, Türkiye veya İran askerlerinin açtığı ateş sonucu gerçekleşen yaşam hakkı ihlallerine dair resmi istatistik bulunmadığı için yaşamını kaybedenlerin gerçek sayısı bilinmiyor. Yol kontrol noktasında “dur” ihtarına uymadıkları ya da güvenlik bölgesinde yasalara aykırı geçtikleri veya kaçakçılık (bu bölgelerde yaşayanların ifadesiyle “sınır ticareti”) yaptıkları gerekçesiyle öldürülen veya yaralananlardan az sayıdaki kişi, STK’ların, baroların, avukatların ve gazetecilerin çabalarıyla gündemde yer alabiliyor ve yasalar değişse de faillerin hesap verebilirliğini sağlamıyor.