9 Kasım 2005’te Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitabevi’ne bombalı saldırı düzenlendi. Patlamada 29 yaşındaki Mehmet Zahir Korkmaz hayatını kaybetti. Saldırıdan hemen sonra, bombayı atan kişinin bindiği araç halk tarafından durduruldu ve içindekiler yakalandı. Bu kişilerden ikisi, Jandarma İstihbarat Teşkilatı’na bağlı iki astsubay Ali Kaya ile Özcan İldeniz, bir PKK itirafçısı Veysel Ateşti. Olay yerine gelen polis ise olay yerine toplanan kalabalığa ateş ederek kalabalığı dağıtmaya çalıştı.
Olaydan sonra ilçeye giriş-çıkışlar yasaklandı, patlamadan sonra askerler Jandarma Komutanlığı ve Kaymakamlık önünde barikat kurdu. Olaydan sonra hastane önünde toplanan yaklaşık beş bin kişi, protesto gösterisi düzenledi. Göstericileri havaya ateş açarak dağıtmaya çalışan polislerle, göstericiler arasında taşlı sopalı çatışma çıktı. Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin, göstericileri yatıştırmaya çalışırken başına isabet eden taş nedeniyle yaralandı. Olayda ayrıca, dokuz kişi de yaralandı. Saat 16.30 sıralarında da Cumhuriyet Savcısı’nın keşif yaptığı sırada göstericilere bir araçtan ateş açıldı. Bu olayda da Ali Yılmaz hayatını kaybetti. Olayla ilgisi olduğu iddia edilen araçtan silah, bomba, evraklar ve krokiler savcılıkça tespit edilip emanete alındı.
Olaya İlişkin Açılan İki Dava
Umut Kitabevinin Bombalanmasına İlişkin Dava
Açılan soruşturma ile Kaya, İldeniz ve Ateş 28 Kasım 2005’te tutuklandı.
Soruşturma sonucunda, devletin birliğini ve ülke bütünlügünü bozmak, suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olmak, suç işlemek için kurulmuş silahlı örgütün amaçları doğrultusunda bombayla ve tasarlayarak insan öldürmeye teşebbüs, suç islemek için kurulmuş ve silahlı örgütün amaçları doğrultusunda bombayla insan öldürmek ve suç işlemek için kurulmuş silahlı örgütün amaçları doğrultusunda bombayla kasten yaralama suçlamalarından Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
19 Haziran 2006’da Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklara “insan öldürmek, çete kurmak ve insan öldürmeye teşebbüs etmek” suçundan 39 yıl 10 ay 27 gün hapis cezası verdi. Sanıklar, TCK’nin 302/1 maddesince düzenlenen “devletin birliğini ve ülkenin birliğini bozmak” suçundan ise beraat etti.
Davanın iddianamesini hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya, karar duruşmasından kısa bir süre önce meslekten ihraç edildi,daha sonra 2011 yılında mesleğe yeniden kabul edildi.
Dosya, temyiz aşamasında Yargıtay’ın farklı dairelerine yönlendirildi, davanın “terörle mücadele kapsamında” değerlendirilmesi gerektiği öne sürülerek askeri mahkemeye taşınmaya çalışıldı. Yargıtay’ın bozma kararına uymayarak dosyayı askeri mahkemeye yollamayan mahkeme heyeti HSYK kararı ile farklı illere tayin edildi. Yeni atanan heyet Yargıtay’ın kararına uydu ve dosyayı Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderdi. Tutuklu sanıklar 14 Aralık 2007 tarihindeki ilk duruşmada tahliye edildi.
Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını mümkün kılan yasal düzenleme üzerine müdahil avukatlar dosyanın yeniden Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti. Askeri Mahkeme, 22 Ocak 2010’da dosyayı Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Konu Uyuşmazlık Mahkemesi’ne intikal etti. Uyuşmazlık Mahkemesi, dosyanın tekrar Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar verdi. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, tensip tutanağıyla Kaya, Özcan ve Ateş hakkında yeniden tutuklama kararı verdi. Sanıklar 9 Haziran 2011’de tekrar tutuklandı. 10 Ocak 2012’de sanıklar hakkında “insan öldürmek”, “örgüt kurmak” ve “insan öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 39 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verildi.
15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrasında dosya tekrar gündeme geldi. İddianameyi hazırlayan dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın o dönemdeki açıklamaları üzerine yeniden yargılama yapıldı. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Aralık 2021’de tüm sanıkların beraatine karar verdi ve karar Yargıtay tarafından onandı. Hukuk yollarının tüketilmesi üzerine AYM’ye başvuruldu. Bu başvuru hala sonuçlanmadı.
Halkın Üzerine Açılan Ateşe İlişkin Dava
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 2005'te Umut Kitabevi'nin bombalanmasının Cumhuriyet Savcısı’nın keşif yaptığı sırada göstericilere bir araçtan açılan ateş sonucunda hayatını kaybeden Ali Yılmaz’ın ölümüne, dört kişinin yaralanmasına neden olmakla suçlanan uzman çavuş Tanju Çavuş hakkında Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinde Ocak 2006’da dava başladı.
Şemdinli olayına ilişkin iki ayrı davanın açılması kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Eleştirilerin odağı ise, Umut Kitabevi'nin bombalanması ve sonrasında halka ateş açılması eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, olayları birbirinden ayrılarak her bir olayın münferit bir olay gibi algılanmasına neden olacağı ve olaydaki örgütlü ilişkinin ortadan kalkacağı ve davaya kamuoyunda gösterilen ilginin azalacağı, olayın nedenlerinin araştırılarak perde arkasındaki sorumluların bulunmaması için bir şeyler yapılacağı endişelerine dayanıyordu.
Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava, daha sonra güvenlik gerekçesiyle Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Çavuş hakkında 2009 yılında “insan öldürmek” suçundan hapis cezası verildi. Ceza, tahrik indirimi ve diğer indirimlerle birlikte toplam 8 yıl 4 ay hapse çevrildi. Çavuş Yargıtay'a temyize başvurdu.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi “sanığın, kendisinin ve yanında bulunan eşi ve üç çocuğunun vücut bütünlüğüne yönelmiş, gerçekleşen haksız bir saldırıyı meşru savunma koşulları içinde ancak, içine düştüğü heyecan, korku ve telaş nedeniyle meşru savunma sınırını aşarak maktulü öldürdüğü anlaşıldığı halde, ceza verilmesine yer olmadığı” gerekçesiyle verilen cezayı bozdu.
Yargıtay kararı ardından Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava yeniden görülmeye başlandı. Dava sonunda mahkeme sanık hakkında bozma kararına uyarak “meşru savunma” gerekçesiyle beraat kararı verdi. Ali Çavuş bu dönemde, Isparta'da Vanlı Müteahhit Salih Uçar'ın öldürülmesi olayı ile ilgili Isparta Cezaevi'nde tutukluydu.
Olay, kamuoyunda büyük tepki doğurdu ve Şemdinli (Umut Kitabevi) Olayları olarak anıldı. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, astsubay Ali Kaya için “Tanırım, iyi çocuktur” diyerek sahiplenici bir açıklama yaptı. Olay sonrasında, CHP Hakkari milletvekili Esat Canan, olayın örtbas edilebileceğine dair açıklamalar yaptı. Umut Kitabevi'nin bombalanmasından önce ağırlıkla Hakkari’de art arda şüpheli bombalama eylemleri ya da provokatif eylemler gerçekleşiyordu. Bu nedenle Şemdinli’deki olay, ‘Susurluk benzeri’ olarak adlandırıldı. Olaya ilişkin TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, olayla ilgili bir rapor hazırladı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, olayla ilgili hazırladığı raporda JİTEM ve benzeri yasadışı yapılanmaların varlığına dikkat çekti, bu yapılanmaların ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Olay Sonrası Gerçekleşen Protestolarda Hayatını Kaybedenler
Şemdinli Umut Kitabevi’ne yönelik bombalı saldırıyı protesto etmek amacıyla 15 Kasım 2005 tarihinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde düzenlenen gösteride, DEHAP’ın basın açıklamasının okunmasının ardından güvenlik güçleri, zırhlı araçları kalabalığın üzerine sürdü ve bu sırada iki kadın yaralandı. Müdahaleye tepki gösteren kalabalığın bazı güvenlik görevlileri ile aralarında arbede çıktığı sırada polis ve jandarma tarafından açılan ateş sonucunda İslam Barkin, Ergin Mengeş ve Abdulhaluk Geylani hayatını kaybetti; ikisi çocuk olmak üzere çok sayıda kişi yaralandı. Yüksekova Belediye Başkanı, ölümlerin güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu meydana geldiğini açıklarken; Hakkari Valisi ise güvenlik güçlerinin ateş açmadığını, silah kullanan tarafın göstericiler olduğunu iddia etti. Ancak yaralanan yedi polis memurunun ateşli silah yaralanmasının bulunmadığı, yaralanmaların darp ve taş isabeti sonucu oluştuğu tespit edildi.