7 Ağustos 2026, Alican Uludağ
1992'de öldürülen gazeteci-yazar Musa Anter'in ailesi, cinayet dosyasının yeniden ele alınması için Adalet Bakanlığı'na başvurdu.
Gazeteci – Yazar Musa Anter, 20 Eylül 1992'de Diyarbakır'da silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Saldırıda yanında bulunan gazeteci-yazar Orhan Miroğlu da yaralandı.
Uzun yıllar faili meçhul kalan cinayetle ilgili soruşturma 2012 yılında yeniden başlatıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 2013 yılında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım, PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, emekli Albay Savaş Gevrekçi ve tetikçi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım hakkında dava açtı.
Dosya daha sonra güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya gönderildi ve JİTEM Ana Davası ile birleştirildi. Dava sürecinde Hamit Yıldırım 5 yıl tutuklu yargılandı. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı 2022 yılında düşürdü. Karar Yargıtay tarafından da onandı.
"Fiziksel deliller yeniden incelensin"
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul dosyaların yeniden değerlendirileceğine ilişkin açıklamalarının ardından yapılan başvuruda, Musa Anter cinayeti dosyasının da bu kapsamda ele alınması istendi.
Dilekçede, yaklaşık 30 yıl süren soruşturma ve yargılama sürecinde ağırlıklı olarak tanık ifadelerine başvurulduğu, ancak olay yeri bulguları, balistik veriler ve diğer fiziksel delillerin gelişen kriminal yöntemlerle yeniden değerlendirilmediği ileri sürüldü.
Başvuruda, 5 Temmuz 2026 tarihli "Musa Anter Cinayeti Ön Uzman Değerlendirme Raporu"na da yer verildi. Raporda; olay yerindeki kovanlar, atış yönleri, mermi izleri, delil zinciri ve DNA incelemeleri açısından yeni araştırmalar yapılabileceği belirtildi.
"JİTEM arşivleri dosyaya girmedi"
Dilekçede, cinayetin aydınlatılması açısından JİTEM'in yapısı ve dönemin güvenlik kurumlarının arşivlerinin önem taşıdığı savunuldu.
Başvuruda, yargılama sırasında JİTEM'in kadro yapısı, görev kayıtları ve Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği arşivlerinin dosyaya getirtilmesinin talep edildiği, ancak bu taleplerin karşılanmadığı öne sürüldü.
Jandarma Genel Komutanlığı'nın 2012 tarihli yazısında JİTEM'in varlığının kabul edildiği ancak resmî bir kadro yapısının bulunmadığı gerekçesiyle personel bilgilerinin paylaşılmadığı iddia edildi.
Dilekçede, Mahmut Yıldırım başta olmak üzere bazı JİTEM mensuplarının OHAL Bölge Valiliği tarafından görevlendirildiğine ilişkin bilgiler bulunduğu, ancak bu görevlendirmelere ilişkin belgelerin dosyaya kazandırılmadığı ifade edildi.
"Yeşil'in MİT sorgu belgeleri getirilmeli"
Başvurunun önemli bölümlerinden biri de firari sanık Mahmut Yıldırım'a ilişkin talepler oldu.
Dilekçede, dönemin MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür'ün mahkemede verdiği ifadelerde, Mahmut Yıldırım'ın MİT sorgusunda Musa Anter cinayetine ilişkin bilgiler verdiğini söylediği hatırlatıldı.
Başvuruda, Eymür'ün söz konusu sorguya katıldığı ve yaklaşık 100 sayfalık sorgu evrakının bulunduğunu ifade ettiği, ancak sorgu tutanakları, ses kayıtları ve diğer belgelerin dosyaya ulaşmadığı ileri sürüldü.
Dilekçede ayrıca, MİT Teftiş Kurulu'nun 1998 tarihli raporunda Mahmut Yıldırım'ın geçmişte "Metin Atmaca" adıyla MİT ile ilişkisinin bulunduğu, daha sonra JİTEM ve Jandarma Asayiş Bölge Komutanlığı ile bağlantılı faaliyet yürüttüğüne ilişkin bilgilerin yer aldığı iddia edildi.
Alınak: Dosya zamanaşımıyla kapatılabilecek bir dosya değil
Musa Anter ailesinin avukatı Bişar Abdi Alınak, yaptığı açıklamada faili meçhul cinayet dosyalarının yeniden değerlendirilmesi sürecinin 1990'lı yıllarda işlenen siyasi cinayetleri de kapsaması gerektiğini söyledi.
Alınak, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin aydınlatılmasının cezasızlıkla mücadele açısından önemli olduğunu belirtti.
"Musa Anter dosyası zamanaşımı kararıyla kapatılabilecek bir dosya değildir" diyen Alınak, kamu kurumlarının arşivlerindeki bilgi ve belgelerin incelenmesini, eksik araştırmaların tamamlanmasını ve fiziksel delillerin güncel yöntemlerle yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerini ifade etti.