16 Mart 2026 tarihli duruşma (Karar duruşması)

İlgili Dava:
Şahin Öner Davası
İlk Duruşma Tarihi:
29 Haziran 2017
Dava Mahkemesi:
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Dava Dokümanları:
Sanıklar:
Polis memuru Selahattin Korkmaz
Maktuller:
Şahin Öner

16 Mart 2026 tarihli duruşma (Karar duruşması)

Medine Mamedoğlu, Deniz Tekin - 16 Mart 2026

Mahkeme: Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Esas No: 2025/276

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesinde 10 Şubat 2013 tarihinde bir protesto gösterisine yapılan polis müdahalesi sırasında 19 yaşındaki Şahin Öner, polisin kullandığı shorland tipi zırhlı aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti. Olayla ilgili polis Selahattin Korkmaz hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan iddianame düzenlendi. Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi dosyayı “kasten insan öldürme” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 2017’den itibaren burada görülen davada 23 Kasım 2021’de kararını açıklayan Mahkeme,  “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan sanığa 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verdi. 

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi bilirkişi raporlarındaki çelişkiler nedeniyle kararı 2023 yılında bozdu.  Davayı 19 Mart 2025’te tekrar karara bağlayan Mahkeme,  “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan sanığa 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 13 Kasım 2025 tarihinde bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle kararı sanık lehine tekrar bozdu. Bozma kararının ardından yeniden görülen davanın 11 Şubat tarihinde görülen ilk duruşmasında savcı sanığın “taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılmasını istedi. Bozma kararı sonrası davanın ikinci duruşması 16 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma Öncesi

Duruşmayı takip etmek için gittiğimiz Diyarbakır Adliyesi'nde biri kimlik ikisi polis araması olmak üzere üç noktadan geçtik. Duruşmanın görüleceği sokak adliyenin zemin katında bulunuyor. Duruşmaya Mezopotamya Ajansı, Amida Haber, İlke TV, Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Üyeleri katılım sağladı. Tutuklu yargılanan sanıkların olmadığı dosya tam saatinde saat 11.00'de başladı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya gazetecilerin yanı sıra İHD Amed Şube Üyesi avukatlar Av. Yakup Güven ve Av. Yusuf Erdoğan katıldı. Sanık Selahattin Korkmaz duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Sanık müdafii Av. Mustafa Gürses’in sunmuş olduğu mazeret dilekçesi mahkeme heyeti tarafından reddedildi. 

Duruşmanın Seyri

Duruşmada sözü ilk olarak katılanlar vekili Av. Yakup Güven aldı. Mütalaaya katılmadıklarına ilişkin sözleri ile başlayan Yakup Güven, beyanında özetle şunlara yer verdi: “Olay 13 yıl önce meydana geldi. 13 yıldır devam eden bir süreçteyiz daha önce iki defa bozulan bir dosyadan bahsediyoruz. Bu dosyada suçlama kasten öldürme suçlaması olmalı ve bu suçtan yargılama yapılmalı. Yaşam hakkına karşı kolluk personelinin menfaati önceleniyor. Yargılama tamamen onu korumaya dönük yapılıyor. Olay ilk yaşandığında ben bir üniversite öğrencisiydim. O dönem olay, ‘elinde bomba patladı’ şeklinde haberlerle lanse edildi. Peşin olarak maktulü kimliği ile alakalı muğlaklık yaratılmaya çalışıldı. Biz uzun süre çocuğun elinde bomba olmadığını ispat etmeye çalıştık. Dosya çeşitli yerlere gitti ve yıllar sonra çocuğun elinde bomba olmadığı açığa çıktı. Onun ardından hukuki mücadelemizi devam ettirmeye çalıştık. Soruşturma sürecinde olayla hiç alakası olmayan ve maktulü tanımayan yurttaşlar vardı. Bu yurttaşların ifadesine başvuruldu yine telefon kayıtları geldi. 112 kayıtlarında bir yurttaşın, ‘panzer çocuğa bastı, ayaklarını titretiyor ancak polisler müdahale etmiyor’ beyanları var. Bu beyanlara bakarsak polislerin maktulü görmemesi imkansız, tanıklara ‘elinde bomba vardı’ diye ifade vermeye zorlanıldı. Bu noktada soruşturma taksirle açılamaz. Olay akışı bu noktada yaşananların taksirle olduğuna dair bize inandırıcı gelmiyor. Ağır yaralı olan çocuğu önce karakola ardından hastaneye götürülüyor. Bu noktada sadece ona çarpan değil, bu olayda yer alan diğer polislerin de yargılanması gerekiyor. İki yurttaş arasında benzer bir olay yaşansaydı çok ağır cezalar verilirdi ama sanık kolluk görevlisi olduğu için aynı adalet işlenmiyor. Kolluk personeli burada korunuyor. Burada bütün toplumun maruz kaldığı bir cezasızlık politikası uygulanıyor. Biz şahsın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istiyoruz.” 

Ardından Av. Yusuf Erdoğan, “Biz de mütalaaya iştirak etmiyoruz. Bu dosya aslında kasten öldürme suçu dosyası, taraflardan biri de kolluk mensubu. Bunu mahkemelerde ifade ettiğimizde mahkeme heyeti, ‘kolluk kasten öldürür mü?’ diye soruyor. Ama bizim İHD olarak takip ettiğimiz sayısız dosya var. Bu araçlara kullanan kişiler eğitimli kişiler, bu aracı kullananlar profesyonel kişiler. Bunu göz önüne alırsak tanık ifadeleri ile polislerin hız yaptığı çok açık. Ama buna rağmen soruşturma bilinçli taksirle yürütülüyor" dedi. 

Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi'nin Katılma Talebi Reddedildi

Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi adına Av. Ferdi Çiçek katılma talebinde bulunarak “Meslektaşlarım yaşananları özetledi. Son 15 yılda araçların çarpması sonucu toplam 44 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 90 kişinin yaralandığını görüyoruz. Burada uygulanan cezasızlık politikası hem aileleri hem de toplumu mağdur ediyor. Bu tarz davalarda toplumsal barışın tesisi açısından geçmişle yüzleşme bizim açımızdan çok önemli. Bu noktada yargı makamların da bu konuda hassas davranması gerekiyor. Sanığın bu anlamda kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep ediyoruz.” dedi. 

Mahkeme, suçtan zarar görmediği gerekçesiyle Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin katılma talebini reddetti.

Son olarak mütalaaya karşı söz alan sanık Selahattin Korkmaz, yazılı savunma için süre talep etti. Mahkeme heyeti süre talebini uygun görmeyerek devam eden yargılamanın karara varması gerektiğini dile getirdi. Sonrasında söz alan sanık Selahattin Korkmaz, “Ben ilk gün verdiğim ifadeyi tekrar ediyorum. Şahsı görmedim, sokak aydınlatması yoktu. Şahsı tanımıyorum. Bu yüzden suçlamaları reddediyor ve beraatimi talep ediyorum.” dedi. 

Karar 

Tarafların beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya 5 dakikalık ara verdi. 

Aranın ardından mahkeme heyeti, sanık hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl hapis cezası verdi ve bu cezaya takdiri indirim hükümlerini uygulayarak sanığa 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi ve sanığın tutuklama talebinin ise reddine karar verdi.