Ceylan Önkol Soruşturması

İlk Duruşma Tarihi:
28 Eylül 2009
Dava Mahkemesi:
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı
İlgili kararlar:
Maktuller:
Ceylan Önkol

Ceylan Önkol Soruşturması

Diyarbakır Lice ilçesinin Şenlik Köyünde 28 Eylül 2009 günü menşei ve türü tespit edilemeyen 40 mm’lik bir bombaatar mühimmatın patlaması nedeniyle 12 yaşındaki Ceylan Önkol hayatını kaybetti. Ceylan Önkol’un abisi ve köy muhtarı olaydan yaklaşık 20 dakika sonra jandarma karakolunu ve savcılığı patlamadan haberdar ettti. 

Aynı gün, Abalı Jandarma Karakolunda görevli üç çavuş, patlamanın meydana geldiği bölgenin yerel halkın teröre destek verdiği ve gidilmesi tehlike arz eden bir yer olduğu yönünde bir rapor düzenledi ve raporda, savcılığın bu anlatımı onayladığı ve adli muayene yapılması için Ceylan Önkol’un bedeninin jandarma karakoluna getirilmesi emrini verdiği belirtildi. Patlamanın ardından 5- 6 saat sonra Ceylan Önkol’un cenazesi jandarmanın olay yerine gelmemesi nedeniyle aile ve köylüler tarafından jandarma karakoluna götürüldü.

Olay günü akşam saatlerinde Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından  bir inceleme raporu düzenlendi. Bu raporda, Ceylan Önkol’un hayatını kaybettiği bölge, ikamet edenlerin bir kısmı tarafından teröre destek verilen bir bölge olarak tarif edildi ve bu nedenle hâlihazırda olay yerine gidilmesinin çok büyük bir tehlike arz ettiği ve bir başka gün askeri birlik ile patlamanın gerçekleştiği yere gidilmesinin daha uygun olacağı belirtildi. 

Ardından, nöbetçi savcı,  adli muayeneyi yapması gereken bir sağlık ekibi ve bir fotoğrafçı  jandarma karakoluna giderek Ceylan Önkol üzerinde mühimmat parçalarının bulunup bulunmadığını araştırdı. 28 Eylül 2009 tarihli adli muayene tutanağına göre, Ceylan Önkol’un  yüz bölgesinde ve kollarında herhangi bir parça izine rastlanmadığı, ancak gövde seviyesinde ve diğer başka yerlerinde birçok mühimmat parçasının bulunduğu, ölümün altı ila yedi saat önce gerçekleştiği ve patlama nedeniyle iç organların tahrip olması sonucu meydana geldiği ve klasik otopsi işlemine gerek olmadığı sonucuna varıldı.

Ayrıca, olayın basına yansıması sonucunda farklı şehirlerden çok sayıda basın mensubu köye giderek olayı haberleştirdi. Bu süreçte, Abalı Jandarma Komutanlığı basın mensuplarına kimlik kontrolü yaptı ve gelme sebeplerine dair sorular sorarak tutanaklar tuttu. 

Olaya ilişkin Lice Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturmada 29 Eylül 2009 tarihinde Lice Jandarma Komutanlığına gönderilen yazıda, Ceylan Önkol’un ölümüne sebep olan patlayıcı maddenin türü, bölgede bir operasyonun olup olmadığı, bölgede anti personel mayınlar yerleştirip yerleştirmediği, olay günü bir havan topu veya benzeri bir silah kullanılıp kullanılmadığına ilişkin bilgi istedi. Aynı gün, Lice Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen raporda, olay günü herhangi bir havan topu atılmadığı ve patlama yerinden kuş uçumu 9 km mesafede bulunan Abalı ve Yayla Jandarma Karakollarında, azami menzili 5,75 km olan havan toplarının bulunduğu bilgisi yer aldı ve ertesi gün askeri birlik ile olay yerinin incelenmesi yapılmasının mümkün olduğu belirtildi. 29 Eylül 2009 tarihinde Abalı Jandarma Karakolu tarafından düzenlenen tutanakta, jandarmaların Şenlik Köyü sakinlerinden birkaç kişi ile telefon görüşmesi yaptığı ve bu telefon görüşmesinde görüşülen kişilerin kendilerine ailenin devletten para almak için olayı saptırdığını söylediklerine dair ifadeler yer aldı.

30 Eylül 2009 tarihinde, Lice Cumhuriyet Savcısı, bomba uzmanı iki bilirkişi ve askerler eşliğinde olay yeri incelemesi yapıldı. Olay yeri inceleme raporunda, patlamanın meydana geldiği yerin Cemal dağından 200-250 metre uzaklıkta yer aldığı, mühimmatın patladığı yerdeki toprakta küçük bir çukurun bulunduğu ve bu patlamaya dair işaretlerin iki ağaç üzerinde görülebilir olduğu belirtildi. 

Aynı gün savcılığın talebi ile Lice Sulh Ceza Mahkemesi 30 Eylül 2009 tarihinde dosyada gizlilik kararı verdi. Gizlilik kararı alınması üzerine aile üyeleri  avukatları aracılığı ile karara 8 Ekim 2009 tarihinde itiraz etti  ancak itirazı inceleyen Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi bu talebi  reddetti.

Soruşturma sürecinde Lice Cumhuriyet Savcılığı tarafından, 5 Ekim 2009 tarihinde Yayla Köyünden iki kişinin, Şenlik Köyünden bir kişinin ve Abalı Köyünden bir kişinin  ifadesini aldı. 6 Ekim 2009 tarihinde de, aile üyelerinin ifadeleri alındı.

Soruşturma sürecinde 12 Ekim 2009 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi bünyesinde patlayıcı madde uzmanı iki bilirkişi tarafından bilirkişi raporu düzenlendi. Bu raporda, Ceylan Önkol’un patlama yerinin yakınında şekli bozulmuş halde bulunan tahrasıyla söz konusu mühimmata vurduğu sonucuna varıldı. Raporda, Ceylan Önkol’u bir havan topu, roket ya da havan topu mermisiyle vurulmuş olması halinde, cesedinin parçalara ayrılabileceği, patlama sırasında çok geniş bir çukurun oluşabileceği ve çevredeki ağaçlarda daha büyük hasarların görülebileceği belirtildi.

Lice Cumhuriyet Savcılığı tarafından 14 Ekim 2009 tarihinde Lice Jandarma Komutanlığına gönderilen yazıda, Ceylan Önkol’un ölümüne neden olan patlayıcının 12 Ekim 2009 tarihli bilirkişi raporuna göre 40 mm'lik bombaatar mühimmat olduğu belirtilerek olay yerine yakın bir çatışmanın olup olmadığı, olduysa hangi tarihlerde gerçekleştiği, katılan birlikler, kullanılan silah ve mühimmatlar, patlamanın nasıl meydana geldiğine ilişkin istihbari  çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi istedi.  Lice Jandarma Karakolu bu bilgilere ilişkin bir araştırma tutanağını düzenledi. Ancak bu araştırma tutanağında, 1998 yılından bu yana köy ve civarında meydana gelen çatışmalar, olaylara ile  köy sakinleri, aile üyelerine yönelik suçlayıcı ifadelere yer verildi. Soruşturma devam ederken Jandarma komutanlığı tarafından hazırlanan fezlekede, “bölge insanının her türlü konuyu “terör” olayı olarak istismar ettiği (.....) devletten bu suretle maddi yarar elde etmeye çalıştığı, nitekim aileden bir kişinin PKK örgütü dağ kadrosunda bulunmasının dikkate değer olduğu, köylülerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda açıkça konunun istismar edildiğinin dile getirildiği” şeklinde iddialar yer aldı. Bu nedenlerle aile  kendilerine ve kızlarına hakaret edildigi ve ayrımcılığa maruz kaldıkları, görevlilerin olay yerine gitmemeleri gerekçesiyle ilgili Jandarma yetkilisi hakkında 31 Aralık 2009 tarihinde suç duyurusunda bulundu. Bu suç duyurusu sonucunda Lice Savcılığı tarafından açılan soruşturmada 23 Aralık 2010 tarihinde takipsizlik kararı verildi. Bu karara karşı yapılan itiraz da reddedildi. 

15 Ekim 2009 tarihinde, Lice Cumhuriyet Savcılığı, mevcut delil durumunu dikkate alarak, Lice Asliye Ceza Mahkemesi’nden soruşturmanın gizliliğinin kaldırılmasını talep etti. Aynı gün, Lice Asliye Ceza Mahkemesi, savcılığın talebini kabul etti ve soruşturmanın gizliliğini kaldırıldı.

30 Aralık 2009 tarihinde Ceylan Önkol ailesinin avukatları soruşturma dosyasına soruşturmanın seyrine ve eksikliklere ilişkin bir dilekçe sundu. Müşteki vekilleri verdikleri dilekçede, olayda kullanılan 40 mm bombaatar mühimmatının çevredeki Jandarma birimlerinde bulunup bulunmadığının, kimlere zimmetli olduğunun, kullanım prosedürü ve envanter kayıtlarının, menzil ve patlama etkilerinin ayrıntılı biçimde araştırılmasını; olay yerindeki askeri faaliyetler ile izleme sistemlerinin tespit edilmesini ve tüm bu incelemelerin Jandarma yetkililerinin şüpheli konumu gözetilerek Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarlarınca yapılmasını talep etti.

Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından alınan 11 Şubat 2010 tarihli ekspertiz raporunda, 40 mm’lik bombaatar mühimmatı, hassas çarpma tipi tapası nedeniyle sert bir darbeyle infilak edebileceği; patlama halinde yüksek güçlü patlayıcı içeriği sebebiyle yakın mesafede ağır iç organ hasarı, doku kaybı, şarapnel izleri ve yanıklar oluşturacağı belirtildi. Raporda, Ceylan Önkol'un diz çökmüş halde elindeki sert cisimle patlamamış mühimmata vurması sonucu meydana gelen patlama nedeniyle hayatını kaybetmiş olabileceği değerlendirildi.

Aile avukatları olayın oluş şekli, Ceylan Önkol’un ölümüne neden olan patlamanın şekli ve soruşturma dosyasındaki raporlar konusunda tespit ettikleri çelişkilerin giderilmesi, gerçeğe ve sorumlulara ulaşma konusunda soruşturma dosyasına yardımcı olabileceği, aydınlatıcı olabileceği düşüncesi ile soruşturma dosyasındaki mevcut evraklar ve görüntüler üzerinden alanında uzman bilirkişi olan Prof. Dr. Ümit Biçer’den belirtilen konularda bir uzman mütalaası aldı. Aile avukatları tarafından soruşturma dosyasına sunulan Prof. Dr. Ümit Biçer tarafından düzenlenen 12 Ağustos 2010 tarihli uzman mütalaasında, patlamanın kişinin müdahalesi olmaksızın önünde, yerde veya yere yakın olarak meydana geldiği, kişinin eli veya elinde bulunan bir nesneyle müdahalesinin düşünülmediği kanaati belirtildi.

3 Ağustos 2011 tarihinde aile avukatları olayın üstünden iki yıl geçmiş olmasına rağmen henüz soruşturmanın sonuçlanmamış olduğu ve en son hangi işlemlerin yapıldığına ilişkin bilgi verilmesini içeren bir dilekçe sundu.

Lice Cumhuriyet Savcısı istemi üzerine Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından alınan 19 Mart 2012 tarihli bilirkişi raporunda, Ceylan Önkol’un yerde bulunan mühimmata çelik bir nesneyle vurduğu ve dolayısıyla patlamaya neden olduğu belirtildi.

Lice Cumhuriyet Savcısı, 19 Temmuz 2012 tarihinde, 2. Motorlu Tugay Komutanlığından, bölgede gerçekleşen ve 40 mm çapında mühimmatları atan bir silahın kullanıldığı silahlı çatışmaların kendisine bildirilmesini istedi. 2. Motorlu Tugay Komutanlığı, 1998 yılından beri bölgede güvenlik güçleri ile bölücü terör örgütü üyeleri arasında on iki çatışmanın yaşandığı ve bu tür bir silahın bu çatışmalar sırasında ordu tarafından kullanıldığını belirten herhangi bir veriye sahip olmadığı yönünde cevap verdi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, 20 Mart 2013 tarihinde savcılığa verdiği cevapta, 40 mm çapında mühimmatları atan pek çok silah, yakalanan terör örgütü üyelerinin itiraflarının ardından yürütülen operasyonlar sırasında bulunduğu belirtildi.

Lice Cumhuriyet Savcılığı, 18 Şubat 2013 tarihinde, Önkol ailesi tarafından Abalı Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında görevi ihmal nedeniyle yaptıkları suç duyurusu açılmış olan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verdi.

Lice Cumhuriyet Savcılığı 24 Nisan 2014 tarihinde, yürütülen soruşturma sonucunda fail veya faillerin açık kimlik ve adreslerinin belirlenemediği ve taksirle ölüme sebebiyet verme suçunun 15 yıllık zamanaşımı süresine (28 Eylül 2024 tarihine) kadar, söz konusu eylemin faillerini tespit etmek amacıyla daimi arama kararı verdi. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki Süreç

2010 yılına değin olan süreçte dosyada bir gelişme yaşanmaması üzerine aile avukatları tarafından AİHM’e başvuru yapıldı. Yapılan başvuruda, karakoldan havan topu atılması nedeniyle Ceylan Önkol’un hayatını kaybettiği ve açılan soruşturmanın ise savcının olay yerine geç gelmesi, gizlilik kararı verilmesi, sorumluların belirlenememesi ve soruşturmanın derinleştirilmemesi gerekçeleriyle etkili yürütülmediği belirtildi. AİHM, 2017 yılında verdiği kararda, soruşturmaya dair belirtilen eksiklerin soruşturmanın etkin yürütülmediği anlamına gelmeyeceğini ve Ceylan Önkol’un ölümcül güç kullanımı sonucu hayatını kaybettiğine ilişkin bir sonuca varmak için yeterince ikna edici unsurların bulunmadığı kanısıyla yaşam hakkının usul ve esas bakımından ihlal edilmediğine karar verdi. 

İdare Mahkemeleri Önündeki Süreç

Önkol ailesi avukatları aracılığıyla 2010 yılında Diyarbakır İdare Mahkemesinde maddi manevi tazminat davası açtı. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, 24 Eylül 2014 tarihinde, yürütülen ceza soruşturmasının sonuçları ışığında, Ceylan Önkol’un  olay sırasında yerde bulunan bir mühimmatın patlaması neticesinde hayatını kaybettiği dosyada söz konusu mühimmatın kaynağının belirlenmesine imkân verecek herhangi bir unsurun bulunmadığını belirtti. Ancak Anayasa’nın 125. Maddesi kapsamında devlet görevlilerine atfedilebilir herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığında bile tazminatı zorunlu olarak gerektiren, devletin objektif sorumluluğunun bulunduğu değerlendirmesiyle talep edilen tazminatın çok altında bir miktarda tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak avukatlar tarafından bu karara yapılan itiraz sonucunda Danıştay 2019 yılında bozma kararı verdi. Bunun üzerine dava Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde görülmeye devam etti. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 2021 yılında verdiği kararda, olayda devletin hizmet kusuru olduğunu belirterek tazminat talebini kabul etti.